Özel ve ekibi açıkça dile getirmese de Kemal Kılıçdaroğlu’na öfke kusuyor. Bay Kemal’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hizmet ettiği görüşündeler.
Geçen hafta yazmıştım.
CHP için Mutlak Butlan,
Özgür Özel için Mutlak Şutlan kararı çıkacak diye.
1 hafta geçmedi o karar dün çıktı.
*
Kokusu da gelmişti zaten.
Kılıçdaroğlu önceden haberi almış mıdır bilinmez.
Mutlak butlan kararından sadece 1 gün önce 3 dakika 40 saniyelik bir video yayınladı.
CHP yönetimine arınma çağrısı yaptı.
*
O video parti içi muhalefete geliyorum mesajıydı.
Yani butlanın ayak sesleriydi.
Zaten Öyle de oldu.
24 saat geçmeden mahkemeden karar çıktı.
*
Artık CHP’de genel başkanlık koltuğunun yeni sahibi hukuken Bay Kemal’di.
*
Bu kararın ardından Türkiye’de jet hızıyla bir şeyler oldu.
İstanbul’da borsa çakıldı.
Hisse senetleri dibi gördü.
*
Ankara’da trafik durdu.
Vatandaşlar yollarda kaldı.
CHP Genel Merkezi güzergahından geçen tüm yollar kilitlendi.
Nedeni Özgür Özel’in partililere yaptığı çağrıydı.
“Genel merkeze gelin direneceğiz.”
*
Türkiye yine sert bir siyasi türbülansın içine girmişti.
Artık CHP için “mutlak butlan” ihtimali bir kulis dedikodusu değildi.
Gerçeğin ta kendisiydi.
*
Çıkan butlan kararı siyasetin merkezine oturdu.
Açıklamalar peş peşe geldi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek; “karara saygı duyulmalı, demokrasiye olan güveni pekiştirdi” dedi.
*
Kılıçdaroğlu, sükunet çağrısı yaptı. “CHP’yi tartışmaların içinden çıkaracağız” dedi.
*
En sert açıklama ise Özgür Özel’den geldi.
“Hiçbir yere gitmiyoruz” dedi.
Direniş çağrısı yaptı.
Kılıçdaroğlu’na “kiracı” imasında bulundu.
“Ev sahibi biziz” dedi.
Genel merkeze “Baba ocağı” yakıştırması yaptı.
*
Ancak gerçek şu ki;
Mutlak butlan bir mahkeme kararı.
Özgür Özel dahil tüm CHP yönetimi karara uymak zorunda.
Aksi ihtimal kötü görüntülere sebep olabilir.
Bunlar arasında kolluk kuvveti ile zor kullanma dahi var.
*
Yani tablo her anlamda vahim.
Özgür Özel ve yönetiminin hedefindeki isim Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Kararın siyasi olduğu görüşündeler.
*
Özel ve ekibi açıkça dile getirmese de Kemal Kılıçdaroğlu’na öfke kusuyor.
Bay Kemal’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hizmet ettiği görüşündeler.
*
Damaklarda kalan tat ise
Sanki bir siyasi partiyi değil, televizyon dizisi izliyoruz.
Dizinin senaryosu ise dışardan yazılıyor.
*
İşte asıl problem de burada başlıyor.
Çünkü Türkiye’de siyaset artık proje yarışından çıktı psikolojik harp alanına dönüştü.
Kimin ne vaat ettiği değil, kimin kimi nasıl tasfiye edeceği konuşuluyor.
*
Ekonomi konuşulmuyor.
Geçim konuşulmuyor.
Emekli konuşulmuyor.
Gençler konuşulmuyor.
*
Herkes birbirinin kasetini, dosyasını, itirafını, mahkeme kulisini konuşuyor.
Yani siyaset magazinleşiyor.
*
Durum mutlak butlan kararı için de aynı.
Konu şimdiden magazinleştirilmeye başlandı bile.
*
Kılıçdaroğlu yuhalanacak mı?
Genel merkeze nasıl girecek?
Neredeki ofisi kullanacak?
CHP’lilerin yüzüne nasıl bakacak.
Vb.
*
Oysa ki asıl soru şu olmalı.
Butlan sonrası CHP nasıl şekillenecek?
Kılıçdaroğlu kurultayda aday olacak mı?
Cumhurbaşkanı adaylığına nasıl bakıyor?
*
Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden aldığım bilgi.
Bay Kemal erken kurultay kararı almayacak.
Genel merkeze 1 ay içinde gitmeyecek.
Oda talebinde bulunmayacak.
Kendi ofisinde çalışacak.
TBMM’ye de gidecek.
Milletvekili olmadığı için kendisine destek veren vekillerin TBMM’deki odasını kullanacak.
*
Kılıçdaroğlu’nun kurultay planı ise şöyle;
Önce mahalle ardından da ilçe ve il delegeleri yeniden belirlenecek.
Yeni il ve ilçe başkanlar seçilecek.
Kurultay kararı ise son aşamada alınacak.
*
Bu şu anlama geliyor.
Yeni bir kurultay için en erken tarih 1 yıl sonrası.
*
Kurultay’da Kılıçdaroğlu’nun aday olmayacağı da aldığım bilgiler arasında.
Tabii siyasette 24 saatte çok şey değişir kuralını da atlamamak gerek.
*
Peki, sonuç?
Mevcutta bu tablo bize ne söylüyor.
Bir tarafta muhalefeti sıkıştıran daha sert ve daha kararlı bir iktidar bloğu.
Diğer tarafta kendi iç savaşına gömülmüş bir ana muhalefet partisi.
*
Toplumun gördüğü manzara ise:
- Kavga eden siyasetçiler…
- Birbirini suçlayan kadrolar…
- Mahkeme kapılarında şekillenen liderlik mücadeleleri…
*
Ve en tehlikelisi de artık insanların bunlara şaşırmıyor olması.
*
Çünkü bir toplum;
yolsuzluk iddiasına alışırsa,
itiraflara tepki vermemeye başlarsa,
hukuk krizlerini sıradan görürse…
Orada yalnız siyaset değil, toplumsal refleks de çürümeye başlar.
*
Ve siyaset, millete umut veren değil toplumun sinirlerini tüketen bir kuru gürültüye dönüşür.
Dönüştü de zaten.
***
SON SÖZ:
Malum önümüz bayram.
Sayılı gün çabuk geçer diyelim ve
Son lakırdımızı Kurban Bayramı’ndan söyleyelim.
*
Görünen o ki,
Bu bayram ortalık yine çok şenlenecek.
Belediyeler hazırlıklarını tamamlamış.
“Kurban yakalama tim”leri göreve hazırmış.
*
Demek ki yine bayramda bayramı konuşmayacağız
Kaçan hayvan, yere düşen insan, kovalamaca görüntüleri izleyeceğiz.
*
Hangi çağda yaşıyoruz.
“Kurban yakalama timi” nedir ALLAH aşkına!