Dediğim gibi dizi karakteri referansının dışında hepimizden birer parça taşıyor o. Hikâyesine biraz daha yakından bakıldığında, toplumun dışına itilmiş pek çok kadının hikâyesinin izlerini görebiliriz.
8 Mart’ı geride bırakırken kadın hakları üzerine çok şey konuşuldu. Kadınların yok sayıldığı, hor görüldüğü normları çokça eleştirdik. Bugün bu hor görülmenin en yüksek etkisini bize derinden hissettiren karakteri yani Ferhunde Tekin’in sesi olmak istedim.
Reşat Nuri Güntekin’in Yapak dökümü kitabının Türk Dizisine uyarlanmasıyla ortaya gelmiş geçmiş en iz bırakıcı karakterlerden biri çıkmıştır: Ferhunde Tekin! Ferhunde Tekin bu diziden sonra bir efsaneye dönüştü. Zaman zaman karşımıza çıktığında, kadına atfedilen aşağılanmaları hep birlikte görüyoruz dizide.
Dediğim gibi dizi karakteri referansının dışında hepimizden birer parça taşıyor o. Hikâyesine biraz daha yakından bakıldığında, toplumun dışına itilmiş pek çok kadının hikâyesinin izlerini görebiliriz.
Türk dizi tarihinde kendin yer edinmiş şahsına münhasır karakterlerden biri demeyi çok isterdim. Ama değil. Bizden biri o. Hikayesi annesinin babasını öldürmesi ve annesinin cezaevine gönderilmesiyle başlar. Küçük Ferhunde’yi bu dakikadan sonra zor bir sınav bekliyor. Tek başına inşa ettiği o hayatı birileri tarafından kabul görsün istiyor, değer görmek istiyor.
Tek başına hayatta kalmaya çalışmak Kendine bir hayat inşa etmeye çalışmanın zorluğunu hep hissedecektir. Bu anlamda hayatına aldığı erkeklerin hepsinde bir güç görmek istemiş. Çünkü ‘güç’ kavramıyla ancak kendine toplumda yer edinebileceğini hepimiz iiyi biliriz. Toplumsal olarak da öyledir. İnsanlar her daim güçlü olanlarla yol yürümek ister. Bu bağlamda Ferhunde’nin ; güçlü erkekleri hem refah bir hayata erişmede bir basamak hem güvenli bir sevgi ortamının oluşabileceği bir yer hem de kanıtlanmışlık olarak yorumladığını görüyoruz. Tercihlerini hep bu doğrultuda yapmıştır
Yaşadığı travmalar, yok sayılmalar ve diğer kötü muameleler onu partner seçiminde hep güçlü olanın arayışına soktu. Bundan sebep de önceleri güçlü olan partnerleri zamanla güçten düşünce Ferhunde ile olan ilişkileri de bitiyor. Örneğin şevketle evlenmeden önce tekin ailesinin yaşadığı yalıya hayranlık duymuş Tekin ailesi yoksullaşınca da evlilikleri sekteye uğramıştı.
İlken çalıştığı şirketteki bir adamla evliliğinin ardından boşanmadan Şevket Tekin ile ilişkisi başlamıştır şevket cezaevine düştükten sonra onunla da boşanmadan hayatına başka birini almıştır. Hep bir sevgi arayışı içinde hep bir yasak aşk üçgenin içindedir. Macera arayışı değil bu durum, güç arayışı.
Kendine göre hayatı algılayış stili vardır. Seküler ve görece tabuları olmayan bir hayatı vardır. Tekini ailesi ise gelenekçi, muhafazakâr Ferhunde ise görece seküler: onlara göre aykırı. Kabul görebilmek adına adım attığı bu ailede pek de umduğunu bulamayacaktı. Yeri geldiğinde ailenin en zor zamanlarında hep yanlarında olmuş ama asla kabul görmemiştir. Tekin ailesine göre Ferhunde’nin yapmış olduğu en büyük iyilik: Evin en küçük kızı Ayşe’nin evdeki kaostan etkilenmemesi adına Ferhunde’nin ona magazin dergisi okutmasıydı. O derece ailede hor görülmüş istenmeyen insan ilan edilmiş.
