Anlamakta zorlandığım, aklımın bir türlü almadığı ama bir yandan da inanmak istemediğim bir durum yaşanıyor bu topraklarda.
İlk defa neredeyse tüm siyasi partiler, iktidar ve muhalefet büyük ölçüde aynı çizgide duruyor.
Başta Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli olmak üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hayırlı iş bitmek üzere, bu topraklar artık kardeşlik toprakları olacak” diye üst üste açıklamalar yapıyor.
Yıllardır kanayan bir yaranın kapanması için tarihî bir fırsatın doğduğunu söylüyorlar.
Peki ortada somut ne var?
Neredeyse iki yıl geçmiş, Meclis komisyon raporundan başka elle tutulur bir gelişme yok.
Çerçeve yasa diye bir şeyden bahsediliyor.
Adı var, kendisi yok. Ne olduğunu kimse bilmiyor.
Külislerde sızıntılar ortalığa yayılıyor; gazetelerde, televizyonlarda “şöyle olacak, böyle olacak” diye haberler dönüyor.
Ama yasanın asıl muhatapları olan DEM Parti, Abdullah Öcalan ve PKK’nin haberi yok.
Sadece iktidar partisi, “Bir çerçeve yasası hazırlıyoruz, temmuz sonuna yetiştireceğiz” diyor, hemen arkasından da “Eylüle kalabilir” diye eklemeyi ihmal etmiyor.
Bu olup bitenler tam bir hayalet yasa manzarası çiziyor.
Görünürde bir hareket varmış gibi duruyor, ama dokunduğunuzda yok oluyor. Konuşuluyor, vaat ediliyor, umut pompalanıyor; fakat somut metin, net takvim, şeffaf süreç bir türlü ortaya çıkmıyor.
Evet, kabul ediyorum, kolay bir sorun değil bu. Tam 45 yıllık bir mesele. Herkesin kendine göre kaygıları, endişeleri, umutları var.
Kimisi “terör bitmeden olmaz” diyor, kimisi “adil bir çözüm olmadan kalıcı barış gelmez” diyor.
Bu kaygılar meşru.
Zaten kolay olmadığı için iki yıldır görüşmeler yapılıyor, açıklamalar peş peşe geliyor.
Ama tam da bu yüzden, bu seferki süreçte daha önce benzer çatışma ve çözüm süreçlerinde hiç görülmemiş bir şey yaşandı.
Silahlı örgüt, silahı önceden bıraktığını ilan etti.
Bu çok kritik bir adımdı. Birçok insan gibi ben de “Bu sefer olacak” diye yürekten inandım. Hâlâ inanıyorum. Hâlâ inanmak istiyorum. Bu sefer olsun istiyorum.
Kaygım ,böyle belirsizlik, böyle “hayalet yasa” yaklaşımı devam ederse umutsuzluk dalgası yayılacak.
İnsanlar “Yine mi aynı oyun?” demeye başlayacak. Umut kırılınca yerine öfke, öfke büyüyünce de yeni acılar gelecek.
Oysa bu topraklar yeni acıları kaldıramaz. Yeterince kan aktı, yeterince gözyaşı döküldü.
Bu süreçte herkesin sorumluluğu var.
İktidarın şeffaf davranması, muhalefetin yapıcı olması, DEM Parti’nin taleplerini net ortaya koyması, Öcalan’ın ve örgütün de süreci destekleyecek adımlar atması gerekiyor.
Kolay değil, biliyorum. Ama imkânsız da değil.
Tarih bize gösteriyor ki, cesaret, sabır ve samimiyetle yürütülen süreçler sonuç veriyor.
Ben hâlâ bu topraklarda kardeşliğin mümkün olduğuna inanıyorum.
Hâlâ “Bu sefer başaralım” diyorum.
Ama bu başarı, hayalet yasalarla, kulis sızıntılarıyla, muğlak takvimlerle olmaz.
Somut metin lazım, net takvim lazım, şeffaflık lazım, cesaret lazım. Umut etmekten vazgeçmeyeceğim.
Ama bu umudu hayaletlere değil, gerçek adımlara bağlamak istiyorum.
Bu sefer olsun.
Bu topraklar gerçekten kardeşlik toprakları olsun.