Filmin en dikkat çekici tarafı, özgürlük fikrini romantikleştirmek yerine onun bedelini de göstermeye çalışması.
Bazı filmler vardır; hikâyesi bittiğinde perde kapanır ama zihninizde film devam eder. Zincirsiz de tam olarak böyle bir yapım. İlk bakışta özgürlük, hesaplaşma ve insanın kendi hayatının iplerini eline alma mücadelesini anlatan bir hikâye gibi görünse de film ilerledikçe bu kavramların ne kadar karmaşık olduğu ortaya çıkıyor.
Filmin en dikkat çekici tarafı, özgürlük fikrini romantikleştirmek yerine onun bedelini de göstermeye çalışması. Karakterlerin aldıkları kararların sonuçlarıyla yüzleşmesi, hikâyeye yalnızca aksiyon ya da dram üzerinden bakılmasını engelliyor. Özellikle ana karakterin yaşadığı dönüşüm, filmin taşıyıcı unsurlarından biri. Başlangıçta çevresindeki koşulların belirlediği bir karakter izlerken, zaman içerisinde kendi kararlarını almaya başlayan birine dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
Bu dönüşüm filmin en başarılı noktalarından biri. Ancak Zincirsiz kusursuz bir film değil. Filmin bazı bölümlerinde anlatının temposu belirgin biçimde düşüyor. Özellikle hikâyenin gelişme bölümünde karakterlerin motivasyonlarını açıklamak için kullanılan bazı sahneler, filmin ritmini sekteye uğratıyor. Yönetmen, anlatmak istediği düşünceyi zaman zaman seyircinin önüne fazla açık biçimde koyuyor. Oysa bazı noktaların seyircinin yorumuna bırakılması, filmin etkisini artırabilirdi.
Filmin bir diğer güçlü tarafı ise atmosferi. Zincirsiz, yalnızca olayları anlatan bir film olmaktan ziyade seyirciyi kendi dünyasının içine çekmeye çalışıyor. Mekân kullanımı, görüntü dili ve özellikle karakterlerin yalnızlık duygusunu destekleyen sahneler filmin ruhuna hizmet ediyor. Kamera bazı anlarda karakterlerden uzaklaşırken, bazı anlarda onların yüzlerine oldukça yakınlaşıyor. Bu tercih, hikâyedeki gerilimin seyirciye aktarılmasını kolaylaştırıyor.
Fakat filmin görsel anlatımı kadar senaryosu her zaman aynı ölçüde güçlü değil.
Özellikle bazı yan karakterlerin yeterince derinleştirilememesi dikkat çekiyor. Hikâyenin ana karakterine hizmet etmek için kullanılan bu kişiler, kendi hikâyeleri ve motivasyonları olan gerçek karakterler olmaktan ziyade zaman zaman senaryonun ihtiyaç duyduğu araçlara dönüşüyor. Bu da filmin bazı dramatik anlarının beklenen etkiyi yaratmasını engelliyor.
Buna rağmen oyunculuk performansları filmin önemli artılarından biri. Ana karakterin yaşadığı iç çatışmanın seyirciye aktarılması, filmin duygusal yükünü taşıyor. Oyunculukta abartıya kaçılmaması da özellikle önemli. Karakterlerin yaşadığı travmaların sürekli yüksek sesle anlatılması yerine bakışlar, sessizlikler ve küçük tepkiler üzerinden verilmesi filmi daha inandırıcı hale getiriyor.
Filmin en tartışmalı tarafı ise vermek istediği mesaj. Zincirsiz, özgürlük kavramını merkeze alırken aslında seyirciye şu soruyu yöneltiyor: İnsan gerçekten kendi kararlarını mı veriyor, yoksa hayatı boyunca farklı zincirlerin arasında mı dolaşıyor?
Aile, toplum, geçmiş, korkular, ekonomik koşullar ve kişinin kendi vicdanı... Film, bütün bunları görünür ya da görünmez zincirler olarak ele alıyor. Ancak bu düşüncenin zaman zaman fazla didaktik hale geldiğini de söylemek gerekiyor. Film, bazı sahnelerde seyircinin kendi sonucuna ulaşmasını beklemek yerine ne düşünmesi gerektiğini fazlasıyla belirliyor.
Yine de Zincirsiz'in değerini yalnızca teknik kusurları üzerinden değerlendirmek haksızlık olur.
Çünkü filmin asıl başarısı, seyirciyi rahat bırakmaması. Perde kapandığında hikâyenin bazı soruları cevaplanmış olsa bile temel mesele ortada kalıyor: Özgür olmak gerçekten zincirlerden kurtulmak mı, yoksa insanın kendi zincirlerini fark edebilmesi mi?
İşte filmin güçlü tarafı da burada ortaya çıkıyor. Zincirsiz, kusurları bulunan ancak üzerine konuşmayı hak eden bir film. Senaryodaki bazı zayıflıklara, yer yer düşen temposuna ve yeterince derinleştirilmeyen yan karakterlerine rağmen güçlü atmosferi, oyunculukları ve özgürlük kavramına yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Belki her sahnesiyle ikna edici değil. Belki bazı sorularının cevabını fazla kolay veriyor. Ancak sinemanın yalnızca kusursuz hikâyeler anlatmak olmadığını hatırlatıyor.
Çünkü iyi bir film bazen bütün sorulara cevap veren değil, sinema salonundan çıktıktan sonra size yeni sorular sorduran filmdir.
Zincirsiz de tam olarak bunu yapıyor. Ve belki filmin en büyük başarısı, adının taşıdığı ironide saklı: Zincirlerinden kurtulduğunu düşünen insanın, aslında hangi zincirleri taşıdığını sorgulatmak.