Bu sosyal olarak istememezliğin derecesi bazı bölümlerde öyle artıyor ki insan olmanın verdiği bir utancı hep birlikte yaşıyoruz. Örneğin Ferhunde’nin çok da samimiyetinin olmadığı kapı komşuları Nehir Hanım ve kızı bile Ferhunde’den nefret ederek onunla iletişim kurmuyorlar ve yok sayıyorlar.
Belki de bu dizide en çok üzerinde durulması gereken kavramlardan biri ‘yok sayılmak’…Şevket’in ailesi Ferhunde ile baş başa kalmak istemiyor, planlarını kendi içlerinde yaparak onu hep aile çemberinin dışında bırakıyorlar. Hatta bir seferinde Ali Rıza Bey kalkıp Ferhunde’ye benim kızlarımla aynı terbiyeyi almadın demeye getiriyor, siz düşünün gerisini…
Bu arada Ferhunde kabul görme hırsları yüzünden girdiği yollarda partner şiddetine maruz kalmış. Şevket ve sonrasında ilişki yaşadığı erkeklerin hayatında yolunda olmayan herhangi bir durum olduğunda, işler yolunda gitmediğinde olası öfke hep Ferhunde’ye yönelmiş suçlanan ilk kişi hep o olmuştur. Psikolojik şiddet bu erkeklerin kendileri ile birlikte aileleri tarafından Ferhunde’ye uygulanmış. Nasıl olsa günah keçisi Ferhunde…
Dizinin anlatısında Ferhunde’nin modern ve bireyci yönleri çoğu zaman abartılarak gösterilmiş. Bu abartı, Ferhunde’yi “tehlikeli kadın”a dönüştürüyor. Burada anlam atfı aslında şuraya evriliyor: Geleneksel değerlere bağlı kadın karakterler daha makbul gösterilirken, sınırları zorlayan kadınlar da problemli veya tehditkâr olarak gözümüze sokuluyor. Bu bağlamda Ferhunde’nin toplumsal yönünü görüyoruz.
Son yıllarda özellikle genç izleyiciler arasında bu karaktere yönelik bakış açısı değişmeye başlamıştır. Z kuşağı arasında yapılan tartışmalarda Ferhunde’ye haksızlık edildiği, karakterin yalnızca “kötü kadın” olarak okunamayacağı görüyorum...
‘Ferhunde’nin avukatı mısın?’ dediğinizi duyar gibiyim. Tabii Ferhunde’nin tüm yaptıkları savunulacak türden değil. Ama onun hakkında kesin hüküm verirken yaşadıklarını göz önünde bulundurmak gerek. Hem travmalarla dolu bir geçmiş hem modern ve geleneksel yaşamın çatışmasının verdiği ağır deformasyon…
Yeni kuşak izleyiciler, Ferhunde’yi daha çok travmalarla büyümüş, hayatta kalmak için stratejiler geliştirmiş bir kadın olarak okumakta. Bu da neden Ferhunde’nin hep sosyal medyada güncel olduğunu gösteriyor. Ferhunde’ye yapılananları haklı görenler ise belli bir yaşın üstünde olan erkeklerin olması da şüphe uyandırıcı…
Bir ara dizide Ferhunde’nin öldü dediği annesi çıkagelir. Ali Rıza Bey’e Ferhunde’nin el bebek gül bebek büyütülmediğini söyler ve ona kızmamasını ister. Aslında bu sahne Ferhunde karakterin bütün hikâyesini özetleyen bir an. Çünkü Ferhunde’nin sertliği, hırsı çevirdiği türlü entrikalar kabul görebilme savaşının bir parçasıdır. Hepimizin etrafında birer Ferhunde var, hepimizden birer parça var onun içinde; haksızlık etmeyelim.