Yeni olmak tabelaya “YENİ” yazmakla olmaz. Yeni kadro ister, yeni siyaset ister, yeni bir dil ve memlekete yeni bir yol önermek ister.
Yeni olmak tabelaya “YENİ” yazmakla olmaz. Yeni kadro ister, yeni siyaset ister, yeni bir dil ve memlekete yeni bir yol önermek ister. CHP’den ayrılıp hâlâ CHP’nin kavgalarını, kadrolarını ve sokak reflekslerini taşıyacaksanız millet size neden “Yeni” desin?
Bir belediye başkanı parti değiştiriyor...
Türkiye’de ilk defa mı oluyor?
Hayır.
Son defa mı olacak?
Elbette hayır.
Ama ortalık öyle bir hale getiriliyor ki sanki İzmir’e Yunan girmiş, memleket yeniden işgal edilmiş ve herkes Hasan Tahsin olma peşinde!
Bir dakika...
Adam seçildiğinde siz de CHP çatısı altındaydınız.
Onu aday gösteren siyasi yapının içindeydiniz.
Siz CHP’den ayrılmadan önce adam CHP’den istifa etti.
Sonrasında Yeni Parti’ye geçmedi.
“Sizinleyim” demedi.
Sizinle beraber olmadı.
CHP’ye de dönmedi.
Yani tabiri caizse sizin siyasi mahallenizi sokak sokak terk etti.
Şimdi siz nasıl demokratik hakkınızı kullanıp CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçtiyseniz, o da aynı demokratik hakkını kullanıp AK Parti’ye geçiyor.
Adına ne dediğinizin çok da önemi yok.
CHP tepki gösterse anlarım.
“Bizim oylarımızla seçildi, bizim adayımızdı” dese, insanları protestoya çağırsa bunun siyasi gerekçesini anlayabilirim.
Çünkü seçime giren parti CHP.
Aday CHP’nin adayı.
Oylar CHP’ye verilmiş.
Fakat CHP seyrediyor...
Siz Tarkan’ın kurdu gibi atılıyorsunuz!
İyi de Yeni Parti burada hangi sıfatla, hangi siyasi muhataplıkla insanları sokağa çağırıyor?
İzmir’e Yunan mı girdi de Hasan Tahsin olma peşindesiniz?
Nedir yani?
Asıl üzerinde durulması gereken başka bir mesele var.
Yeni Parti nasıl oluyor da sokak eylemlerinde radikal, provokatif ve uç sol yapılarla aynı zeminde buluşuyor?
Hani siz YENİ idiniz?
Bu insanlarla, bu siyaset tarzıyla işiniz ne?
Vahap Seçer içeriye alındığında sizden aynı ölçüde ses çıkmıyor.
CHP’de kaldığı için mi?
Vahap Seçer konusunda suskun kalıp İzmir’de insanları sokağa davet etmek, gaz vermek, eyleme çağırmak nasıl bir siyasi tutarlılıktır?
Üstelik söz konusu kişi sizden değil.
Sizden istifa etmiyor.
Sizin partinizden başka bir partiye geçmiyor.
HEP AYNI “DOSYA” HİKÂYESİ...
Bir başka mesele daha var.
Kim parti değiştirse aynı hikâyeyi dinliyoruz:
“Dosyası vardı.”
“Tehdit edildi.”
“Şununla sıkıştırıldı.”
Hep aynı sözler...
İyi de tehdit dediğiniz şey, eğer gerçekten varsa, olmayan bir şey üzerinden yapılamaz.
Ortada bir dosya, belge, suç veya usulsüzlük varsa çıkartırsınız ortaya.
Sonra da hukuk gereğini yapar.
Ama o zaman bizim de size sormaya hakkımız var:
Millet size umut bağlayıp yerel iktidarı teslim etmişken, bu kadar sorunlu olduğunu söylediğiniz insanları çok mu aradınız?
Nereden buldunuz?
Nasıl aday yaptınız?
Nasıl milletin önüne koyup seçtirdiniz?
