Üstelik bu tablo sadece ulaşımı aksatmıyor. Esnaf iş yapamıyor, vatandaş evine ulaşamıyor, araçlar hasar görüyor, ekonomik kayıplar oluşuyor.

Ankara'da gökyüzü biraz cömert davrandığında, sokaklarda aynı tartışma yeniden başlıyor. Oysa sorun yağmurun yağması değil; yıllardır çözülemeyen altyapı eksiklikleri.

İklim değişikliğiyle birlikte ani ve yoğun yağışların daha sık yaşanacağı artık bilimsel bir gerçek. Buna rağmen her sağanakta yolların göle dönmesi, alt geçitlerin kapanması ve vatandaşların saatlerce trafikte mahsur kalması, "beklenmedik doğa olayı" olarak açıklanamaz. Çünkü beklenmeyen yağmur değil, beklenen önlemlerin alınmamasıdır.

Başkent gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde yağmur suyunun tahliyesi temel belediyecilik hizmetlerinden biridir. Ancak her yağışta sosyal medyaya düşen görüntüler, aynı noktaların tekrar tekrar su altında kaldığını gösteriyor. Bu da sorunun yalnızca doğa koşullarından değil, planlama eksikliklerinden, yetersiz altyapı yatırımlarından ve bakım çalışmalarındaki aksaklıklardan kaynaklandığını düşündürüyor.

Üstelik bu tablo sadece ulaşımı aksatmıyor. Esnaf iş yapamıyor, vatandaş evine ulaşamıyor, araçlar hasar görüyor, ekonomik kayıplar oluşuyor. Daha da önemlisi, suyla dolan alt geçitler ve taşkınlar can güvenliği açısından ciddi riskler doğuruyor. Bir şehirde yağmurun afete dönüşmesi kader değil, yönetim sorunudur.

Elbette altyapı yatırımları kısa sürede tamamlanabilecek projeler değildir. Ancak vatandaşın beklentisi de bir gecede mucize yaratılması değil; aynı sorunların her yıl tekrar etmemesidir. Şeffaf bir planlama, riskli bölgelerin bilimsel verilerle belirlenmesi, yağmur suyu hatlarının güçlendirilmesi ve düzenli bakım çalışmaları artık ertelenmemesi gereken önceliklerdir.

Ankara, Cumhuriyet'in başkenti olmanın yanında hızla büyüyen bir metropol. Bu büyüklüğe yakışan şey, her sağanakta gündem olan su baskınları değil; güçlü ve dayanıklı bir şehir altyapısıdır.

Eleştirilmesi gereken yağmur değil, yağmura hazırlıksız yakalanan kent yönetimidir. Doğa görevini yapıyor. Asıl soru şu: Şehir, üzerine düşeni ne zaman yapacak?