Geçen yıldan devam!

Adettendir, önce yeni yılı kutlaması:

Yıllar insan gibi eskiyip gider
Giderken insana oyunlar eder
Kimi insan ağır bedeller öder
Yeni yıl bedelsiz günler getirsin

***

Savaşlar, kuraklık, kıtlık, açlık yüzünden dünya yaşanır yer olmaktan çıkıyor. Bir kara kaşın… Bir güzel gözün… Bir anlamlı sözün… Kıymetinin kalmadığı kevnü mekanda, ozanların ‘isyanım var ulan’ demesi için ‘gerekçe çok’ dedik ya, ozan yine de insani bir nida ile yürek parçalar;

Aradan kalktı mı hürmetle hatır
Gelen günler geçen günü aratır
Mazlum Davut Sulari’yi ağlatır
Sefil sergân olmak reva mı bize

Reva gören var ise…

Hırkalı ne dersin hal ve gidişe
Ozanlar isyankar isyan edişe
Hele dur sevdiğin senle didişe
İnsanlar ağlıyor perme perişan

***

Kadınları pazarlayan Manukyan’a ödül verip madalya takanlar…
Çiftlikbank’ın tosuncuğunu çayır çimene salanlar…
Rüşvet tezgahı kuran Rıza Zarrab’lar…
Jaguarlar, saatler, davullar, zurnalar…
Ankara’yı parselleyenler, yiyenler, içenler.
Başkentin içine edenler…
Rezidanslar, katlar, yatlar…
Ve bunların önünde, arkasında, sağında, solunda bulunanlar…
Hepiniz buraya, yumruk havaya!

***

‘Suçlu ayağa kalk’ çığlığı sahipsiz kalıyorsa hepsini de ulu ozan Pir Sultan’a havale etmek gerekir.:

Pir Sultan Abdal’ım sözlerim haktır
Hak diyen kullardan şek şüphem yoktur
Cehennemde ateş olmaz nâr yoktur
Herkes ateşini burdan götürür

***

“Sen ne diyon arkadaş” diyen varsa, Nesimi’yi salarım üstlerine:

Bedenimde değil ruhumda sızı!