Dışarıda Trump dünyaya çöküyor, içeride siyaset yaprak döküyordu! Erzurumlu bir delikanlı ise meşhur türküyü tutturmuş;
Erzurum ovaları / Yayılır develeri
Oturmuş koyun sağar / Terlemiş sineleri
Diyordu.
O, bir güzelin düşünde ve peşinde iken ahbap/çavuş ilişkisiyle çalkalanan Politika Kasabasına indim! Siyaset Bulvarındaki insan trafiği ortalığı Kel Ali’nin bağına döndürmüş, birinin eli bir başkasının cebine girip çıkıyordu!
Özet: Kimin eli kimin cebinde belli değildi!
***
Bu ahval ve şerait içinde Millet Bahçesine doğru taban teperken söylendim:
Hırkalı siyaset sermaye diyor
Kimi siyasiler kendini yiyor
Dürüstü vatandaş başına koyor
Başa konulacak adem mi kaldı
Erzurumlu delikanlının vahim vaziyetini anlatmak için çığırdığı türküyü duymazdan geldim:
Bostan ektim kol attı / Dibinde yılan yattı
Şu benim kör talihim / Yâri uzağa attı
Delikanlıya, hemşehrisinin “Kömür gözlüm ateşine düşeli” türküsünü hatırlatıp;
Yine rengin aldı dağın lâlesi / Yıkılmış yapılmaz gönlün galesi
Emrah'ın çektiği aşkın belâsı / Ne alır canımı ne azat eyler
Dizeleriyle, ‘bak senden perişanlar var’ tesellisi sunmaya vaktim yoktu!
***
Vara vara Bingöl’e vardım! Varırken boş durmadım.
Aras Aras han Aras / Bingöl'den kalkan Aras
Al başımdan sevdayı / Hazar'da çalkan Aras
Türküsünü terennüm eyledim. Eyledim eylemesine de o demlerde, Aras Nehrinin Erzurum-Bingöl dağlarından doğup sınır aşarak Azerbaycan topraklarında Kura Nehri ile birleşip Hazar Denizi’ne döküldüğünü kim nasıl bilebilirdi. Birileri Erzurum dağlarından, Bingöl yaylalarından yola çıkıp Aras’ı Hazar’a kadar takip mi etmişti? Bilemedim! Neyse, Politika Kasabasında işim çoktu.
Arasın başı benem / Dibinin taşı benem
Yalnız kalan dilberin / O da yoldaşı benem
Diyerek kendime geldim, Bahçeye daldım!
Ahbaptan azade millet mensubu bir emekli bahçede yürek dağlıyordu:
Talihim yok bahtım kara / Böyle hayat batsın yere
Sine sine vura vura / Ölen var mı benim gibi
***
Kimseyle ahbaplık edilecek, hal/hatır sorulacak bir ortam yoktu. Soyguncular, vurguncular, fesatlar kol geziyor, işi kesatlar kendini eziyordu. Türkü çığırarak bahçeden çıktım.
Müfsidin bir de gammazın / Malı vardır da yemezin
İkisin meyyit namazın / Kılanın da…