Sosyal medyada son birkaç gündür “seküler milliyetçi/Türkçü” olarak tanımlayabileceğimiz kesimden CHP’ye ve Özgür Özel’e yönelik yoğun bir tepki var. Tepkinin ana nedeni Suriye’deki son gelişmeler sonrasında Özgür Özel’in DEM Parti eş başkanları ile ortak bir basın toplantısı yaparak özetle selefi cihatçı bir ideolojik arkaplana sahip mevcut Suriye hükümetini eleştirmesi ve Suriye’de yaşayan Kürtlere yardım edilmesi gerektiğini ifade etmesi oldu.
Seküler milliyetçi kesimin CHP karşıtlığı yeni değil. Özellikle 2023 Genel Seçimi’ne giden süreçte CHP ve İYİ Parti arasında yaşananlardan sonra bu karşıtlık epey görünür hale geldi. Normalde CHP ve İYİ Parti Cumhur İttifakı iktidarına karşı Millet İttifakı çatısı altında gücünü birleştirmiş olmasına rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını dayattığı süreçte İYİ Parti’ye karşı baskıcı bir tutum takınması nedeniyle bu partinin tabanını oluşturan seküler rmilliyetçi kesimde CHP’ye karşı güçlü bir tepki oluştu. İYİ Parti tabanı milliyetçi yönelimiyle zaten sosyal-demokrat CHP’yle belli bir uyuşmazlık içindeydi ancak iktidar karşıtlığı paydasında bu uyuşmazlıklar gözardı edilebiliyordu. Ne var ki cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde yaşananlar uyuşmazlığı su yüzüne çıkardı.
Tabii bu kesim o dönemde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmasına karşı çıkmakta sonuna kadar haklıydı ancak genel seçim olup bittikten ve ardından CHP’de bir değişim yaşandıktan sonra da karşıtlık sürdü.
Adaylık tartışmaları sonrasında karşıtlığın ana eksenini şaşırtıcı olmayan bir biçimde Kürt sorunu oluşturdu. CHP kısmen sosyal-demokrat bir parti olmasından kısmen de seçim ve oy hesabıyla DEM Parti’yle ve Kürt seçmenle ne zaman yakınlaşmaya çalışsa seküler milliyetçi kesimin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Bu kesim CHP’nin sol ideolojik önyargılarından ötürü Kürtlerin oylarını almayı saplantı haline getirerek geniş milliyetçi bir kesimin oyunu yok yere gözden çıkardığını ve bunun da son tahlilde muhalefetin seçim kaybetmesine yol açtığını iddia ediyordu.
Ancak son yerel seçim seçim sonuçları bu iddiayı yanlışladı. CHP Kürt seçmenle ilişki kurmaya dönük adımlar atmış olmasına rağmen 2024’teki yerel seçimde tarihi bir başarı elde etti ve %37.8 oyla birinci parti oldu. Seküler milliyetçi kesim yanıldı çünkü Türk toplumunda belli sınırlar içerisinde DEM Parti veya Kürt seçmenle yakınlaşmak bu kesimin düşündüğü kadar oy kaybettirici bir politika değildi. Bu stratejinin bu kadar oy kaybettireceği düşüncesi biraz bu kesimin kendi ideolojik önyargılarından kaynaklı bir durumdu. Nitekim 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesi de HDP ile yapılan örtük ittifaktan çok Kılıçdaroğlu’nun yanlış aday olmasından kaynaklıydı.
Seküler milliyetçi kesimde CHP karşıtlığının yer yer saplantı boyutuna ulaştığını söylemek yanlış olmaz. Öyle ki, bu kesim bazen iktidardaki AKP ve MHP’den çok CHP’yi eleştirmekte ve hatta CHP AKP’ye karşı kaybettiğinde bundan ilginç bir haz duyabilmekte. Bu ruh halini özellikle 2024 Yerel Seçimi öncesindeki sosyal medya paylaşımlarında sıkça görmüştük. Nitekim bu tavrından ötürü bu kesim yerel seçim sonrasında derin bir sessizliğe gömülmek zorunda kalmış, seçim başarısı zırhıyla donanmış CHP’ye sataşmakta zorlanmıştı. Ancak, son dönemde CHP’nin baskı altında olmasını da fırsat bilerek saldırılarına kaldıkları yerden devam ediyor gibi görünüyorlar.
Seküler milliyetçilerin AKP’den daha çok CHP’yi eleştirmesinde ülkedeki siyasi iklimin de önemli bir rolünün olduğunu belirtmek gerekiyor. Son yıllarda Türkiye’de ifade özgürlüğünün ciddi ölçüde gerilemesiyle beraber artık siyasi iktidarı eleştirmek iyice maliyetli hale geldi. Ancak CHP’yi eleştirmek maliyetsiz. Bu durum CHP’ye yönelik ideolojik karşıtlık ve Kürtlük nefreti ile birleşince CHP ve Özgür Özel’in linç edilmesi bu kesim için bir alışkanlık haline geldi.
Tabii, seküler milliyetçi kesimin CHP’ye yönelik eleştirilerinin artık ciddi manada çelişki barındırdığını da belirtmek gerekiyor. Malûm Cumhur İttifakı Ekim 2024’te Öcalan, PKK ve DEM Parti’yi kapsayan ve “terörsüz Türkiye” adını verdiği yeni bir çözüm süreci başlattı. Bu süreçte Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan için seküler milliyetçi kesim tarafından asla kabul edilemeyecek bir biçimde “kurucu önder” gibi ifadeler kullandı ve onun “umut hakkı”ndan yararlanması gerektiğini belirtti. Seküler milliyetçi kesim elbette bunları da eleştirdi eleştirmesine ama iş CHP ve Özgür Özel’i eleştirmeye geldiğinde gösterdiği cevvalliği hiçbir zaman göstermedi. Bu da, yukarıda değindiğim, CHP’ye duydukları saplantı düzeyindeki karşıtlık ve iktidarı eleştirmenin maliyetli olmasından kaynaklı bir durumdu.
Seküler milliyetçi kesimin ideolojik önkabulleri gereği Kürt meselesinde aldıkları tutum anti-demokratik olmakla birlikte şaşırtıcı değil. Ancak, şu konjonktürde bu tepkilerini CHP’den çok mevcut iktidara göstermeleri hem kendileri açısından daha tutarlı hem de ülke adına daha faydalı olur.