Gençliği temsil ettiğini iddia eden birçok yapı, genç olmayanların aldığı kararlarla dolup taşmış, bu kararların isabeti de ne yazık ki gençlerin taleplerini kapsamına dahil etmiyor.

Çok zamandır herkesin dilinde bir homurdanmadır gidiyor: Gençlik bitmiş!

TÜİK verilerine göre Türkiye’deki genç sayısı 13 milyona yaklaşıyor. Bu da nüfusun %15'ine tekabül ediyor. Bu demek oluyor ki Türkiye genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Bu demek oluyor ki gençlik bitmemiş.

Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere Türkiye’nin iç mevzuatında bir genç tanımı yapılmamış. Bana kalırsa gençlik 18-25 yaş aralığında değerlendirilmeli. Gözlemlerime ve tecrübelerime dayanarak sahada bu yaş aralığının 16 ve 40 arasında değiştiğini söyleyebilirim. Bunun da tek bir sebebi var: kafa sayısı!

Gençliği kafa sayısına sığdırarak gençlik temsiliyeti sağlanamayacağını ön görmek zor olmasa gerek. Sorun da burada çıkıyor işte: “Ne kadar çok kişi, o kadar temsil” gençleri gerçek anlamda temsil etmiyor. Gençlerin kendini ve talebini göremediği bir temsiliyet de gençleri öfkelendiriyor. Talepkâr gençliği yok ediyor, isyan etmek zorunda kalan yeni nesil bir gençlik oluşturuyor.

Gençlerin duyulma mekanizması eşittir ‘gençlik temsiliyeti’. Gençliği temsil ettiğini iddia eden birçok yapı, genç olmayanların aldığı kararlarla dolup taşmış, bu kararların isabeti de ne yazık ki gençlerin taleplerini kapsamına dahil etmiyor.

Gençliğin taleplerin başında ise açık ara işsizlik geliyor. Genç işsizliği gençlerin toplumsal hayata katılmasının ve kendini birey olarak var etmesinin önündeki en büyük engellerden biri. Türkiye’de genç işsizlik oranları, genel işsizlik oranlarının üzerinde seyretmekle birlikte eğitimli gençler dahi uzun süreli işsizlikle karşı karşıya kalmakta. Bunun da en büyük örneği “gençler iş beğenmiyor” denilerek itilip kakılan hor görülen ev gençleri. Şimdi bu gençler öfkelenmesin de ne yapsın?

Gençler iş bulsa çalışsa bile yine yaramıyor, sebebi nedir bilinmez ama bir kuşak çatışması olduğu gerçeği var. Eski nesillerin iş hayatında gördüğü mobingci tutumu normal karşılayıp “bizim zamanımızda daha kötüydü” demelerini hayretler içerisinde izlemekten düşüp bayılacak olan bir şahsım değildir herhalde.

Aynı bağlamda unvanının “genç” bulunan tüm gruplarında ciddi problemler yaşanıyor.

Ev gençleri, genç avukatlar, genç mühendisler, genç eczacılar... Anlaşılmamak, duyulmamak, hor görülmek, cahil olarak nitelendirilmek. Ayrıca yaşlı nesillerce cahil olarak nitelendirilmek gençleri daha çok öfkelendiriyor. Çünkü gençler de yaşlı nesilleri cahil olarak nitelendiriyor, teknolojiyi bilmemekle suçluyor.

Gençlik, kinetik enerjisi ile topluma her daim yön verecek potansiyelde. Bu değişim rüzgarını estiren gençlere der her dönem farklı isimler takılmıştır halkımız tarafından :X,Y, Z kuşağı, anarşistler, GEN Z, 68 kuşağı …İsimleri değişmekle birlikte tarihsel bağlamında gençlerin tek talebi değişim oldu. Ama değişim taleplerinin nasıl duyulduğu ise o bağlamın ta kendisidir.

Gençler, talepleri duyulmadığı; dinlenmediği için öfkeli. İktidarından muhalefetine herkese kırgın herkese öfkeli. Gençliğin öfkesini de talebini de anlamak zor olmamalı. Gençlerin sorunlarını çözmek, onlara yol göstermek yerine tembel ve miskin ilan etmek hiçbir şeyi çözmeyecek olup varolan “gençlik” krizini derinleştirmekten ileri gitmeyecektir.