Ülkemizin o hasret çektiği adalet ve yönetim düzeni muhakkak surette gelecek.

Muhalefetini başı olan CHP’nin aynı zamanda birinci siyasi parti olması karmaşası bir yana yolsuzluk dalgasına kapılan partililerin yaptıkları bir yana…

Olması gereken tabii ki de temiz siyasetin kurumsallaşarak her iş ve işlemimizde olağan yöntem haline gelmesi…

Ülkemizin o hasret çektiği adalet ve yönetim düzeni muhakkak surette gelecek.

Bunu sağlamak için biz vatandaşlara düşen pek çok şey var ama esas sorumlular örnek olarak ilk adımları atmalı.

Bu nedenle CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “İçimizdekileri önce biz temizlerimiz!” çıkışı kayda değer bir adım.

Eşyanın tabiatı gereği olması gereken bu olsa da yolsuzluklarla dört başı mamur olan memleketin bu normallere hasret olduğu açıkça görülüyor.

Fakat buna rağmen CHP’li milletvekillerinin neredeyse yarısının dokunulmazlığının kaldırılması fezlekesi Meclis’te erketeye yatmışken bu hasretin giderilmesi kolay değil.

Özgür Özel’in MYK sonrasında yaptığı açıklama nedeniyle hakkında açılan soruşturma bir yana geniş katılımlı il başkanları zirvesinden çıkan “mitinglere devam” kararı bir yana…

Şimdi bir de buna MHP lideri Devlet Bahçeli’nin sokaklarla ilgili söyledikleri eklendi.

Özel’in yumuşama ile başlattığı sürecin yanlış olduğun başından beri dile getiren partililer durumu en başından beri şu şekilde vurguluyordu:

“Sarayla müzakere değil mücadele edilir!”

Meclis’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ayakta karşıladıktan sonra “Tabanımıza soracağız ve ona göre gereğini yapacağız” diyen Özel gerçekten de tabandaki düşünceleri dikkate alıyor.

Bu durum baba ocağına davet ile birlikte gelen bir milyon yeni üyenin de eklenmesiyle hızlı bir merkezileşmeye gidebilir.

Halihazırdaki başkanlık sistemi ve baraj hala tek partinin iktidar ve muhalefet cephesinde konumlanmasına yol açıyor.

Sistemin getirdiklerine adapte olmaya çalışarak oyunun kurallarını dikkate almanın seçmen tercihindeki etkisi açıkça görülüyor.

Başkanlık sistemi sert üsluplu mücadeleci bir yapı öngörüyor.

Yumuşama ile başlayan pasif direnişin erkler üzerinde işe yaramadığı kısa zamanda görüldü.

Kılıçdaroğlu’nun da Adalet Yürüyüşü ile kurum baskınların oluşturduğu kamuoyu etkisi dikkate alınınca “Bana bu milleti sokağa çıkarttırma!..” sözü daha bir anlam kazanıyor.

Tüm kurulan bu oyunların arasında KKTC ve PKK gündemlerinin ne kadar önemli olduğunu göz ardı etmeden vurgulamak gerekiyor.

Elbette ekonominin sorunları hak getire…

Rusya’nın yaşadığı sıkışmışlığı gidermek için İran’a zenginleştirilmiş uranyum teknolojisini vermesi ise gözden kaçmayacak kadar önemli bir detay.

Ortaya karışık bir eko-politik gündem ile sarsılan Türkiye’nin savrulduğu gündemlere kapılmadan arka planları izlemek gerek…

Benden söylemesi…