Butlan CHP’sinden ayrılarak Özgür Özel liderliğinde kurulacak yeni partide artık son düzlüğe girildi. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırması hâlâ beklenmekte, ayrıca partiye kurultay yolunu açacak bir çağrı heyeti atanması için sulh hukuk mahkemesine de başvuruldu. Ancak, bu başvurulardan artık bir sonuç çıkması pek mümkün gözükmüyor.

Özgür Özel yönetiminin sonuç üretmese dahi önce hukuk yollarını tüketmesi legal meşruluk açısından önemliydi. Aksi takdirde hem CHP içinden hem de iktidardan bu yönde eleştirilere maruz kalabilirdi. Şimdi ise kolayca “ben gerekli hukuki başvuruları yaptım ama siyasallaşmış yargıdan bir sonuç çıkmadı; yeni parti tek çare” diyebilir.

Ayrıca bu süreç yeni partinin kuruluş hazırlıkları açısından da faydalı oldu, hem idari ve teknik hem de taban desteği düzeyinde. Malûm sıfırdan parti kurmak kolay bir iş değil.

Ama artık bir yandan da bu işin gecikmemesi gerekiyor. Ne CHP içinden ne de iktidar güdümündeki yargı yoluyla bir olağanüstü kurultayın yapılmayacağı netleştiğine göre artık yeni parti için düğmeye basılmalı.

Nitekim son kulis bilgisi yeni partinin (ki ismi de gerçekten “Yeni Parti” olacak gibi gözüküyor) adli tatilin başlayacağı 20 Temmuz’da ilan edileceği yönünde. Ancak, Özgür Özel 2 gün önce katıldığı bir yayında Temmuz sonu Ağustos başı adım atılacağını da söyledi. Öyle veya böyle bu işin Ağustos’a kadar biteceği anlaşılıyor.

Başlarda yeni partinin oylarını yüksek çıkaran anketler bana inandırıcı gelmiyordu. Böyle dönemlerde genelde anket firmaları belli kesimlere yaranmak, medyada yer bulabilmek ya da halktan pozitif reaksiyon alıp adından söz ettirebilmek için şişirilmiş anketler yapabiliyorlar. Kılıçdaroğlu 2023’te cumhurbaşkanı adaylığını ilan ettiğinde buna meşruluk kazandırabilmek için nasıl %55-60’larla seçimi kazanacağına dair anketler yayınlandığını unutmamalı.

Bununla beraber, zamanla gördüm ki daha güvenilir anket şirketleri de Özgür Özel’in kuracağı yeni partiyi %35’lerde ve birinci parti olarak gösteriyor. Sonar ve Metropoll’ün bu yönde anketlerini zaten görmüştük. En son Rawest and İstanPol’ün ortak çalışması da benzer bir sonuç veriyor.

Bu dikkate değer bir durum çünkü, birincisi, parti daha kurulmadı bile. İsmi, logosu, yönetim kadrosu bilinmiyor ama buna rağmen halkta şimdiden karşılık bulmuş durumda. Bu Türkiye’de nasıl bir değişimi talebi olduğunu net olan gösteren bir durum.

İkincisi, ve daha önemlisi, Rawest and İstanPol’ün anketinde Kılıçdaroğlu CHP’si de %5’ler civarında bir oy alıyor gözükmesine rağmen Özgür Özel’in yeni partisi CHP’nin mutlak butlandan önceki oyu olan %35’i halen koruyor.

Öyle görünüyor ki Kılıçdaroğlu CHP’sine kaybedilen oylar hem muhalefet hem iktidar seçmeninden gelen yeni oylarla telafi ediliyor. Aslında bu bir yönüyle şaşırtıcı değil çünkü CHP’den ayrılmak başta bazı riskler barındırsa da CHP’nin toplumun önemli bir kesiminde var olan negatif imajından kurtulunduğu için yeni partinin aslında iktidar seçmeninden oy alma şansı da artıyor.

Ancak, bu oy oranlarının bu seviyede kalıp kalmayacağı, hatta ileride artıp artmayacağı, yeni partinin göstereceği performansa da bağlı. Yeni partinin özellikle sekter sol veya katı ulusalcı bir söylemden kaçınması şart. Ilımlı düzeyde Atatürkçü, dozunda popülist, mutedil bir merkez parti olması ve özellikle değişimi ve ekonomiyi vurgulaması yeni partiyi %40’lara taşıyacak olan formül.

Bununla beraber, ülkede siyasal rejimin geldiği nokta itibariyle aslında yeni partinin önünde kendi performansından öte daha büyük bir risk var. O da yeni partinin önünün yargı yoluyla kesilmeye çalışılması.

19 Mart süreciyle Ekrem İmamoğlu nasıl tutuklandıysa, 21 Mayıs süreciyle Özgür Özel nasıl CHP genel başkanlığından uzaklaştırıldıysa, iktidarın yargıyı kullanarak halkta karşılık bulan yeni partinin önünü kesmesi de maalesef ki olası.

Nitekim bu yönde emareler de ortaya çıkmaya başladı. Geçtiğimiz hafta Çankaya Belediyesi’ne yapılan operasyon ve belediye başkanının tutuklanmasını münferit bir olay gibi görmek mümkün değil. İstanbul’da sonu Ekrem İmamoğlu’na giden süreç de aynı bu şekilde ilk Esenyurt Belediyesi Başkanı’nın tutuklanmasıyla başlamıştı.

Ama sonuç bence gene de değişmeyecek.

Ben yargıyı araçsallaştırarak Türkiye’de demokratik bir değişimin önünü ne kadar tıkamaya çalışırlarsa çalışsınlar son tahlilde buna engel olamayacaklarını düşünüyorum.

Su akar yolunu bulur. Evet daha zor olur ama değişim talebi halkta karşılık bulmuşsa, ki mutlak butlana rağmen Özgür Özel’in daha kurulmamış partisinin %35’leri görmesi açıkça bulduğunu gösteriyor, bu farklı yöntemlerle geciktirilebilir ama engellenemez.