Samimi dindarların baş üstünde tutulduğu bir ülkede, dinbazların dindarları soyup soğana çevirdiği…
İslam’a hizmet adına müselmanları kandırarak edindiği varidatı gavur ellerine kaçırdığı…
Müslümanın değil küffarın hizmetkarı dinbazların servetiyle canbazları, fetbazları, kumarbazları hatta sihirbazları bile kıskandırdığı…
‘Tüm sektörleri denedim, din kadar kârlısını görmedim’ diyenleri haklı çıkardığı…
Bir ortamda bu topraklarda yaşayan halkları kucaklaştıran şeylerin olması temenna ile karşılanacak bir muştudur…

***

Kendisine yeni bir ikametgâh adresi arayanlar dahil, Politika Kasabasının Siyaset Bulvarında volta atanları ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine sokan Bilgi Lider’in “Hayırlı olsun” temennisiyle taçlandırdığı yasa, herkese rahat bir nefes aldırdı.

Desteğini hiçbir aşamada eksik etmeyen ve bundan sonrası için kontrolü ele alan Reis’in ‘millî birlik ve beraberliği güçlendireceği’ vurgusuyla önemine dikkat çektiği, “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ve milletvekilleri Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından da övüldü. Kurtulmuş, yasanın 467 oyla kabul edilmesini anayasa oylamalarında bile zor görülen tarihi bir konsensüs olarak tanımladı.

Evet, Bilgi Lider, baş mimarı olduğu yasa için elini değil başını taşın altına koymuş, ne demesi gerekiyorsa demiş, “Hayırlı olsun” ile mühürlemişti ama Kurucu Önder’in duruşu, sürecin birilerince sulandırılıp akamete uğratılmasını önleyen tutumu ve açıklamaları da takdire şayandı. Yakında, örgütün tepeden tırnağa tüm mensuplarına hitap edeceği açıklama da bundan sonrası için belirleyici olacaktır kuşkusuz…

Ada gelgitlerinden TBMM’deki söylemlerine, iş dünyası ile görüşmelerden vatandaşla sohbetlerine kadar zorlu süreçte duruşunu hiç bozmayan DEM Parti’nin hem süreci yürütme heyetine hem de tüm mensuplarına teşekkür etmek gerekiyor.

Hele Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan’ın, “Türk kardeşlerime sesleniyorum” dediği konuşması gerçekten de tarihi bir önem ve anlam taşıyordu.

“Bu yasa taviz değildir, yenme ve yenilme değildir. Bu süreçte sizden eksilen bir şey yoktur. Bu süreç Türkiye’yi refaha kavuşturacak. Ülkenin bütünlüğünü tartışmaya açmıyoruz. Bu ülkeyi bölünmeye yaklaştıran şey çatışmadır. Kürtler ayrılmak istese burada olmazdık. Vatan ortaktır” sözleri, bu ülkenin asli unsuru olmasına rağmen devlete ‘tereddütle’ bakan herkesin yağını eritmiş olmalı!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürece tereddütsüz katkı vereceklerini ifade etmesi; Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in dikkate alınması gereken bazı eleştirilerine rağmen, “Barışın önünde durmayacağız” demesi, sürecinin amaca uygun ilerlemesi ve sonuçlanması bakımından çok kıymetli…

Gelinen noktaya, adını anamadığım birçok kişi ve kuruluşun katkısı oldu. Bunun yanında, karşı çıkan ve taş gibi yerinde duranlar da vardı, var.

***

Siyaset kendi mecrasında ilerlerken barışın, huzurun, kardeşliğin önemini hiç ihmal etmeyen aşıklar/ozanlar bunun önemini on yıllardır dile getiriyordu.

Aşık Veysel, “Birlik Destanı”nda diyordu ki,

Kürdü, Türk’ü ne Çerkezi
Hep Adem’in oğlu gızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi

Veysel, bugünü dünden gören, en azından bu hasreti dile getiren biriydi.

Destan, kökenden mezhebe kadar her alandaki ayrılıkların yok olması adına çok önemli mesajlar içeriyor. Herkes tarafından okunması ve icabının yapılması gerekir!

***

Meşhur türküde dendiği gibi, doğruların pazarında eğrinin duramayacağını, kalkıp gideceğini bilirim ama ‘çok safsın’ diyenleri rahatlatma adına da şu notu düşerim:
- Her şey güllük gülistanlık olacak demiyorum. Bayrak provokasyonu da olacak söylem kakafonisi de… Ancak dağında/şehrinde 40 yıl çatışma yaşanan Türkiye’de Türk-Kürt kardeşliği zarar görmemiş, insanlar birbirine düşmemişse bundan sonra kim ne yaparsa yapsın netice alamayacaktır.