Bu sözcükler o kadar çok tekrar edildi, o kadar çok yüklendi ki, toplumun zihninde Kürt meselesi neredeyse sadece bu kavramlarla özdeşleşti.
Bu süreç Kürt meselesini çözme süreci değildir.
Bu süreç, Kürt meselesinin çözümüne giden yoldaki en önemli engelleri kaldırma sürecidir.
On yıllardır bu meseleyi çürüten, anlamsızlaştıran ve değersizleştiren o ağır söylemler…
Terörizm, bölücülük, vatan hainliği, işbirlikçilik…
Bu sözcükler o kadar çok tekrar edildi, o kadar çok yüklendi ki, toplumun zihninde Kürt meselesi neredeyse sadece bu kavramlarla özdeşleşti.
Meselenin asıl özü, insanların yaşadığı gerçekler, talepler, acılar ve umutlar bir kenara itildi.
Kutuplaşmış bir toplumda her şey siyah-beyaz hale getirildi.
Ya “onlar” oldunuz ya “biz”.
Orta yol, anlayış, dinleme ve meşru zemin neredeyse kayboldu.
Şimdi yaşanan süreç, işte tam da bu zehirli dili ve bu kutuplaşmayı kıran bir süreçtir.
Artık Kürt meselesinin yasal ve meşru alanda, demokratik çerçevede, hak ve özgürlük talepleri olarak konuşulabilmesinin önünü açan bir süreçtir.
Bu, küçük bir adım gibi görünebilir.
Ama aslında en büyük adımlardan biridir.
Çünkü bir mesele, eğer sürekli “terör”, “bölücülük” ve “ihanet” kelimeleriyle tanımlanırsa, o meselenin çözümüne giden yol daha başlamadan kapanır.
İnsanlar konuşamaz, dinleyemez, yaklaşamaz hale gelir.
Güven erir, korku büyür, mesafe artar.
Bu sürecin asıl değeri buradadır:
Toplumu yıllarca kilitleyen o engelleri kaldırması.
İnsanların birbirine “hain” demeden, “bölücü” demeden, “işbirlikçi” demeden konuşabilmesinin zeminini hazırlaması.
Hak ve özgürlük taleplerinin, anayasal ve demokratik sınırlar içinde, korkusuzca dile getirilebilmesinin yolunu açması.
Elbette bu bir günde olmayacaktır.
On yılların birikmiş önyargıları, korkuları, acıları bir anda silinmez.
Yeni yol ve yöntemlere ihtiyaç vardır.
Sabır, samimiyet, tutarlılık ve karşılıklı güven inşası gerekir.
Siyasetin, sivil toplumun, aydınların, medyanın ve halkın ortak aklıyla yürümesi gereken uzun bir yoldur bu.
Ama kesin olan tek bir şey vardır:
Artık acı ve gözyaşı olmayacaktır.
Artık ölüm ve kan olmayacaktır.
Bu cümle, bir temenni değildir.
Bu cümle, bir kararlılıktır.
Bu cümle, bir toplumun kendine verdiği sözdür.
Kürt meselesi, eğer bir gün gerçekten çözülecekse, önce bu engellerin kaldırılmasıyla mümkün olacaktır.
Önce dilin değişmesiyle, sonra yüreğin açılmasıyla, sonra da adaletin ve eşitliğin tesis edilmesiyle.
Bu süreç, çözümün kendisi değildir.
Ama çözümün önündeki en kalın duvarı yıkan süreçtir.
Ve o duvar yıkıldığında,
geriye kalan tek şey umuttur:
Acının, gözyaşının, ölümün ve kanın olmadığı bir yarın umudu.