AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan MYK gündemine yönelik açıklamalarda bulundu. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında başlatılan süreçte Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasaya ilişkin konuşan Ömer Çelik, “Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Aslında bir bakıma, bir başka boyutuyla mesele yeni başlıyor” dedi.

Çerçeve yasanın Meclis’e geleceği tarihi de açıklayan Ömer Çelik, özetle şunları söyledi:

"Burada esas olan, dediğimiz gibi, her zaman söylediğimiz gibi, Türkiye'nin temel değerlerini korumaktır. Türkiye'yi terör yükünden kurtarmaktır. Bundan sonra buraya kadar gelmek önemlidir. Bir söz vardır: "Bundan sonrasını yürümeyeceksek buraya kadar niye geldik?" diye.

“İnce işçilik aşamasındayız”

Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Aslında bir bakıma, bir başka boyutuyla mesele yeni başlıyor. Türkiye'nin bölgede hedefine ulaşması bakımından tabii ki yasal bir zeminin oluşması son derece önemli. Ama aynı zamanda oluşturulan politik atmosfer de önemlidir. Toplumsal atmosfere pozitif katkı sağlayıp sağlamamak önemlidir.

O yüzden özellikle bu süreçte tabii ki katkılar çok değerlidir. Tabii ki yapıcı eleştiriler de çok değerlidir. Burada katkı adı altında dar mahalle ideolojilerinin gündeme gelmesi son derece zararlıdır. Ya da eleştiri adı altında yapıcı olmak yerine yıkıcı eleştiriler yapılması son derece zararlıdır. Çünkü bu, bütün Türkiye'yi ilgilendiren bir meseledir. Bu mesele sadece siyasi bakışlara göre var olan ya da yok olan bir mesele değildir.

“Türkiye uzun zamandır terörle mücadele ediyor”

Türkiye uzun zamandır terörle mücadele ediyor ve biz, hükümetlerimiz döneminde pek çok reformu hayata geçirerek Türkiye'nin demokrasi eksiğinin kapatılması, Türkiye'nin demokrasi eksiğinden doğan sorunların giderilmesi bakımından en zor zamanlarda, vesayetin en ağır ve en karanlık dönemlerinde güçlü reformlara imza attık.

Tabii ki en büyük takdir, en büyük gurur, en büyük değer milletimizindir. Şimdiye kadar milletimizin arasına Türk-Kürt diye, Alevi-Sünni diye fitne sokmaya çalışan birçok istihbarat operasyonuna, birçok provokasyona ve suikasta hedef oldu ülkemiz. Siyasi tarihimizi şekillendirmek için, siyasi partileri şekillendirmek için birçok operasyonla da karşı karşıya kaldı.

Yeni Parti'nin grup toplantılarını ne zaman yapacağı belli oldu!
Yeni Parti'nin grup toplantılarını ne zaman yapacağı belli oldu!
İçeriği Görüntüle

Ama ister Türk olsun, ister Kürt olsun, ister Alevi olsun, ister Sünni olsun, bütün bu provokasyonlar karşısında milletimizin sağduyusu sayesinde tek bir fert bir diğerine yan gözle bakmadı. Kimse kimseyi incitecek bir iş yapmadı. Dolayısıyla burada esas kahraman, bugüne ülkemizin gelmesindeki esas kahramanlar işte milletimizin bu makul çoğunluğudur, milletimizin bu sağduyusudur, bu basiretidir.

Şimdi de biz bu sağduyuyu ve bu basireti toplumun her kesiminde, aidiyeti ne olursa olsun, kimliği ne olursa olsun görüyoruz. Yapmaya çalıştığımız şey ölçek büyütmektir. Dar mahalle ideolojilerinin dışında Türkiye'nin ölçeğini büyütmek; Türkiye'nin her bir ferdinin, her bir kesiminin, her bir kimliğinin, her bir aidiyetinin ve mensubiyetinin daha büyük bir birlikteliğin parçası olmanın hazzını yaşamasıdır.

Büyük birlikteliğin sorunları gidermedeki oluşturacağımız zemini, atmosferi herkesin soluması son derece önemlidir. Daha önce çeşitli vesilelerle ifade etmiştim: Adlarımız farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir.

“Türkiye'de ikinci sınıf vatandaş yoktur”

Türkiye'de ikinci sınıf vatandaş yoktur. Türkiye'de herkes birinci sınıf vatandaştır. Türkiye'de vatandaşların bir kısmı ev sahibi, bir kısmı misafir değildir. Bir kısmı siyasi ve demokratik haklar açısından, Cumhuriyet'in değerleri açısından bir kısmı kalıcı, bir kısmı gidici; bir kısmı asil, bir kısmı yedek değildir. Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir.

