Türkiye siyasetinin gündemi neredeyse CHP’den ibaret oldu. Yatıyoruz CHP kalkıyoruz CHP.

CHP CHP CHP

Dikkat ederseniz artık Türkiye siyasetinin gündemi neredeyse CHP’den ibaret oldu. Yatıyoruz CHP kalkıyoruz CHP.

Tabii bu derece CHP konuşmamız CHP’nin kendisinden kaynaklı bir durum değil. Yani CHP bir şeyleri yanlış veya eksik yapıyor da kendi doğalında CHP içinde sorunlar türüyor değil. Bu açıkça yapay olarak oluşturulmuş bir gündemler silsilesi.

Tekrar hatırlatalım, CHP’nin 31 Mart 2024’teki yerel seçimde AKP döneminde ilk kez birinci parti olarak çıkması üzerine başta belediyeler olmak üzere CHP üzerine kapsamlı yargı operasyonları başlatıldı. Bu operasyonların amacı açık: Yerel seçimdeki sonucun genel seçimde de tekrarlanmasını engellemek.

Normal demokratik bir ülkede CHP’nin elde ettiği yerel seçim zaferinden sonra erken genel seçime gidilirdi. Çünkü artık ülkede birinci parti değişmiş. Ama Türkiye’de “normal” değil “ileri” demokrasi olduğu için erken seçim değil CHP’ye yönelik yargı operasyonları oldu ve olmaya da devam etmekte.

Artık her hafta “bakalım bu hafta CHP’ye hangi operasyonlar yapılacak” diye bekler olduk.

En son olanlar şunlar:

Bir yandan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu merkezli İBB ve “casusluk” davaları görülmeye devam ediyor.

Diğer taraftan, Muhittin Böcek ve Özkan Yalım en sonunda “itirafçı” yapıldı ve özellikle Özgür Özel ve CHP Genel Merkezi aleyhine ifadeler vermeye başladılar.

Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal da AKP’ye geçti.

Bu gelişmelerin hepsi aynı amaca yönelik olsa da detaylarda her birinin ayrı anlamı var.

Malûm, tüm bu dört koldan kuşatmaya rağmen Özgür Özel geri adım atmıyor. İktidarın istediği gibi bir kontrollü muhalefet olmayı kabul etmiyor ve anketlerin gösterdiği üzere önümüzdeki seçimde bir iktidar değişikliği olacağını sık sık dile getiriyor. Tabii sen misin dile getiren.

Özgür Özel geri adım atmama politikasıyla ilişkili olarak en son Adalet Bakanı Akın Gürlek’le ilgili tapu iddiaları ortaya attı. Öyle anlaşılıyor ki, Özgür Özel’e yönelik soruşturmalar bu iddialardan sonra yoğunlaşmaya başladı. Normalde şimdiye dek “itirafçılığa” yanaşmayan Muhittin Böcek bu defa oğlu ve gelini üzerinden ortaya saçılan bel altı iddia ve görüntüler üzerinden “itirafçı” yapıldı. İddialar Özkan Yalım’ın “itirafları” ile de desteklendi.

Bu yeni soruşturmalar Özgür Özel’in tapu iddialarına mukabele amaçlı olabilir ama başka bir ihtimali daha dışlamamak lazım. Artık Özgür Özel’e ve CHP Genel Merkezi’ne yöneldiğini gördüğümüz soruşturmalarla aynı zamanda ileride çıkartılması düşünülen bir “mutlak butlan” kararının altyapısı hazırlanmak isteniyor da olabilir.

Dikkat edilirse şimdiye kadarki mutlak butlan söylentilerinde CHP hep parti olarak kenetlenmiş halde olası bir karara karşı dik durdu; bu da Kılıçdaroğlu ve lobisinin butlanla partinin başına gelebileceği meşruluk zeminini yok etti. Ama mevcut yönetim bir takım yolsuzluk ve bel altı iddialar üzerinen yıpratılır ve kamuoyunda bu yönde bir algı oluşturulabilirse, o zaman Kılıçdaroğlu’nun “partimiz çok kirlendi, arınma gerekli” gibi bir söylemle partinin başına dönmesinin zemini oluşabilir. Soruşturmaların bir siyasi hedefi de bu olabilir.

Tabii bu saydığım farklı ihtimallerin hiçbirisi birbirini dışlamıyor, hepsi aynı anda mümkün de olabilir.

Burcu Köksal meselesi ise aslında Aydın’da gördüğümüz hikayenin çok benzeri. Kendisi veya kocasının kirli çamaşırları üzerinden belli ki kendisine “ya AKP ya cezaevi” denmiş. Zaten mevcut yönetimle arasının bozuk olduğu bilinen Burcu Köksal da bugüne dek hakarete varan sözler söylediği iktidara ve AKP’ye katılmakta bir sorun görmemiş.

Aslında CHP’nin birkaç belediye başkanının AKP’ye geçmesi genel tabloda bir değişiklik yaratmaz. 2024’teki seçimde CHP Afyon’u hiç kazanamayabilirdi de ve bu büyük bir kayıp olmazdı. Ancak, sadece CHP’de değil başta YRP olmak üzere diğer muhalefet partilerinde de AKP’ye belediye başkanı geçişlerinin bu şekilde sistematik hale gelmesi ister istemez “acaba bu iktidar değişecek mi” sorusunun zihinlere gelmesini ve değişmeyeceği yönünde algının güçlenmesine neden oluyor. Çünkü ülkede iktidarın değişeceği yönünde bir hava olsa bu belediye başkanlarının çoğu AKP’ye geçer miydi?

Bu durum tabii önümüzdeki seçimde iktidar değişikliği olmayacağı anlamına gelmez. Ama gene de olmayacağı yönündeki algının halen güçlü olduğunu gösterir.

Öyle görünüyor ki CHP’ye yönelik bu baskılar seçime kadar bu şekilde devam edecek. Her hafta bu yönde başka bir gelişmeyi konuşuyor olacağız. Ama eğer CHP şimdiye dek yaptığı gibi bu baskılara göğüs gererek seçime kadar dayanmayı başarırsa, orada bir iktidar değişimi olması halen azımsanmayacak bir ihtimal olarak duruyor.