Eğitimin, öğretimin, geleceğin inşa edildiği ilim/irfan yuvalarında katliamlar yaşanırken insana dair farklı konulardan söz etmek hiç de kolay değil. Ancak şunu özellikle belirtmek isterim ki, bu faciaların sebepleri arasında dikkatinize sunduğum hususlara ilişkin arızalar da var. Ölenlere rahmet, kalanlara şifa dileyerek başlamak istiyorum yazıma…
***
Kendisini Hz. İsa ilan eden Trump’ın akli dengesiyle ilgili medyatik öngörüler yerindedir ama bu yazıyla bir ilgisi yoktur! Peygamber meslekleri arasında yer alan çobanlık, 150 bin lira maaşla bile ilgi görmüyorsa bu işte bir terslik yok mu? Oysa teknoloji öyle gelişti ki; ‘çoban olmak istiyorum’ diyen bir Z kuşağı mensubu elinde ışın kılıcı, havada uçangöz ile çobanlık yapabilir! Önce akıl etmesi gerek…
***
Asıl konumuza gelecek olursak; güneşin kavurduğu, rüzgarın savurduğu dağlarda bir meltem esintisi aramak için çoban sabrı kadar, sevdalı gönüller de gerek…
Sevdalı gönül, aynı zamanda yaralı yürek demek!
O dem insana lazım olan türkü ve emek!
Öyle bir zamana geldik / Küfrün adı iman oldu
Doğru dürüst gider iken / Hakkın yolu duman oldu
Diyen büyük ozan Aşık Mahzuni Şerif gibi yaranızı sarma derdindeyseniz yol belli:
Kalmadı efendim kavl-i kararım / Kendimi kaybettim nerden ararım
Ben kendi yaramı kendim sararım / Kurban olam doktor değme yarama
***
Evanjelist kefereleri Oval Ofis’e doldurup ayin yapan Trump’a kulak verirseniz, o kestirmeden götürür sizi!
Kovboyum silahım döndürür çarkı / Petrol için yakar geçerim parkı
Emperyal dostların para-kan farkı / Rabbena hep bana! Duamız budur
***
Marketteki etiketleri gördükçe, maazallah cehennemlik olacak kerte küfür savuran Millet Bahçesi sakinleri, Politika Kasabasının Siyaset Bulvarında gezinenlere, “Ne olacak bu emeklinin, dar gelirlinin hâli” sorusunu yöneltirken, Aşık Mahzuni Şerif, elli yıl önceden yaptı durum tespitini:
Yıkılası bozuk düzen / Bıçak kemiğe dayandı
Biri, ‘sürüde kurt var’ deyince, o meşhur “Uyan çoban uyan sürüde kurt var” türküsünü kast ediyor zannıyla herkesi yine elli yıl önceye götürdü.
Uyan çoban uyku zarar getirir / Her taşın başında bir kurt oturur
Sürmeli yavruyu alır götürür / Parça parça koyma bizi perişan
***
Bazen bir çift göz eritir ya sevdalı ruhları, Reis, miting alanında çığırdığı, “Nasıl methedeyim sevdiğim seni” türküsüyle dahil olmuştu bu gerçeğe:
Hüsnüne yakışır Yusuf nişanı / Seni sevenlerin artar efkarı
Karsı Ardahanı Erzurum Vanı / Belhi Buharayı değer gözlerin
***
Millet Bahçesinden biri, “’Hırkalı sen ne dersin hal ve gidişe” diye görüş isteyince kırmadım:
Hırkalı ne desin bakıp hallara / Diyeceğim şudur garip kullara
İş, aş, ekmek için düşün yollara / Yan gelip yatana yemek verilmez
Biri, “Çalışıyorum ama aldığım maaşla geçinemiyorum” deyince Siyaset Bulvarındakilere seslenmek istedim:
Siyaset erbabı duysun sesimi / Dert dert üste insan soba isi mi
Ocak, şubat sorun derttir kasımı / Hırkalı’ya kulak verin de çözün