Siyasi arenadaki kadınlara yönelik nefreti söyleminin başı çekmesiyle söylem şiddete dönüşüyor. Bu şiddetin de en belirgin olduğu alan şüphesiz dijital medya.

Türkiye’de kadınlara yönelik ötekileştirme yok sayma politikaları hiç bitmez. Merkez sağ olsun, sol olsun sanıyorum ki fark etmez. Siyaset yapmak, muhalefet etmek, hükümet etmek isteyen kadınların aterkinin kol attığı arenada yer edinmesi ve tutunması da oldukça zordur bilirsiniz.

Erkeklerin ‘kendilerince’ öncülük ettiği siyaset arenasında kadınlardan beklenen normlar bellidir: sistematik şekilde süregeleni yapmak, olanı sürdürmek ve erkek hegemonyasında tezatlık oluşturmamak. Bu arenaya hükmetme aynı zamanda erkekler tarafından ortaya konan egemenlik anlayışının devamının da kanıttır.

Siyasal arenaya kadınlar müdahil olunca siyasetin rengi de değişiyor tadı da. Çünkü ortaya konan siyasal iletişim dili hemen nefret söylemine, iftiralara evriliyor. Bu iğrenç söylemler sadece karşıdakinin kadın olmasından kaynaklanıyor.

Rahmetli Gülşah Durbay’ı buradan bir kez daha rahmetle anıyorum. Kendisi hasta yatağında iken on atılan çirkin iftiraları, ahlaksız yakıştırmaları ve onların ala şakşakçıları dün gibi hatırlardadır. Bu nefretin temelinde siyasal figürlerin kullandığı dil var. Vakti zamanında köşe yazılarında çıkıp kadınlara ‘sürtük’ diyenlerden alınıyor bu cesaret.

Siyasi arenadaki kadınlara yönelik nefreti söyleminin başı çekmesiyle söylem şiddete dönüşüyor. Bu şiddetin de en belirgin olduğu alan şüphesiz dijital medya. Biliyorsunuz ki sanal medyada bu nefret söylemini, dijital şiddeti doğrudan siyasi aktörlerin ağzından duymak için bekleyen trol orduları mevcut. Geçtiğimiz gece Mihalgazi Belediye Başkanı sarf edilen şuursuz sözler de tam olarak bunun örneğidir.

Eleştiri-1

Zeynep Güneş yaptığı çalışmalar dolayısıyla eleştirilebilir. Eleştirmek de insanların en tabii hakkı. Tutumu da eleştirilebilir söylemleri de eleştirilebilir lakin kıyafetinden ötürü birilerinin profilinde ‘şalvarlı’ denerek küçük düşürülmesi, hor görülmesi kabul edilebilir bir tutum değil.

Bunları Zeynep Güneş’i savunmak için yazmıyorum ama şalvar giyiyor diye tahsili olmadığı yorumu yapılan kadının tahsili de var diploması da…

Şalvarlı bir erkek belediye başkanı varsayalım. Aynı nefret dili ona sirayet eder mi? Zannımca etmez!

Siyasal iletişim dilinin her daim kapsayıcı olması gerekir. Güncel siyasette varlığı artık derinden hissedilen nefret söylemi ve polemikçi tutumlar odaklanılması gereken güncel meselelerin (yoksulluk, kadın cinayeti, çocuk istismarı vb.) odağını kaydırıyor. Bu meseleyi konuşmak, insanlara statü atfetmek yerine topluma daha faydalı işler yapılabilir.