Dışarıda…
Trump’ı dinleyenler, bir insanın bir günde hatta bir dakikalık bir açıklamanın içinde birkaç kez kendisiyle nasıl çelişebileceğini anlamaya…
‘Bir sana üç bana’ yani ‘üçün biri’ ve ‘çökme’ yöntemiyle batıya kayan malın ‘adil’ şekilde nasıl üleşilebileceğine akıl erdirmeye çalışıyor; “Helal sana Karayip korsanı” diyordu!
İçeride…
Dünya gözünü topa dikmiş, ‘Bizim Çocuklar’ ilk maç için gün sayarken;
CHP, ‘Özgür’ ama ‘Özel’ bir süreç yaşıyordu…
Kılıçdar Oğlu namlı eski/yeni genel başkan, kurduğu disiplin değirmeninde muarız öğütüyordu!
CHP, grup/grup dalaşırken cumhur zil takıp coşuyordu!
Reis CeHaPe’lilere (siyaseten) bir nevi ‘vurun’…
Bilge Lider, ‘Özel’ bir çağrı ile ‘durun’…
İmam Oğlu, ‘Özel’ bir talimatla oyun kurun…
Kurucu Önder gazetecilere ‘buyrun’ diyordu!
***
Siyasetten ve siyasetçiden uzak durayım diye “Darbuka çala çala / Çıktım bir kuru dala” türküsünü çığırarak Siyaset Bulvarını hızlıca geçip, Millet Bahçesine attım kendimi…
Ankara’dayım diye bir başkent türküsü tutturarak sakin bir ağaç gölgesi aradım:
Atım Araptır benim / Yüküm şaraptır benim
Bu yıl böyle giderse / Hâlim haraptır benim
Az ötedeki bir emekli, “Emişim de gümüşüm bir hoşum / Çokça da içmişim sarhoşum” diye türküyü devam ettirince sustum! El ederek çağırdı:
- Gasteci ba’hele.
- Buyur baba…
- Siyasete ne diyon?
Beklenmedik soru karşısında ensemi kaşırken 4 yıl öce yazdığım bir yazıdaki dörtlükler geldi hatırıma! Birini okudum:
Siyaset dediğin kaynayan kazan
Marifet; pişerken pişmeden kazan
Kazanırken gördüm mezarın kazan
Dikkat kadar rikkat ister siyaset
Emekli siyasetten anlıyordu!
- İyi de CHP’nin hali nic’olur? Sonu nereye varacak bu kapışmanın?
İmdadıma diğer dörtlük yetişti:
Siyasette emmi, halalar gördüm
Güzellik yanında belalar gördüm
Kondular, rezidans, helalar gördüm
Kazanan kazandı, kaybeden gitti
***
Sözü kendine getirdi:
- Bunlar kendi derdine düşmüşken bizim sesimizi kim duyacak, derdimize kim çare arayacak?
Haklıydı! Cevabım, ‘derman’ ile ‘öğüt’ arası bir yol gösterme dörtlüğüyle oldu:
Kelle/paça bazı derde dermandır
Siyasetse her bir derde dermandır
Yeri gelir onmaz işe fermandır
Yeter ki paçayı kaptırma derde
***
Beklediği yanıtı alamamış olmanın kızgınlığı ile “Senden bize hayır yok” diyerek kalkıp uzaklaştı.
Peşine Kazak Abdal’ı saldım, belki istediği cevabı verir diye!
Eşşeği saldım çayıra / Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra / Yoranın da…
Meğer türküyü biliyormuş, cevap verdi giderayak:
Kazak Abdal söz söyledi / Yaktı köyü mahveyledi
Sorarlarsa kim söyledi / Soranın da…
***
Uyandığımda ekran ikiye bölünmüş, iki ayrı CHP haberi veriliyordu!