Dışarıda;

ABD Başkanı Trump, daldığı zafer sarhoşluğundan ateşkes ile ayılıyor; yine de rastgele tehdit savurmaya bayılıyordu…
Bibi, Telaviv sokaklarına yayılan protestolara rağmen, yayılmacı politika ile yayıldıkça yayılıyordu…
Putin ve Şi Cinping’in savaşa karşı takındığı tavır, ‘rakibin hata yapıyorsa ses etme’ taktiği sayılıyordu!
Gençliğimizin süper starlarından Aşık Mahzuni Şerif, bugün bile, “Amerika katil katil” diye bağırıyordu!

***

Mahzuni dedim de “Kara gözlüm nisan ayı gelince” türküsü geldi hatırıma.

Güneşin bulutları yendiği, meltem için ‘iyi ki esiyor’ dendiği demlerde türkü çığırmak can yakmaz, cana can katardı ama esrarengiz halleri de hesaba katmak gerekirdi.

Misal, ben, Mahzuni’ye seğirtip, “Ey büyük ozan, nedir bu nisan ayının esbabı mucibesi” diye sorsam, diyeceği belliydi;

Kara gözlüm nisan ayı gelince / Gene yolumuzda gurbet görünür
Akar gözlerimden inceden ince / Kanlı yaş ellere şerbet görünür

***

İçeride;

Dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeler karşısında bildiğini okuyan Reis, yerli/yabancı görüşme yapıyor, siyaseten işine gelen yollara sapıyordu…
‘Özel’ bir plan yerine ‘Özgürce’ miting yapan CHP’liler, meydanlardan seçim mesajı kapıyordu…
DEM Parti ve Kurucu Önder ile at başı siyaset güden Bahçeli, sürece ilişkin çağrılar yapıyordu…
Herkeşi dinleyen Millet Bahçesi sakinlerinin kimi kendinden geçiyor kimi kopuyordu…

***

Bu ahval ve şerait içindeki ben, yeniden Mahzuni’ye varıp, ‘medet’ diyordum! Darda bırakmadı;

Bana yücelerden seyreden dilber / Siyah kipriklerin ok mu cananım
İnsaf et yüzünü yüzüme dönder / Izdırabın sonu yok mu cananım

***

Halime bakarak, güneşten gelen dünya dışı yaratık sanan Trump, “Hırkalı, rahat ol gümanın nedir” sorgulamasına başlayınca, ‘şek şüphe yoktur’ manasında, “Gönül sevdi benim günahım nedir” dedim!

***

Yurdum insanının kimi bir hoş kimi ser hoş idi! Durumu İbrahim Talıses’in sesinden Mahzuni ile birlikte dinledik!

Karlı dağlar kara bulut içinde / Yaylası hüzünlü yöresi bir hoş
Sevdalı yolcular umut içinde / Hayalin düğünü töresi bir hoş

Kendi türküsünü duyar da durur mu büyük ozan. Türkünün sonunu o getirdi:

Mahzuni yıldızım aylar içinde / Bağlamışım zülfü yaylar içinde
Yüzemez yunuslar çaylar içinde / Deniz vurgununun yaresi bir hoş

***

X,Y,Z kuşaklarının iletişim dili çok farklı ammaaa ben meramımı esrarlı değil, güneş kadar aydınlık, meltem kadar serinlik sunan şu dörtlük ile anlatmak istiyorum:

Kırma hatırımı gül yüzlüm benim
Gül olsan da gün gelir ki solarsın
Kara toprak olur gider bedenin
Saçlarını yolum yolum yolarsın

Rahmet olsun büyük ozana, sevgi dolsun gözü yaşlı nisana…