O sebeple bütün bunları dikkate alan, dar mahalle ideolojilerinin dışına çıkan, büyük bir zihinsel ölçekle konuşan, büyük bir demokratik perspektifle konuşan, yapıcı bir dille konuşan bir yaklaşımı hep beraber üretmeliyiz ve sahiplenmeliyiz.

Bugün etrafımıza baktığımızda, yakın coğrafyamıza baktığımızda Türkiye'nin pozitif olarak nasıl ayrıştığını, Türkiye'nin pozitif olarak yüksek değerleri yüksek bir temsille koruduğunu hep beraber görüyoruz. Sandık var, demokrasi var, siyasal katılımın önü açık, siyaset yapmanın yolu açık. Bir tezi olanın millete ulaşma imkânlarının önü açık.

Bugünün dünyasına baktığınızda bunlar büyük değerler. Ama şimdi bunların büyük değerler olmasına yeni boyutlar eklendi. Eskiden bazı ülkeler bunlara ulaşacak imkânlara sahip değildi, bunlara ulaşacak siyasi sistemlere sahip değildi, bunlara ulaşacak kurumsal kapasiteye sahip değildi. Ama şimdi daha büyük bir sıkıntı var. Bunlara ulaşan, yüksek kapasiteye sahip bazı devletlerin, bazı toplumların aslında kurumlarının içinin boşaldığını, demokratik mekanizmaların içinin boşaldığını, demokrasinin bir tür propaganda faaliyetine dönüştüğünü, demokrasinin bir şekilde yozlaştırılmaya çalışıldığını, hukukun elastik hâle getirilmeye çalışıldığını, dünyada böyle bir akımın ortaya çıkmaya çalıştığını görüyoruz.

“Değerlerimizi korumamız lazım”

Onun için bu değerlerimizi korumamız konusunda daha hassas, daha güçlü bir yaklaşım ortaya koymamız gerekiyor.

Bu vesileyle de terörsüz Türkiye'ye, terörsüz bölge hedefleri açısından en çok ihtiyaç duyulan şey, ister katkı olsun ister eleştiri olsun, önemli olan sisteme oksijen mi yüklüyorsunuz yoksa toksik gazlar mı yüklüyorsunuz, meselesidir.

Bugün daha çok oksijen yükleyecek bir dile ihtiyacımız var. Daha çok oksijen yükleyecek, dar mahallelerin dar kalıplarını, zindanlarını aşacak, daha büyük ölçeklerden bakabilecek yaklaşımlara ihtiyaç var. Burada da hem hukuki hem siyasi açıdan ince işçilik gerekiyor.

Zaman propaganda zamanı değil. Zaman gerçekten doğru bir dille her bir vatandaşımıza ulaşabilecek bir zamandır. Zaman sadece belli bir kesimin rengini diğerlerine dayatmasının zamanı değil. Tek rengin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğu ve bu rengin altında diğer bütün renklerin kendisine en anlamlı aidiyeti bulabildiği bir siyasal yaklaşımın ortaya konulmasının zamanıdır.

Ömer Çelik'ten süreç açıklaması

O yüzden aşırılıklardan kaçınmak en temel ilke olmalıdır. Yani pozitif bahsettiğim unsurları yerleştirebilmek için öncelikle bu aşırılıklardan kaçınma meselesi her kesimin dikkat etmesi gereken bir konudur.

Bugüne kadar kendiliğinden kolay gelinmedi. Bir sürü provokasyona, bir sürü bilinmeyen sabotaja, sabotaj taşıyan üsluplara rağmen hep şunu söyledik: Her ne olursa olsun bu meseleyi biz otobanda tutacağız, ana yolda tutacağız, yan yollara sapmasını engelleyeceğiz, dedik.

Gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajlar, gerek Sayın Bahçeli'nin verdiği mesajlar, bütün bu sabotaj faaliyetleri karşısında meseleyi ana yolda tutma konusundaki hassasiyetimizin nirengi noktalarını oluşturdu.

Tabii ki Meclisteki komisyona katılarak buna destek veren bütün partiler; DEM'den, CHP'den veya diğer muhalefet partilerinden pozitif dil kullananlar, aşırılıktan kaçınanlar, dar mahalle ideolojilerinden kaçınanlar buna büyük katkı sağlamış oldu.

Şimdi geldiğimiz noktada artık kaldıraç, bütün bu süreçleri yerine yerleştirecek bir noktaya bunu kaldırdı ve bunu artık yörüngesine oturtmak gerekiyor.

Burada bunu oturtmak gerekirken de bir cümle kurulduğunda, bu cümlenin sadece bir toplum kesiminde nasıl yankılandığı değil, toplumun bütün kesimlerinin kabulüne mazhar olup olmayacağını iyi değerlendirmek lazım.

