31 Mart’taki Bursa Belediyesi’ne yönelik soruşturma sonrasında ise Özgür Özel “ara seçim” planını tekrar gündeme getirdi.

CHP’li belediyelere yönelik yargı soruşturmaları tüm hızıyla sürüyor. 2025’in Eylül ayında en son Bayrampaşa Belediyesi’ne yapılan operasyondan sonra bir süre kesilmiş gibi gözüken soruşturma dalgaları 16 Şubat’ta Bolu Belediyesi’ne yönelik yeni bir operasyon ile yeniden başlamıştı. Soruşturmalar Kuşadası, Uşak, Bursa ve dün de Üsküdar Belediyesi ile devam etti.

Tahminim, İran Savaşı sürdüğü müddetçe (ki şu anda orada çok yeni bir ateşkes ilan edildi) soruşturmalar yeni CHP’li belediyelerle devam edebilir.

31 Mart’taki Bursa Belediyesi’ne yönelik soruşturma sonrasında ise Özgür Özel “ara seçim” planını tekrar gündeme getirdi.

Hatırlanırsa Özgür Özel bu planı 19 Mart sonrasında Ekrem İmamoğlu ve ekibi ilk tutuklandığında da gündeme getirmiş ancak plan sonrasında hayata geçirilmemiş ve unutulmuştu. Ancak, iktidarın bu yeni soruşturma dalgasına bir karşılık verme gereği hissedilmiş olacak ki ara seçim planı tekrardan raftan indirildi.

Ara seçimle ilişkili olarak ilk etapta CHP’li 22 milletvekilinin istifa etmesi tartışıldı. Mecliste 8 milletvekilinin koltuğu çeşitli sebeplerden ötürü zaten boş. 22 vekil daha istifa edince sayı 30 olacak, böylece anayasanın öngördüğü ara seçim sayısına ulaşılacaktı.

Ancak böyle bir planın CHP açısından açmazı, istifa edecek 22 milletvekilinin istifalarının kabul edilebilmesi için mecliste çoğunluğu oluşturan iktidar partilerinin bunu onaylaması zorunluluğuydu. Diğer bir deyişle, bu formülle ara seçime gidilmesi gene iktidarın inisiyatifindeydi.

CHP gene de bu yolu deneyebilirdi çünkü iktidar partileri CHP’li vekillerin istifalarını onaylamasa bile CHP iktidarı seçimden kaçmakla suçlayabilir ve bu şekilde kamuoyu nezdinde onu zor duruma düşürebilirdi.

Nitekim, bu tartışmalar sürerken iktidar yanlısı gazeteci Abdülkadir Selvi köşesinde iktidarın CHP’li vekillerin istifalarını kabul etmeyeceğini yazdı ve hatta böyle bir durumda bazı CHP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılabileceğini de söyledi.

Ancak, sonrasında Özgür Özel’in açıklamalarından anlaşıldı ki ara seçim için başka bir formül denenmesine karar verilmiş. Buna göre, 22 CHP’li vekilin istifası yerine halihazırda zaten boşalmış olan 8 vekillik için bir ara seçim yapılması hedeflenmekte.

Kanun ne diyor?

Gerçekten de Anayasa’nın 78. maddesine göre ara seçim yapılabilmesi için 30 milletvekilinin istifası şart değil.

Anayasa ara seçime bir süre sınırı koyuyor. Seçimden sonraki ilk 30 ay (yani 2,5 yıl) ara seçim yapılamaz diyor. Ama eğer meclisin %5’i herhangi bir sebepten boşalırsa (ki bu da şu anki mecliste 30 milletvekili yapıyor) o zaman bu süre şartının aranmadığını ve 3 ay içinde ara seçime gidilmesi gerektiğini belirtiyor.[i]

Diğer bir deyişle, 30 milletvekilinin istifası ara seçime gidilmesi için değil, 2,5 yıldan önce gidilip gidilmemesi için belirleyici. 2,5 yıl dolmuşsa (ki bu seçim dönemi için 28 Kasım 2025’te doldu) mecliste 30 milletvekillik bir boşluk olmasa da ara seçime gidilebilir. Hatta gidilmesi bir tercih de değildir, anayasanın ilgili maddesine göre gidilmesi gerekir.

