Güncelleme yapılmadan önce kullanıcı profilleri herkese açık şekilde görünüyordu ve kimlerin etkileşim kurabileceğine dair yeterli sınır yoktu.
Maraş ve Urfa’da çocukların öncülüğünde işlenen şiddet olaylarından sonra eminim ki tüm ebeveyneler biz nerde yanlış yaptık diye bir düşünmüştür. Ben söyleyeyim yanlışın nerde yapıldığını: Pandemide.
Pandemi başlayınca bulaşın sorumlusu çocuklar ilan edilip okullar kapatıldı. Şimdi burada kim haklıydı kim haksızdı tartışması yürütmenin anlamı askıda kalacak çünkü bir önemi yok. Önemli olan şeyse çocukların pandemi döneminde evlerinde neler yaptığı.
Çocukların oyun alanları, gidebilecekleri parklar dahi kısıtlama alanına dahil edilince çocuklar doğal olarak çareyi sanal medyada ve oyunlarda buldu. Özellikle de ilkokul ve ortaokul öğrencileri için son derece çekici olan bu mecra o süreçte daha da parlak geldi. Çünkü algıların en çok açık olduğu bu yaş ve gruplarına yenilikleri keşfetme ve yeni bir dünyanın içine müdahil olma çok cazip geldi.
Çocuklar keşfetmeyi ve keşfedilmeyi çok sever. İşte sosyal medya platformlarının ‘keşfet’ sekmesi pandemide çocukların da sık uğradığı yerler haline gelmiştir eminim. Zaten sosyal platformlar için o dönem yeni bir çağın kapılarının aralandığı bir dönem oldu. Çünkü burada yeni ve hareketli bir piyasa oluştu.
Pandemi dönemlerine yakın Türkiye’ye uğrayan platformlardan biri TİKTOK isimli uygulamaydı. Yine pandemi ağırlaşırken de en çok rağbet gören platformlardan biri yine o oldu ve trendlere yükseldi. Şimdilerde ise epeyce popüler ama pandeminin Türkiye’de en şiddetli hissedildiği dönemde bu platformda bir şeyler yolunda gitmedi. Günün sonunda da mesele Kişisel Verileri Koruma Kurulunun verdiği kara nihayetinde bitti.
Tiktok o dönem gizlilik politikasında güncelleme gerçekleştirdi. Güncellemenin sonucunda yaş aralığı 13 ve 15 olan çocukların varsayılan gizlilik ayarı ‘özel’ olarak işaretlenmiş bulundu. Bu sayede çocuk kullanıcının onay verdiği takipçiler onun videoları ile reaksiyon verebilecek duruma getirildi. Fakat asıl kritik nokta şu: bu güncellemeden önceki profiller varsayılan güvenlik ayarındaydı.
Güncelleme yapılmadan önce kullanıcı profilleri herkese açık şekilde görünüyordu ve kimlerin etkileşim kurabileceğine dair yeterli sınır yoktu. Bu durum çocuk kullanıcıların kişisel verilerine kolayca ulaşılabilmesi açısından riskli. Ayrıca şirketin bu riskleri önceden tespit edip azaltmak için yeterli önlem almadığı da Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından ihlal olarak değerlendirildi.
2021 yılı Ocak ayında yapılan güncellemeden önce, uygulamayı kullanan 13 yaş altındaki çocuklara ait bazı kişisel bilgiler görülebiliyordu. Ayrıca, gerekli ebeveyn izni alınmadan çocuklara ait veriler toplanıyordu. Bu nedenle, uygulamayı kullanan çocukların güvenliği ve mahremiyeti açısından olumsuz sonuçlar doğabilecek bir risk bulunduğu değerlendirildi
Bu tik tok kararı sadece o dönemde olan bir örnekti. Kuşkusuz gibi başka binlerce örnek vardır. Böylesi kritik bir dönemde çocukların verileri neye dayanarak işlendi? Çocukların sosyal medyaya verdiği reaksiyonları kontrol dahilinde bulundurmaya gereksinimi neden duyuldu üzerine kafa yormaya tartışmaya bence bugünlerde olan olaylardan sonra gerek var. Bu türden ihlalleri, çocukların doğrudan yetişkinlerle aynı alanda bulunduğu göz önünde bulundurulunca yok saymamak gerekir.
Yeniden çocukların karıştığı şiddet olaylarına dönecek olursak Bu karar, pandemi döneminde çocukların gelişim çağlarında algoritmaların veri işleme mekanizmalarının etkisine açık şekilde işletildiğini göstermek. Deyim yerinde ise çocuklar sanal medyaya teslim edildi.
Elbette tek başına bir sosyal medya platformu ya da tek bir karar, bugün yaşanan şiddet olaylarının doğrudan sebebi olarak gösterilemez. Ancak bu süreçlerin, çocukların davranış dünyasını etkileyen nedenlerden biri olduğu ortada. Şiddetin sıklığının artması, sanal medyada suçluların övülmesi ve yüceltilmesi çocukları denetim mekanizmasının dışında kalmış içeriklere erişmesine sebebiyet veriyor.
Yine birbiri ile ilintili olduğunu düşündüğüm etki tepki sonucu bu ağır pandemi koşullarındaki intihar oranlarını gözden geçirmek gerekir. TÜİK verilerine göre yine pandeminin yine pandeminin yaşandığı dönemlerde (2020 sonu 2021 başları) Türkiye’de intihar oranlarının en yüksek olduğu zamana tekabül eder.
Tabi bunların sorumlusu tek başına bu platformlar değil. Pandemi gibi ekstrem şartların ve ağır sanal şartlarla kesişmesi bu ağır sonuçlara ne yazık ki altyapı oluşturdu. Bu şartları kümülatif değerlendirdiğimizde yetişkinler dahi bu ağır şartlar altında yaşamını güçlükle ilerletirken daha hayatının çok başında olan çocukların bu şartlardan fazlaca etkileniyor ve bilinçaltına yerleşiyor.