9 Eylül akşamı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sarayda ziyaret ettiğini medyadan öğrendik. Türkiye siyasetinin içinde bulunduğu dengeler gereği böyle bir ziyaret kaçınılmaz olarak birçok spekülasyona yol açtı.
9 Eylül akşamı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sarayda ziyaret ettiğini medyadan öğrendik.
Türkiye siyasetinin içinde bulunduğu dengeler gereği böyle bir ziyaret kaçınılmaz olarak birçok spekülasyona yol açtı.
Normal şartlarda elbette ki ülkenin başkentinin belediye başkanı ülkenin cumhurbaşkanı ile görüşür. Ancak Türkiye normal bir dönemden geçmiyor.
Gerçekten de bu ziyaret çok fazla yönden “zamanlama manidar” diyebileceğimiz bir dönemde gerçekleşti.
Birincisi, Mansur Yavaş bir CHP’li ve bu ziyaret başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere onlarca CHP’li siyasetçi ve belediye bürokratının siyasal iktidarın güdümündeki yargı soruşturmaları sonucu tutuklu olduğu bir ortamda yapılıyor.
İkincisi, CHP’den AKP’ye bazen vaat bazen tehditle birçok belediye başkanının geçiş yaptığı bir ortamda böyle bir ziyaret ayrıca dikkat çekiyor.
Üçüncüsü, ziyaret tam da Melih Gökçek ve ailesine yargı soruşturmasının devam ettiği ve gündem olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Mansur Yavaş’ın Melih Gökçek’in yolsuzlukları konusunda ne kadar hassas olduğu biliniyor.
Dördüncüsü, ziyaret tam da 9 Eylül’de yani CHP’nin kuruluş yıldönümünde gerçekleşiyor. CHP’nin akşamki resepsiyonuna zaten katılmayacak olan Yavaş, aynı saatlerde cumhurbaşkanını ziyaret ediyor.
Beşincisi de, genel seçimin yaklaştığı bir süreçte, ziyaret Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağının kamuoyunda iyice merak edilmeye başlandığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Mansur Yavaş tüm spekülasyonlara karşı, ziyaretin tamamen Ankara’nın sorunlarıyla ilgili olduğunu ve başka bir şey konuşulmadığını belirtti. Ayrıca, Yeni Parti ve CHP genel başkanlarına da durumu önceden bildirmiş olduğunu söyledi. Özgür Özel katıldığı bir televizyon programında bu durumu teyit etti.
İlk etapta elbette ki ziyaret Ankara’nın belediyecilik meseleleriyle ilişkili olabilir. İktidarın muhalif belediyelere birçok konuda zorluk çıkardığını biliyoruz. Mansur Yavaş bu sorunları aşmak için doğrudan Erdoğan’la görüşmenin çözüm getireceğini düşünmüş ve randevu talep etmiş, Erdoğan da bu randevu talebini bir noktada kabul etmiş olabilir.
Ancak, yukarıda saydığım hususlar ister istemez insanda “acaba görüşmenin başka bir yönü de olabilir mi” sorusuna akla getiriyor.
Bir kere tamamen Ankara’nın sorunları için görüşülmüş olsa dahi, onlarca CHP’li belediye başkanının tutuklu olduğu bir ortamda saraya gidip böyle bir görüntü verilmesi ister istemez tabanda bir hoşnutsuzluk yaratıyor.
Ayrıca, her hafta AKP’ye yeni geçişlerin olduğu bir dönemde, muhalif taban artık siyasetçilere güvenemiyor. İzmir Belediye Başkanı’nın bile AKP’ye geçmesi an meselesi. Böyle bir ortamda muhalif taban ister istemez her durumdan şüpheleniyor. Her ne kadar Mansur Yavaş görüşme sonrası yaptığı açıklamada kendisine güvenenen kişilerin güvenini boşa çıkarmayacağını belirtmiş olsa da.
Elimizde bir kanıt yok ama siyasi dengeler gereği bazı pazarlıkların yapılmış olabileceğini de şimdilik bir ihtimal olarak söyleyebiliriz. Şu ortamda bu şaşırtıcı olmaz.
Siyasi dengeler gereği Erdoğan’ın Mansur Yavaş’ın AKP’ye geçmesini isteyeceğini sanmam. Ondan isteyeceği asıl şey önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanı adayı olmaması olacaktır. Çünkü İmamoğlu gibi Yavaş da adil bir seçimde Erdoğan’ı yenebiliyor.
Bunun karşılığında Mansur Yavaş ne istemiş olabilir? Elbette en başta İmamoğlu’nun başına gelenlerin kendi başına da gelmemesi. Hatta belki önümüzdeki dönemde tekrar ABB Başkanı olmak ve aynı zamanda Melih Gökçek’in üzerine gidilmesi.
Tabii bunlar doğrudan konuşulmamış, sadece ima edilmiş de olabilir. Siyasette her şeyin doğrudan konuşulması gerekmiyor.
Mansur Yavaş iktidara biat etmek anlamına gelecek böyle bir pazarlık yapmış mıdır? Elimizde bir gösterge yok ama siyaseti okuyarak söyleyebileceğimiz yapmış da olabilir yapmamış da.
Mansur Yavaş bugüne kadar bu tür siyasi pazarlıkların içerisine giren birisi olmadı. Bunu düşününce olmama ihtimali ağır basıyor.
Ama diğer yandan, Mansur Yavaş genel olarak cesur bir siyasetçi de değil. Siyasetin iyice sertleştiği bir ortamda bir şekilde uzlaşmayı seçmiş olabilir. Sonuçta 2023 Seçimi’nden önce de kimse Sinan Oğan’dan şüphelenmiyordu.
Bunu ancak ilerleyen dönemde anlayabiliriz. Şimdilik yapılması gereken bu ziyareti bir şüphe olarak aklımızın bir köşesine yazmak.
Seçime en fazla bir buçuk yıl var. Cumhurbaşkanı olacak kişi bunu altı ay öncesinden ilan eder. Dolayısıyla önümüzdeki bir yılda Mansur Yavaş’ın aday olup olmayacağı netleşecek. O netleşince de bu saray ziyaretinin söylendiği gibi salt Ankara’nın sorunlarıyla mı ilgili olduğu, yoksa altında başka bir şey de olup olmadığı anlaşılır.
Hatırlanırsa siyaseti bıraktıktan sonra Meral Akşener de Haziran 2024’te aynı böyle basına kapalı bir saray ziyareti yapmış, sonraki aylarda 9 İYİ Parti milletvekili AKP’ye geçiş yapmıştı.
Umarım burada da benzer bir durum yoktur.