Pratikte durum ne?

Ancak, şöyle bir durum da var: 12 Eylül darbesi öncesi düzenli olarak gerçekleştirilen ara seçimler, askeri yönetim bitip demokrasiye tekrar dönüldükten sonra anayasada yer almasına rağmen sadece 1986 yılında uygulandı.

2003’te bir ara seçim daha gerçekleştirildi ancak o seçim boşalan vekilliklerin yerini doldurmaktan çok siyasi yasağı kaldırılan Tayyip Erdoğan’ın vekil seçilebilmesi için yapılmıştı.

Diğer bir deyişle, ortada anayasada yazsa bile 40 senedir hayata geçirilmemiş bir uygulama var.

Ara seçimin 40 senedir uygulanmamasının iki temel nedeni var: AKP’den önceki dönemde erken seçim sık yapılırdı. Dolayısıyla, ara seçime gitmek yerine doğrudan erken seçime gidilirdi. AKP döneminde ise mecliste boşalmalar olsa bile bunların yerine yeni vekillerin seçilmesi pratikte bir değişim yaratmayacağı için ne iktidar ne de muhalefet bu işin peşine düştü ve normalde anayasaya göre yapılması gereken ara seçimler hiç yapılmadı.

Ancak, şimdi ilk kez muhalefet ara seçimde pratik bir fayda öngörmekte. CHP ara seçimde iktidar partisine olan halk desteğinin düştüğünü gösterebilirse (ki bir ara seçim olursa büyük ihtimalle böyle olacak) bu erken seçimin de kapısını açacaktır. İktidar partisi de böyle bir sonuç onu zor durumda bırakcağı için elbette ara seçimden kaçınacaktır.

Özetle

Ortada şöyle bir durum var: Anayasanın ilgili hükmüne göre Türkiye’de bir ara seçim yapılması gerekiyor. Türkiye gerçekten bir hukuk devletiyse ara seçimin yapılması gerekir. Ancak, bunun siyaseten kendi aleyhine sonuç doğuracağını bilen iktidar 40 yıldır uygulanmıyor olmasına güvenerek ara seçimden kaçıyor. Tabii, aynı şekilde iktidar AYM kararlarının uygulanmayabildiği bir ülkede anayasa hükmünden kaçmasının kendisi açısından herhangi bir hukuki sonuç doğrumayacağını biliyor olmasına da güveniyor.

Bu sebeple Özgür Özel ara seçimi sadece dillendirmekle kalmıyor, diğer muhalefet partilerinin de desteğini arıyor. Kendisi önümüzdeki hafta bu amaçla bir parti ziyaretleri turuna çıkacak.

Ancak, ben son tahlilde bir ara seçim olacağını düşünmüyorum. Hukuk devletinin zaten büyük oranda ortadan kalktığı bir ortamda iktidar zaten pratikte 40 yıldır uygulanmayan ara seçimi yaparak kendisini zor duruma düşürmez. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen günkü kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada ara seçime kapılarının tamamen kapalı olduğunu belirtti.

Ne var ki, ara seçim son tahlilde olmayacak olsa bile, ben CHP’nin ve muhalefetin bu gündemi sürdürmesinin doğru bir strateji olduğunu düşünüyorum. Çünkü güvenilir kamuoyu araştırmaları halkın çoğunluğunun erken seçim istediğini gösteriyor. Bu şekilde muhalefet en azından erken seçim için çabaladığını halka gösterebilir ve iktidarı seçimden kaçmakla suçlayarak onu kamuoyu nezdinde zor duruma düşürebilir.

E siyaset de zaten biraz budur.