Hepimizin adının farklı olabileceğini ama soyadının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, ülkesini ayakta tutmak gerektiğini unutmamak lazım. Burada sokaktaki kardeşliğin, en sıkıntılı zamanlarda vatandaşlarımız arasındaki birlik ve beraberlik ruhunun bütün bu meselelere yansıtılması gerekiyor.

O hâlde aşırı retorikler gerçekliği boğmamalıdır. Ya da birtakım ispat çabaları, birtakım olmayan şeyler üzerinden bu süreci sabote etme çabaları karşısında son derece duyarlı olmak gerekir.

"Meclis kapanmadan bu yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacağız"

Dediğim gibi, ne devletin niteliklerinden ne milletin değerlerinden verilen bir taviz yoktur. Bu, sağduyulu ve doğru bir şekilde yönetilen bir yaklaşımla alınmaktadır.

Günün sonunda Türkiye Cumhuriyeti, bütün bu kazanımlarla birlikte terörsüz Türkiye hedefine ulaşmakla birlikte, bütün vatandaşlarımızın; Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve diğer aidiyetlere sahip bütün vatandaşlarımızın kendini daha iyi bir zeminde bulacağı bir noktaya ulaşacaktır.

Bölgemiz açısından da hem teröristleri, terör örgütlerini birer vekâlet savaşı unsuru olarak kullanıp bölge halklarına zarar veren bütün bu yaklaşımların elimizin tersiyle itileceği bir ortam ortaya çıkacaktır.

Bakın, her gün esasında baktığınızda Türk, Kürt, Arap ya da başkaları; ya da Alevi, Sünni, Nusayri, Dürzi... Bütün bunlar arasındaki çatışmaların körüklenmesinin sebebinin birtakım emperyalist hesaplar olduğunu görüyoruz.

Hâlbuki baktığınızda bütün bölgemize geniş bir gözle, büyük bir ölçekle baktığınızda Türk, Kürt, Arap, Fars; hangi etnik gruptan olursa olsun aynı kadere sahiptir. Alevi, Sünni, Şii, Nusayri, Dürzi, Keldani, Ezidi... Hepsi aynı kadere sahiptir. Sadece bunu parçalayarak, aralara birtakım siyasi fitneler sokarak kendi çıkarlarını temin etmeye çalışan birtakım emperyalist odaklar vardır.

Dolayısıyla kendi irademizi kendimiz inşa etmeliyiz. Bölgedeki barışı koruma konusunda kendi mekanizmalarımızı oluşturmalıyız.

Ülkemizin içerisinde de şu ana kadar geldiğimiz iradeyi, zihinsel ölçeklerimizi büyüterek, dilimizi doğru bir doğrultuda tutarak, dar mahalle ideolojilerinden kaçınıp meydanlarda buluşarak, zihinsel meydanlarda, fikirsel meydanlarda buluşarak değerlendirmek gerekir.

Herkesin kendi sokağında bu meselelerle ilgili aşırı yaklaşımları olabilir. Ama demokrasi meydanında buluştuğumuzda, Cumhuriyet meydanında buluştuğumuzda orada herkes için çok daha geniş bir alanın, çok daha büyük bir ölçeğin var olacağını göreceğiz.

O yüzden bugün sıkılı yumruklarla konuşma zamanı değil, el sıkışarak konuşma zamanıdır. İnşallah bu konuları, bugün gelinen noktada bu yasal zemini ortaya çıkarma noktasında güçlü bir mutabakatı oluşturmak için el sıkışarak konuştuğumuzda, yarın tarihin diğer ufuklarına da kol kola girerek yürüme imkânımız olacak.

Eğer zor meseleleri, sıkıntılı meseleleri el sıkışarak konuşabilirsek; Türkiye'nin içerisinde, parlamentomuzun içerisinde, Türkiye'nin içindeki çeşitli sivil ya da siyasi zeminlerde bu el sıkışmaları becerebilirsek, bunu kurumsallaştırabilirsek, bu el sıkışmalar önümüzdeki tarihsel ufuklar için kol kola yürüyüşlerin başlangıcı olacaktır, iradesi olacaktır. Meseleye o iradeyle yaklaşmak gerekir.

Terörsüz Türkiye konusundaki hazırlıklarımız devam ediyor. Hemen her gün toplantı yapıyoruz. Bugün de toplantı yapacağız. Saatler süren toplantılar yapıyoruz. Bazen günde iki kere, sabah ve akşam toplantı yapıyoruz.

İnşallah Meclis kapanmadan bu yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacağız."

Kaynak: Haber Merkezi