Politika Kasabasında siyasetin ateşi yükseliyordu!
Reis; CHP’nin 103’ncü kuruluş yıl dönümü kokteyli sürerken, “CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı” diye anılan; seçim sürecinde sloganını ‘Yavaş Gardaşım Yavaş’ şeklinde belirleyen Mansur Yavaş’ı hızla Külliye’ye çıkarıyordu!
Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi olan ve aynı zamanda Trump’ın Irak ve Suriye Özel Temsilciliğini yapan Thomas Joseph Barrack’ı da kabul ediyordu.
Bu arada Suriyeli, Iraklı en üst düzey isimler de Ankara’da cirit atıyordu!
Bilge Liderin bilgisi dahilinde olduğu malum olan ‘tabela partileri’ çıkışı ve MHP’nin bu işe bir çare çağrısı da gözden kaçmıyordu…
Yeni Parti milyonluk üye hedefine koşarken, CHP, Anıtkabir'i 100 bin kişiyle ziyaret ederek ense kaşıtıyordu!
Anlayacağınız çok ama çok önemli gelişmeler peş peşe yaşanıyordu. Umalım sonuçları Türkiye lehine olsun…
***
Bu ahval ve şerait içinde Politika Kasabasında kalıp da Millet Bahçesine uğramadan Siyaset Bulvarında volta atanlar görüyor ve biliyor ki;
Siyaset milleti bahçede tutar
Millet, bahçesinde sap/hapı yutar
Para, altın takan havasın atar
O dem seçim, MASAK girer devreye
***
Tamam… MASAK’a takılan takılardan hukuk yoluyla, hata yapan siyasilerden seçim yoluyla hesap sorulur ama kimsenin dokunamadığı biri var! Trump…
Adama aşk, sevgi, sevda diyorsun cevabı tek kelime:
- Epstein!
Diplomasi, uluslararası hukuk, temayül diyorsun; önüne harita seriyor:
- Kanada, Meksika, Grönland, Küba vd!
Körfez, göl, boğaz diyorsun; Ontario Gölü, Meksika Körfezi, Hürmüz Boğazı’nın adını değiştiren tabelalar çakıyor meydana!
Yetmiyor, ABD başkanı olarak ABD kurulmadan önce bile var olan New Meksico Eyaletinin adını New America olarak değiştirmeye kalkıyor!
***
Böyle birinin, “Ben dünyanın şerifiyim” demesinden daha doğal ne olabilir.
Bu sözünü duyduğumda ilkokul arkadaşım Durmuş gelmişti aklıma.
Canı sıkıldıkça bizi sıra dayağına çeken Taner öğretmen, bir gün herkese büyüyünce ne olacağını sormuştu. Biz normal mesleklerden birini söylerken Durmuş’un hedefi çok farklıydı:
- Kovboy olacağım öğretmenim!
Bütün sınıf gülerken Taner öğretmen, falakacı başı ilan ettiği Sadullah’tan çamur küreme küreğini istemiş, küreği Durmuş’un ağzına dayayarak büyüyünce ne olmak istediğini bir kez daha sormuştu. Arkadaşımız, ‘kovboy olmak istiyorum öğretmenim’ cümlesini birkaç kez tekrarlamak zorunda kalırken biz ‘Durmuş’un ağzı aha yırtıldı, aha yırtılacak’ diye beklemeye başlamıştık, korku içinde!
Durmuş kovboy olamadı, terzi oldu ama Trump şerif oldu!
***
Siyaset, takı, MASAK, seçim, geçim derken bindiğim arabamın radyosunu açtığımda, “Dağdan kestim değenek” türküsü doldurdu otomobilin içini. Türküyü terennüm eyleyen;
Dağdan kestim değenek
Ortası benek benek
Deyince, ‘eline alacaksın değneği eşek sudan gelene kadar…’ sözü geldi hatırıma ama türkünün devamı başka bir mesaj veriyordu:
Yeni bir yar sevmişem
Eskisi neyme gerek
***
Kafam karıştı, elim tutmaz dilim dönmez oldu.
Mücrimi’ye varıp yardım istedim. O da meseleyi Yüce Yaradan’a ve Hızır’a intikal ettirdi!
Kadir Mevlam bize yardım etmezse
Hızır gelip elimizden tutmazsa
Garip gönül muradına yetmezse
Çok perişan olur halımız bizim
Oysa, meramımı Rıdvan Çıracıoğlu anlatmış da haberim yokmuş!
Açma yaram derin derin
Dermanını bilen gelsin
Başka tabipler istemem
Beni derde salan gelsin