Bunlar sadece son 5 gün içerisinde CHP’den ve diğer muhalefet partilerinden AKP’ye geçen isimler.

CHP’li Haymana Belediye Başkanı Levent Koç

CHP’li Milletvekili Nimet Özdemir

İYİ Parti Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı

CHP’li Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan

CHP’li Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan

Bunlar sadece son 5 gün içerisinde CHP’den ve diğer muhalefet partilerinden AKP’ye geçen isimler.

Artık AKP’ye tek tük milletvekili veya belediye başkanı geçişinden çok bir geçiş furyasından bahsetmek daha doğru. Bu geçişlerin bir furya haline gelmesi ise bize Türkiye’de rejimin evrilmekte olduğu yer konusunda bir fikir veriyor.

Geçişlerin arkasındaki temel motivasyon ne? Tabii ki ideoloji ve dünya görüşündeki bir değişim değil. Bugünkü siyasi kutuplaşma ortamında, tabandan büyük tepki göreceğini bildiği halde hiçbir siyasetçi ideoloji/dünya görüşündeki değişimi nedeniyle parti değiştirmez. Bu hiçbir şekilde inandırıcı olmaz.

Belediye başkanlarında temel motivasyon tutuklanma korkusu. Her hafta birkaç CHP’li belediye başkanının tutuklandığı bir siyasi ortamda AKP’den kendilerine yaklaşıldığında CHP’li veya muhalif belediye başkanlarının buna hayır diyebilmesi oldukça zor. Özellikle de gerçekten bir “açıkları” varsa. Belediye başkanı geçişlerinde bu açıkça birincil faktör.

Tabii başka ikincil faktörler de sayılabilir. Belediye başkanlarının bulunduğu il veya ilçeye hizmet götürebilmesi için merkezi hükümetle arasının iyi olması önemli. Malûm, mevcut iktidar da kendinden olmayan belediye başkanlarının icraatlarını kısıtlamaya eğilimli. Bu belediye başkanları iktidar partisine geçerlerse kendi il ve ilçelerine daha iyi hizmet götürerek bir kez daha seçilebileceklerini düşünüyor olabilirler.

Milletvekillerinde ise temel motivasyon tutuklanmadan çok kariyer ve rant gibi duruyor. Geçiş yapan milletvekillerine muhtemelen geleceğe dönük, örneğin bir kez daha aday gösterilme gibi, vaatlerde bulunuluyor. Ayrıca Türkiye’de iktidar camiasında olanlar iktidarın kontrol ettiği büyük ekonomik rant pastasından pay alabiliyor. Bu “pay” bazen bir yakınını iyi bir kamu pozisyonuna getirmek bazen de devletten ihale almak oluyor. Bu noktada 2 yılda 3 parti değiştiren Nimet Özdemir’in de bir iş insanı olduğunu unutmamak lazım.

Tabii geçişlerde muhalefetin yargı müdahaleleriyle içine düşürüldüğü durum da rol oynamakta. Son geçişlerdeki hızlanmanın mutlak butlan kararının sonrasına denk gelmesi bir tesadüf değil. “CHP birbirine düştü, işlerin nereye evrileceği belli değil, buradan bir siyasi gelecek çıkmayacak gibi” düşüncesi de bu belediye başkanı ve vekilleri parti değiştirmeye itiyor olabilir.

Peki Erdoğan ve AKP neden bu geçişleri bu kadar kolay kabul ediyor? Çünkü bu geçişler hem kendi partisi içerisinde hem de halkta tepki doğurabilir.

En önemli neden güçlü gözükmek. Bu geçişlerle iktidar ne kadar güçlü durumda olduğunu gösteriyor ve iktidarın değişmeyeceği sinyalini veriyor. Çünkü gerçekten de bugün Türkiye’de yakın zamanda iktidar değişikliği olacağı gibi bir siyasi atmosfer olsa bu sayıda belediye başkanı ve milletvekili AKP’ye geçiş yapar mı? Tutuklanma korksunudan ötürü bir kısım belediye başkanı gene geçebilirdi ama bu derece bir furya olmazdı.

Bu geçişlerdeki ilginç bir husus, Erdoğan ve AKP’nin geçişlerin halkta ters tepebileceğini hiç düşünmüyor olması. Çünkü gerçekten de vatandaş bu geçişlerin doğal olmadığını sezebilir, arkasında tutuklanma ve çıkar gibi başka motivasyonlar olabileceğini görebilir ve bu da iktidar partisine karşı bir tepki ve mağdur edilen muhalefete ve CHP’ye bir sempatiye yol açabilir.

Bir ihtimal, iktidar bunu görüyor ama Türkiye’de siyasal rejimin evrilmekte olduğu yer itibariyle artık umursamıyor. Çünkü Türkiye’de rejim git gide benim “çok partili otokrasi” adını verdiğim, muhalif siyasal partilerin bulunduğu ama serbest seçimlerle iktidara gelemedikleri bir yapıya evriliyor. Böyle bir rejimde, muhalefetten iktidara tehdit ya da çıkar yollu geçişlere dair vatandaşın ne düşündüğü de o kadar önem arz etmeyecektir.

Mutlak butlan kararıyla CHP’nin iç kargaşaya düşmesiyle beraber maalesef ki iktidarın eli güçlendi. Bu güçlenmeyle beraber muhalefetten iktidara geçişler de arttı. Seçime kadar bu geçişler az/çok sürecektir. Aynı şekilde, artık neredeyse gündem dahi olmayan, CHP’ye yönelik yargı operasyonları da sürecektir. Muhalefetin üzerinde bu derece baskının olduğu bir ortamda ise artık tek umut ekonomik bozulmanın da etkisiyle vatandaşın bu kötü gidişatı görmesi ve bir buçuk yıl içerisinde önüne konacak olan sandıkta buna dur demesi.