Epstein’e yönelik yargı sürecinde kilit nokta 2019’da gerçekleşti. 2018 yılı itibari ile gazeteciler bu tozlu dosyayı raflardan çıkararak üzerinde çalışmaya karar verdi.
Sosyal medyanın öyle bir gücü var ki artık hiçbir şey hakikaten heybede gizli kalmıyor. Teknoloji, çeyrek asır önce yaşananları dahi bugünün gündeminde tartışılır hale getiriyor. ABD’de büyük infial yaratan Jeffrey Epstein dosyası bunun en yaralayıcı kanıtıdır. Dijital devrim bize gösteriyor ki ‘geçmiş’ gerçekten geçip gidemeyecek derecede travmatik anlarla dolu…
Her şey mesleği öğretmenlik olan Epstein’in bir anda finansçı olmasıyla başladı. Bu süreçte her ne olduysa Epstein, yüklü miktarlarda servete erişti. Finansçı olup ünlenmesiyle de başta iş insanları olmak üzere, bürokratlara, oyunculara, sanatçılara birlikte suç işlemek üzere göz kırptı…
Yine ifade edeyim ki iş insanları, bürokratlar, sanatçılar, politikacılar… Belgelerde her sektörden “en”ler var: Trump’tan Clinton’a, Prens Andrew’dan Elon Musk’a kadar uzanan bir sosyal alaka, meselenin alaleda bir suçtan fazlası ve ayrıyeten başka konulara da evrileceğinin de aynı zamanda habercisiydi.
Epstein’e yönelik ilk ciddi iddialar 2005 yılında ortaya çıktı. Küçük bir kız çocuğunun istismara uğradığına dair ihbar, olaylar silsilesinin, çocuklara yönelik vahşetin ilk düğümünü açacaktı. İddia bir kız çocuğunun istismar edildiğiydi ki bu şikâyetten sonra ortaya çıkan şuydu: İstismar edilen çocuk sayısı bir değil, on değil, onlarca…
Epstein dosyası kendi içinde ele alınamayacak kadar büyük olayları içinde barındıran bir dosya. Çocukların istismar edildiği, çeşit işkencelere maruz bırakıldığı olaylardan bahsediyoruz. Bu yazıda yazmaya elimin varmadığı çocuklara yönelik berbat muameleler de… Bu vahşetin daha rahat ve sistematik hale gelmesi için de ada tahsis edilmiş olması da insanlık adına çok ağır bir utanç.
Bu kadar komplike ve dünyanın dört bir yanından bürokratlarının adının geçmesi hasebiyle de tüm dünyayı alakadar eden bu dosya günlerdir sosyal medyayı meşgul etmekle birlikte bu konuda birçok bilgi kirliliği var. Bu yüzden resmi olmayan açıklamalara kapılmamakta fayda var. Bu dosyada adı geçen insanların da çok magazinsel birer hayatları olduğu için meselenin hukuki ve sosyolojik boyutunu kaçırıyoruz.
Hukuki süreç; 2005’te başladı, ardından 2008’de Epstein’in tutukluluk süreci başladı şeklinde özetlenebilir. 2008’de Epstein ile federal savcılık arasında ‘savunma anlaşması’ yapıldı. Fikrimce bu süreçte gözden kaçırılan önemli noktalardan biri Amerikan yargı sistemine ait bir kurum olan ‘Savunma Anlaşması’dır. Savunma anlaşması, sanığın suçunu kabul etmesi karşılığında savcıyla pazarlık yaparak daha hafif bir ceza almasını mümkün kılar.
Savunma anlaşması pratiğe yönelik olarak yargı sisteminin yükünü azaltmayı amaçlar. Bir nevi uzlaşı aracı. Epstein dosyası örneğinde bu kurum, adalete erişim mekanizmasını bir pazarlık aracına dönüştürdüğü apaçık ortada. Anlaşma imzalanarak aklanma mantığı olarak da yorumlanabilir. Savcı da o dönem Epstein’e yönelik bazı suçlamaları düşürerek cezada indirime gitti: Epstein de bu sistemin sunduğu bu pazarlığın nimetlerinden yararlanarak ağır yaptırımlardan kurtuldu.
Meselenin hukuki boyutunda gözden kaçan başka bir nokta şu: Yargılama süreci 2005’te başlamışken Epstein 2008’de tutuklandı. Arada üç yıllık bir süre farkı var. Dosyanın konusunu göz önüne alındığında toplumda infial yaratan bir konu olduğu gerçeği var. Dosyanın selameti ve şeffaflık açısından yine de 3 yıl uzun bir süre.
Şu an olduğu gibi o dönemde de Amerikan toplumunda bu türden infial yaratan dosyalar en ince ayrıntısına kadar kamuoyu ile paylaşılır ve adaletin gereğinin yerine getirildiği mesajı verilirdi. Fakat yine Epstein dosyasında bu konuda da bir aksaklık görebiliriz. Çünkü o dönem bu dosyadaki veriler kamuoyu ile yeterince paylaşılmamış bir diğer söyleyişle dosyanın vahametti açığa çıksın istenmemiş.
Epstein’e yönelik yargı sürecinde kilit nokta 2019’da gerçekleşti. 2018 yılı itibari ile gazeteciler bu tozlu dosyayı raflardan çıkararak üzerinde çalışmaya karar verdi. Bu süreçle birlikte ortaya çıkan gerçek: ‘Savunma Anlaşması’ndan o dönemki mağdurların hiçbir şekilde haberi yoktu! ABD’nin ceza adalet sistemine göre mağdurlara soruşturma ve yargılama süreçleri hakkında bilgilendirilme ve görüş bildirme hakkı tanınır.
Pratikte savcıların bu anlaşmayı mağdurlardan gizlediği ortadaydı. Şöyle düşünün: Mağduru ve muhatabı sizin olduğu bir dosyada söz hakkınız elinizden alınmış! Zaten savcıların bu anlaşmayı saklamasın temel amacı da mağdurların itirazlarını engellemek ve Epstein’in daha az ceza almasını sağlamak olduğuna şüphe yok.
2019’da tekrar tutuklamasından sonra hücresinde ölü bulunması da hayli acayip. Hepimiz biliyoruz ki Epstein bu işleri tek başına yapmadı. O ve onunla aynı zihniyete sahip aşağılık ve sapkın fikirlere sahip kişilerin de en üst sınırdan ceza alması tek temennim.
Bugün görüyoruz ki dijital devrimle hiçbir dosya gerçekten kapanmıyor. Epstein dosyası ile ilgili tüm materyaller yıllar sonra yeniden anasayfalarımıza düştü. Hukukta her ne kadar belli suçlarda süreler olsa dahi dijital medyada bu sürenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Belki de bu dosyanın beni en çok rahatsız eden tarafı, bugün insan hakları ve çocuk hakları üzerine en yüksek perdeden konuşan politikacıların, oyuncuların isimlerinin bu belgelerde geçmesidir. Konu hak savunuculuğu olunca mangalda kül bırakmayan isimlerin bunlarla bir süre daha anılacak olması dünyanın karşı karşıya kaldığı hak ihlali bombardımanlarında kime sığınacağımız konusunda eminim ki herkesi yaralamıştır.