Bu durumu özellikle Kılıçdaroğlu yönetiminin başta İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik olmak üzere birçok il başkanını disiplin kuruluna sevk etmesi tetikledi.
Son bir haftadırki gelişmelerle beraber CHP’de Özgür Özel yönetimi için yeni parti artık kaçınılmaz hale gelmeye ve yavaştan uç vermeye başladı.
Bu durumu özellikle Kılıçdaroğlu yönetiminin başta İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik olmak üzere birçok il başkanını disiplin kuruluna sevk etmesi tetikledi.
Bu ihraçlar aslında Kılıçdaroğlu yönetiminin hem Özgür Özel yönetimine hem de parti kadrolarına verdiği bir gözdağıydı.
Dikkat edilirse bu ihraç kararı Özgür Özel yönetiminin olağanüstü kurultay talebiyle 833 delegenin imzasını 74 il başkanıyla beraber genel merkeze teslim etmesinin hemen ardından geldi. Yani Kılıçdaroğlu yönetimi bir nevi Özgür Özel yönetiminin hamlesine karşı hamle yaptı. Ve bu hamleyle parti kadorlarına “tasfiye olmak istemiyorsanız benimle çalışmaya direnç göstermeyin, biat edin” mesajı göndermiş oldu.
Ancak, biat etmeyeceğini en baştan ilan edenler de oldu ve CHP’de artık yavaştan istifalar da başladı. Bu istifaların en dikkate değeri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay oldu. Bu istifayla İzmir Belediyesi 22 sene sonra ilk kez artık CHP’de değil. Bu durum Kılıçdaroğlu’nun eseri.
Bu esnada Kılıçdaroğlu bir hezimet yaşayacağını çok iyi bildiği olağanüstü kurultaydan dosyadaki tedbir kararını bahane ederek sonuna kadar kaçmakta. Öyle anlaşılıyor ki mutlak butlan kararı ile mahkeme Kemal Kılıçdaroğlu’na padişahlık yetkileri vermiş durumda. Yani Kılıçdaroğlu yönetimi CHP’nin parti tüzüğüne aykırı istediği her kararı alabiliyor ama bir tek kurultay toplayamıyor. Parti Meclisi onayı olmadan Merkez Yönetim Kurulu’nu toplayabiliyor, milletvekillerini tüzüğe aykırı şekilde ihraç edebiliyor ama nasıl oluyorsa olağanüstü kurultayı toplayamıyor. Bu elbette ki bir bahane. Kılıçdaroğlu tüm bu hukuksuz işlerinde iktidar güdümündeki yargının kendisine arka çıkacağını biliyor ve buna güveniyor.
Süreç gösteriyor ki Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu yönetimleri arasındaki bu gerilim bu şekilde karşılıklı olarak sürecek ve bir noktada yeni parti artık kaçınılmaz hale gelecek. Ancak, parti kadroları nezdinde o partinin tamamen meşru olabilmesi için önce iç mücadele yollarının tüketilmesi gerekiyor. Bu iç mücadele yolları ile Özgür Özel, Kılıçdaroğlu yönetiminin ne kadar gayrımeşru olduğu algısını şüpheye yer bırakmayacak şekilde zihinlere yerleştirmeye çalışıyor. Bu şekilde CHP’yi başka türlü bırakmak istemeyebilecek on yıllardır partide olan kadrolara da fiilen başka seçenek bırakmıyor.
Nitekim yeni partiyi Özgür Özel de artık verdiği mülakatlarda dillendirmeye başladı.
Tabii Özgür Özel meseleyi şöyle ortaya koyuyor: “CHP 26 Temmuz’a kadar kurultay yapmazsa seçimlere giremeyebilir. Eğer bir baskın seçim gelirse de hazırlıksız yakalanabilir; o yüzden biz yeni parti hazırlıklarına şimdiden başladık.”
İşin doğrusu, rejimin Kılıçdaroğlu yönetimindeki bir CHP’yi 26 Temmuz’a kadar kurultay yapmasa bile seçime sokmaması için bir sebep yok. Ama o tarihe kadar Özgür Özel yönetimi partiyi geri alabilirse (ki bu çok zor), o zaman gerçekten de CHP’yi bu bahaneyle seçime sokmayabilirler. Bu durum Türkiye’de hukukun nasıl işlediğini de bir kez daha gözler önüne seriyor.
Özgür Özel’in söylemi siyaseten anlaşılabilir ancak Özgür Özel de olağanüstü kurultay yollarının bir noktada tamamen kapatılacak olacağını ve yeni partinin baskın seçim değil asıl bunun için gerekli olduğunu tahmin edemiyor olamaz. Ama stratejik sebeplerden ötürü bunu bu şekilde ortaya koymuyor; onun yerine olağanüstü kurultay baskısını artırabilmek için “bizi seçime sokmayabilirler” diyor.
Tüm bunlar olurken, diğer yandan Özgür Özel’e yönelik aba altından sopa göstermeler de devam ediyor. En son Özgür Özel’in de içinde bulunduğu tamamı muhalif 11 milletvekili ile ilişkili fezlekeler meclise gönderildi.
Ben Özgür Özel’i şu aşamada tutuklamaya çalışacaklarını düşünmüyorum. Çünkü şu anda CHP’deki iç mücadele ve kargaşa görüntüsü tam da iktidarın istediği şey. Bu şekilde normal şartlarda iktidara yürümekte olan CHP için halkta “bakın nasıl birbirlerine düştüler; bunlara zinhar devlet emanet edilmez” algısı oluşturabilmekteler.
Ama Özgür Özel CHP’den ayrılır, yeni bir parti kurar ve bu parti de %30’un üzerini görürse, ki Sonar’ın son kamuoyu araştırması bu yöndeydi, o zaman Ekrem İmamoğlu için harekete geçtikleri gibi Özgür Özel için de harekete geçmeleri bence maalesef olası.
Her yazımda söylüyorum. Türkiye çok kritik bir dönemeçte. Önümüzdeki 2 yıldaki politik mücadele Türkiye’nin kaderini belirleyecek. Ya Rusya gibi olacağız ya da Macaristan. Biz bu köşede elbette demokrasi ve hukuk devletinden yana taraf olmaya devam edeceğiz.