Aşka, sevgiye, sevdaya dair diyeceğimi demeden evvel hatırlatmak istedim:
Türkiye, küresel ama özellikle de bölgesel bir alanda cirit atıyor…
Trump, İran’a yağdırdığı bombalara rağmen Hürmüz Boğazına batıyor…
Her yere ve her şeye saldıran Bibi’nin suratı ekşi elma satıyor…
Miçotakis, yürüyüşüyle ortalığı birbirine katıyor…
Putin ile Şi, Amerikan rapsodisi üzerine papatya falı açıyordu…
***
Böyle bir dünyanın merkezinde bulunan Politika Kasabasındaydım. Şöyle bir baktım;
Reis, riyasette çeyrek asrı deviriyor…
Bilgi Lider, siyaseti eviriyor…
Kurucu Önder, ‘silahsızlanma ve siyasallaşma’nın bayraktarlığını yaparak PKK’yi çeviriyor…
Eskisi yenisiyle CeHaPe’liler dostluğu bıçaklayarak kendisini oradan oraya savuruyordu…
***
Siyaset Bulvarında hal böyle iken Millet Bahçesine vardım. Milletin küçük bir bölümü vur patlasın çal oynasın havasında, çoğu da kızgın yoksulluk tavasındaydı. Onlar için elimden bir şey gelmezdi ama sevenler için dilimden bir şey gelirdi.
Güvercinim süt beyaz / Gine geldi bahar yaz
Kurban olam Allah’ım / Seveni sevene yaz
Diye dilekte bulunurken, bankta oturan oğlan elini tuttuğu kıza;
Yandan oyna yandan oyna / Kız halayı yandan oyna
Der gibi bakıyordu. Bu bakışı çözmüş olacak ki, kız cesaret vermek için ünledi:
Ah ninnayı ninnayı / Gel oynayı oynayı
Aslan gibi yarim var / Satın alır dünyayı
Hindi gibi kubaran oğlan, içinde bulunduğu ama mahalleliden sakladığı ahvalini net biçimde dile getirdi:
Elmayı diliyorlar / Karşımda gülüyorlar
Sevmedim diyom amma / Benzimden biliyorlar
Kız da yanık belli ki!
Kaşların yaydır bana / Cemalin aydır bana
Ben ölsem canım kurban / Sen ölsen vaydır bana
Oğlan altta kalır mı? ‘Meryemmi Meryemmi’ dedi ve devam etti:
Yollarına bakarım / Yüreğimi yakarım
Deseler yarin geldi / Ölü olsam kalkarım
***
İkisi de birbirine ‘Allah muhafaza deyip’ sağlık dilerken, söylenerek çıktım bahçeden:
Al kalemi eline / Yaz geleni diline
Keşke tarak olsaydım / Saçlarının teline