Bugün “dosyası vardı” dediğiniz insanı dün hangi incelemelerden geçirerek milletin karşısına çıkardınız?
Asıl hesaplaşmanız gereken meselelerden biri de budur.
YENİ OLMAK, TABELAYA “YENİ” YAZMAK DEĞİLDİR
Yeni Parti’nin gerçekten yeni olmak gibi bir mecburiyeti var.
Yeni şeyler söylemek zorunda.
Topluma sükûnet, huzur ve umut vaat etmek zorunda.
Çünkü toplum kırgın.
Küskün.
Yorgun.
Ve giderek yalnızlaşıyor.
Yeni Parti, geçmişiyle ve CHP döneminde yaşananlarla sürekli uğraşarak kendisine gelecek kuramaz.
İsminiz Yeni ama teşkilatlara bakıyorsunuz eski.
Kuruculara bakıyorsunuz eski.
Kadrolara bakıyorsunuz, büyük ölçüde son dönem CHP kadroları.
Peki nerede yeni insanlar?
Liberal demokratlar nerede?
Merkez sağdan gelen nitelikli isimler nerede?
Daha önce siyasi vitrine çıkmamış sosyal demokratlar nerede?
Kürt aydınları nerede?
Türkiye’nin saygın ekonomistleri, akademisyenleri, üreticileri, girişimcileri nerede?
Toplumda karşılığı olan ama yıllardır siyasi partilerin kapısından içeri girmemiş insanlar nerede?
Bunları Yeni Parti’ye alamadınız.
Ya da almadınız.
Sonra da dönüp hâlâ CHP gündeminin kavgalarıyla uğraşıyorsunuz.
Yeni şeyler yapın.
Yeni yüzler bulun.
Yeni umutlar verin.
Yeni şeyler söyleyin.
Bırakın artık bu ergen siyasetini.
GENÇLER SOKAĞA DEĞİL, GELECEĞE ÇAĞRILMAK İSTİYOR
Bu ülkenin uç sol örgütlerle birlikte sokak eylemi çağrısı yapan, insanları sokağa döken, sonunda vatandaşı devletin polisiyle karşı karşıya getiren bir muhalefete ihtiyacı yok.
Gençler iş istiyor.
Harçlık istiyor.
Ev kurabilmek istiyor.
Geleceğini görmek istiyor.
Sokağa çağrılmak istemiyor.
İnsanlar geçinebilecekleri bir maaş istiyor.
Güvenli bir gelecek istiyor.
İyi eğitim istiyor.
Adalet istiyor.
Huzur istiyor.
Öyleyse bırakın bu işleri de adam gibi muhalif olun.
İnsanların huzuru, refahı ve mutluluğu için çözüm önerilerinizle muhalefet yapın.
Nasıl olsa seçilir diye aynı yüzleri milletin önüne koymayın.
Yenilenin!
Önce milletin derdinin ne olduğunu anlayın.
İnsanların sizden ne beklediğini anlayın.
Türkiye’nin nasıl bir muhalefet görmek istediğini anlayın.
Anlayamıyorsanız anket yaptırın.
Araştırın.
Sokağı dinleyin.
Ama bahanelere sığınmaktan vazgeçin.
Romantik solcu ergen siyasetini bırakıp ülkenin gerçekleriyle yüzleşin.
Bütün siyasi stratejinizi yalnızca birisini ya da birilerini içeriden çıkarmak üzerine kurmaktan vazgeçin.
Çünkü siyaset, olmayacak olanı oldurmak adına yapılmaz.
Siyaset millet için yapılır.
Açık ve net söylüyorum:
Türkiye’de yolların büyük bölümü tıkanmışken, vatandaşa “Biz alternatifiz” diyerek başka tıkalı yolları göstermeyin.
Milletin yeni bir tabelaya değil, gerçekten yeni bir yola ihtiyacı var.
Yeni bir dile...
Yeni kadrolara...
Yeni fikirlere...
Yeni çözümlere...
Ve yeniden umuda ihtiyacı var.
Adınız YENİ ise ve bunda gerçekten samimiyseniz;
ARTIK İSPAT EDİN.