Politika Kasabasının Siyaset Bulvarında;

Şu dünyanın gam yükünü
Çeken var mı benim gibi

Diye dolaşırken, Kurultaylar Partisi, derde derman diye dert dert üste koyuyordu!
Partiyi adeta ikiye bölenler hem ‘birlik’ diyor hem alt oyuyordu…
Reis, ilk kez CeHaPe’nin içine giriyor, ‘biz hiçbir yerinizde değiliz’ diyordu.
Bilge Lider, 12. kat kavgasını adeta milli güvenlik kertesine çıkarıyordu.
Trump, İran ile kedi-fare oyunu oynuyor, dolar-boşalır diye dünyayı soyuyordu.

Nemelazım!

***

Vara vara vardım Millet Bahçesine.
Bir ağaç gölgesi bulup türkümü çığırmaya devam ettim:

Talihim yok bahtım kara
Böyle hayat batsın yere

Halinden emekli olduğu belli biri, “Gasteci ba’hele” diye yönümü yönüne çevirdi.

Gitmez ki başımdan atam
Ben bu derdi kime satam

Diye türkü çığırıp geziyon amma bizim derdimize derman için kalem, kelam oynatmıyon. …

Haklıydı! Tamam, insanlığın bir sevi/sevgi, aşk/meşk sorunu vardı ama birilerinin midesi de zil çalıyordu!

“İki gönül bir olunca samanlık seyran olur” fedakarlığı eskidenmiş!

Kendimi affettirmek için hal hatır sorayım dedim:

- Baba iyi misin, hoş musun?
- Ben kötüyüm de sen iyisin valla! Keyfin gıcır! Trampet çalıp dolaşıyon buralarda…
“Ağzını bozma” tepkim üzerine, “gusura galma” özrünü iletince devam ettim:
- Ne yapayım baba; türküler de olmasa derdimi derin dereye nasıl dökerim.
- Seninki de dert mi?
- Beni bırak. Senin derdin ne?
- Annatması uzun. Bi’şiir yazdım. Okuyum da hemi derdimi anna hemi de yayınna.

Ben “Yayınnarım” sözü verirken, etrafımıza doluşan emeklilerin “Oku… Oku… Oku…” tezahüratı eşliğinde başladı terennüme:

Ömrümü adadım vatan millete
Yoksulluk düşürdü beni zillete
Çare bulamıyom zalim illete
Ne deyim gardaşım: Açım, açım, aç

Çarşı/pazar gezdim atık topladım
Biri görse başka yöne hopladım
İsyan ettim kendi kendim copladım
Değişmiyor gardaş: Açım, açım, aç

Bizi yönetenler düşünür dedim
Derdim dert çözene taşınır dedim
Oturdum ayvayı karımla yedim
Doymadık gardaşım: Açız, açız, aç

***

Elçiye zeval olmaz! Derbederlerin derdini dert babalarına ileteyim dedim.
Bana gelince, “Derdim çoktur hangisine yanayım”!