Söz gelimi, buzul kaynağından aşağıya doğru akan bir su kaynağı düşünün; ne kadar dingindir, ne kadar barışçıl ve ne kadar da kendi akış istikametiyle ilgilidir. Direncini, akışkanlığını bozacak hiçbir engelle vakit kaybetmez. Hep en az direnç gösteren yolu seçer. Çünkü tek amaç ve niyeti akmaktır. Sadece akmak.

Hakikati en yüksek seviyede temsil ettiğini düşünen insanlar, inandıkları hakikatin fikri gücü ve etkisine inanırlar. Bütün güç ve kabiliyetleriyle bu fikrin doğruluk ve iyilik değerlerini savunurlar. Hakikaten eninde sonunda ortaya çıkacağı ve hükümranlığını ilan edeceğini bildiklerinden, bundan emin olduklarından, sadece hakikatin hakikatine sığınırlar. Başka yollara sapmaz, insani olmayan hiçbir şeye tenezzül etmezler. Çünkü hakikat büyüktür ve kendi başına yeterli bir cevaptır.

Hakikatler su gibidir. Sadece akarlar.

Söz gelimi, buzul kaynağından aşağıya doğru akan bir su kaynağı düşünün; ne kadar dingindir, ne kadar barışçıl ve ne kadar da kendi akış istikametiyle ilgilidir. Direncini, akışkanlığını bozacak hiçbir engelle vakit kaybetmez. Hep en az direnç gösteren yolu seçer. Çünkü tek amaç ve niyeti akmaktır. Sadece akmak.

Mesela tesadüfen önüne taşlardan ya da kayalardan bir engel çıktığında, o taş ve kayanın etrafını dolanıp yoluna devam etmek birinci tercihidir. Taş ya da kaya ile kavga etmez. Onları itip kalkmaz, sinirlenip kendini bulanık bir suya dönüştürmez. Taşı ya da kayayı büyük bir sorun olarak ilan etmez. Çünkü onun niyeti sorun biriktirmek değildir, o çözümlerin peşindedir. Kendinden, amacından o kadar emindir ki, hiçbir engeli varlık ya da yokluk sorunu olarak görmez. Ve en önemli olanı da hiçbir engeli baş düşman ilan etmez. Kendiyle sorun arasında bir kutuplaştırmaya ihtiyaç duymaz. Sorunu ötekileştirmez. Sorunların doğal olduğuna inanır ve her sorunun aslında çözülmek için karşısına çıktığına inanır.

Bazen de hakikatten daha büyük engeller ile karşılaşır su; o zaman da sabır gösterip, biriktirir, genişler, yükselir ve o engelin üstünden taşarak yoluna devam eder. Bunu beceremediği zamanlar da olur. O vakit de hiddetlenmez. Kuvvetine güvenmez, ısrarına inanır. Bir Kızılderili atasözü der ki, ‘’Kayaları delen suyun kuvveti değildir, damlaların ısrarlı akışıdır’’.

Su hep akar. Bilir ki aktıkça temizlenir.

Su değişimden korkmaz.

Su uyumludur.

Ve nihayet su akışa teslim olur.

Bütün bunları başardığı içindir ki su hayatın kaynağıdır. Suyun olmadığı yerde hayat yoktur. Yaşam sadece suyun varlığı üstüne kuruludur.

Hepimiz suya bakmalıyız. Sudan ilham almalıyız. Su, bütün hakikatlerin aynasıdır ve bütün hakikatler suyun aynasından yansır bize. Suyun olgunluğuyla demlenmemiş bir iktidar uzun ömürlü olamaz. Suyun sabrını ve istikrarını temel felsefe haline getirmeyen muhalefet amaçlarına ulaşamaz.

Velhasıl ‘’su gibi aziz ‘’olmadan, birlikte yaşamak mümkün olmaz. Birbirimizin cehennemi olmaktan vazgeçmek su gibi olmaktan geçiyor.