Kişi kendini en güvende hissettiği anda başına bin bir türlü iş gelebiliyor. Dünün malikleri bugünün mülksüzü, bugünün hakimleri yarının mahkumu olabiliyor…

Dışarıda...

Kendisini ülkesinde ‘malik’ zanneden dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, bir gece yatak odasından karısıyla birlikte alınıp götürüldü! Şimdi Trump’ın zindanında!
İran’ın karmaşık ama sağlam devlet/ordu yapısı içinde kendisini erişilmez, ilişilmez, dokunulmaz zanneden (tepeden tırnağa) sayısız isim şimdi mevta!

İçeride...

Dünya Kupası’na ‘gizli favori’ olarak giden fakat Avustralya sırıkları karşısında biçare kalınca, sırtlan ve akbaba yemi yapılan ‘bizim çocuklar’…
Makamını, koltuğunu, sahip olduğu yetki ve görevleri muarızlarına koz verecek şekilde kullananlar…
Uçkuruna sahip olamayanlar…
Dilini tutamayanlar…
Siyaseten hata yapanlar…
Ve daha kimler kimler; akla/hayale gelmeyen hallerin içine düştü. Maazallah!

***

Eğer kendinizi Kul Kevseri gibi hissederseniz, bir özgüven patlaması yaşayabilirsiniz. Ancak an gelir bir derdi güzele baş eğer, itiraf edersiniz! Şöyle:

Hiçbir kuvvet yıkamazdı / Yan bir gözle bakamazdı
Bileğimi bükemezdi / Yâr derdiyle ezildiğim

Halim ozandan azade değildi. Siyaset Bulvarındakiler birbirine çelme takıp omuz atarken, iç/dış tüm gelişmeleri harmanladığım zihnimi zinde tutmak için Neşet Ertaş ustayı doladım dilime. ‘Kahveyi Kavuranlar’ türküsünü çığırarak indim Politika Kasabasına!

Kayfeyi kavuranlar / Dumanın savuranlar
Cennet yüzünü görmesin / Seveni ayıranlar

Birileri, “Get işine” tepkisiyle savmak isteyebilir ama halleri benden beter olabilir! Onlara, o muhteşem türküyü hatırlatırım!

Kahpe Felek sana n’ettim n’eyledim / Attın gurbet ele parelerimi
Akıbeti beni sılamdan ettin / Kestin mümkünümü çarelerimi

Böylesine bir çaresizliğe düşmüş olan varsa, onlar anlar beni!

Anlamayıp, “Ben kemlik görmedim hüsn-ü alâdan” diye dolaşan çıkabilir. Onları da ulu ozana havale ederim:

Kul Himmet’im ötesini bilirim
İflâh olmam ben bu dertten ölürüm
Vadem yeter şol gurbette kalırım
Dost olan giyinsin karalarını

***

İnsan, olaylar ve tehditler karşısında öylesine çaresiz ki, bir şeylere geç kaldığı zaman onun bedelini çok ağır ödeyebiliyor. O hallere düşmemek için büyük ozan Mahzuni Şerif, kendi geç kalmışlığı ile herkesi uyarıyor. İletiyorum:

Hesap ettim ayak altı baş yedi
Vallahi nazlı yâr gene geç kaldık
Hınzır bülbül gül dalında leş yedi
Katmerlendi zarar gene geç kaldık

Herkeş payına düşeni alsın!