Ben;
Üzüm aldım asmadan / Dallarına basmadan
Adam ayrı kalır mı / Senin gibi yosmadan
Türküsünü çığırıp gezerken; Reis, siyaset senaryosu yazıyor; Trump, müselmanlar için mezar kazıyordu!
İnsanlar bir hoş, gönlüm ser hoştu…
Küresel kefereler kevnü mekânda at koşturup, deryalarda gemi yüzdürüyor; asuman, füzelerden görünmüyordu…
Asgari ücret buhar olurken; Politika Kasabasının Siyaset Bulvarındakiler, Millet Bahçesindekilere nutuk atıyor, ahali kös dinliyordu!
***
Milletin hali pür melali karşısında kendi derdime yandım.
“Derdim çoktur hangisine yanayım / Gine tazelendi yürek yarası” diye söylenip gezerken, berduşluğumu gören Hüsamettin Subaşı, ‘heyırdır’ diye hal/hatır sordu. Döktüm derdimi:
Ağlamaz gülen bendim / Devranı süren bendim
Yel vurdu su götürdü / Yıkıldı gönül bendim
‘Git ona de ki’ diyerek Atakan Çelik ünledi gaiplerden;
Şu Erciş'in dağları / Gül kokuyor bağları
Kirpiğimnen süpürem / Sana gelen yolları
***
Karşıdan duygusuz/duyarsız kör olmayasıca gelirken ünledim:
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir / Güle güle gelir canlar paresi
Türkünün sabısı Ulu Ozan, ‘türkünün sonunu getir’ deyince çığırdım:
Pir Sultan’ım katı yüksek uçarsın / Selamsız sabahsız gelir geçersin
Dilber muhabbetten niye kaçarsın / Böyle midir yolumuzun töresi
Esrarengiz haller esrar saklarken; güneş yakıp meltem eserken, “Benim bu derdime derman efendim” çaresizliğindeydim…
Hak yolundaki Ulu Ozan, aşk yolundaki bana akıbetimi gösterir gibi al şunu oku dedi!
Pir Sultan Abdal'ım haftada ayda / Günler gelir geçer bulunmaz fayda
Gönül Hak arzular canım hayhayda / Toprağım üstüme kürelendi gel
***
Trump, Amerikalılar tarafından ‘akıl baliğ’ testine tabi tutulurken ben de kendime yüklendim:
Derdim çok diye derman ararsın
Esrarlı yollarda adres sorarsın
Hırkalı kendini niye yorarsın
Sevda ölmüş gönül kapısı kilit
***
Dün 23 Nisan’dı, kutlu olsun…
Çocukların çocukları katletmediği bayramlarda buluşmayı diliyorum.