81 ile sığınak yapılması ile ilgili haberleri okudum.
Kaynakların yorumlarını ve nasıl bir gereklilik nedeniyle böyle bir karar alındığı anlattılar.
Kimse konuyu bilmiyor mu yoksa artık “Bizden önce Traktör bile yoktu!” kafasının bir tezahürü mü anlamadım.
17 Ağustos depreminden sonra getirilen düzenlemelerde yapılan tüm yapılarda sığınak şartı koyuldu.
Ayrıca bu 2008’de güncellendi.
Zaten yeni olan tüm yapılarda sığınak var.
Yani daha geniş kitlelerin kullanacağı sığınaklar hem işlevsel değil hem de amaca matuf değil.
Siz geniş kitleleri büyük sığınaklara koyarsanız düşmanın saldırmayacağını düşünerek onların içinde güvenlik alanı oluşturmak isteyen istihbarat ve ordu unsurlarının düşman tarafından özellikle hedef tutulacağını bilirsiniz.
Yani güncel olarak anlatayım.
Hamas hastanelerin altında komuta merkezleri kurdu.
Neden?
Çünkü İsrail oralara saldırmaz dedi.
Uluslararası bir alan burası buna cesaret edemez, dedi.
Ne oldu?
Saldırdı.
Demek ki düşman hedefini yok etmek için ne Cenevre Sözleşmesi ne de başka bir savaş hukukunu dikkate alır.
Savaş ortamında her şey mübah olur.
Biz Türk’üz…
Tarih boyunca ülkemizdeki tüm paydaşlarla birlikte namerde karşı mertçe cenk ettik.
Bu bizi daha da bir kıldı.
Fakat zaman öyle bir zaman değil.
Mertlik, kılıç, tüfenk kalmadı.
Varsa yoksa güç ve gücü elde etmek için mübah sayılan yöntemler kabul gördü.
Bu ABD’nin de İnsan Hakları derken FRONTEX’in göçmen botu batırdığı zaman AB’nin de gündemi oluveriyor.
Ya da devlet bazında yakın tarihte Kaddafi’nin başına gelenlere bakmak yeterli.
Sözü özü halihazırdaki sığınaklar sadece nükleer bir saldırıya karşı koruyucu özellik taşımıyor.
Zaten böyle bir saldırı sonrasında ortaya çıkan nükleer serpinti nedeniyle yaşam olmayacağı için sığınak da açıkçası pek bir işe yaramış olmuyor.
Peki ne olmalı?
Siyonizm ciddi ve önemli bir tehdit.
Evanjelizm de bu tehdidin en büyük destekçisi…
Bununla mücadele etmek için kim baş koyduysa başı gitti.
Fakat bu mücadeleyi yalnızlaşarak yapanlar kaybetti.
Türkiye’nin tarihi ona birçok dost ve kardeş kazandırıyor.
Eğer büyük bir plan varsa bu planı bozacak olan Türkiye’nin mertlik yapması değil, birlik kurmasıdır.
Savaş gücünü katlayarak caydırıcılığı artırmak çok ama çok önemli.
Nitekim mevcut iktidarın eleştirdiğim birlik oluşturmayarak ve kendi postuna düşme politikaları bizi büyük bir kayba götürse de bir o kadar özgürlüğe götüren savunma sanayi politikaları var.
Ve son hızla artarak devam etmesi canı gönülden isterim.
Bir insan hakları savunucusu olarak silahların yaygınlaşmasının sadece ölümleri artıracağını biliyorum.
Fakat karşımızda acımasız bir dünya var.
Bugün Zelenksy’ye toprakları verdiren güç yarın bir benzerini bizden de isteyecek bir atalet yaratabilir.
Olması gereken güçlü olmaktır.
Savunma değil. Saldırı kapasitesini artırmaktır.
Rusya ve Çin’in yaptığı günümüz dünyasında doğru politikalar olarak göze çarpar.
İnsani değil, hukuki kesinlikle değil ama sadece ülkenin bekası ve reel politik bakışı esas alınacaksa o zaman salt gücü artırmaktan başka çare yok.
Bunu da korku planları yaparak değil birlik planları yaparak aşabilirsiniz.
İsrail bugün için bir avuç arsız bir güç olarak devlet kuramamış ve ilişkiler devşirememiş Filistin’i eziyor.
Aynı hikâyeyi devleti olan Lübnan için de yaptı.
Bu demek oluyor ki bir devletin varlığının yanında bunun ortaya koyacağı organizasyon çok ama çok önemli…
Tarihsel bağlamda asker millet olmanın getirdiği hızlı organizasyon ve Türklerin teşkilatçılık yaklaşımı yabana atılmamalı.
Fakat bunu gösteren hareket en son Suriye operasyonları ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması ile büyük bir yavaşlama içerisine girdi.
Eğer gerçekten bir beka problemi bununla mücadelenin yolu Kaddafi gibi olmak değil.
Herkes gözünü size diktiğinde yanınızda bulunacak birilerinin olmasıdır.
O nedenle eğer nükleer silah gerekiyorsa yapın.
Nükleer enerji gerekiyorsa yapın.
NATO’nun gücünü kendinize çevirmeden kullanmak gerekiyorsa NATO’nun boşluklarını dolduran bir ittifak kurun.
Ekonominizi dostlarınızla büyütün, yandaşlarınızla büyümenin bedelini ülkenin geleceğinden ödemeyin.
Yapılması gerekenleri yapmak için ne müneccim ne de dahi olmaya gerek yok.
Mısır ile kurulan ilişkilerin boyutu nasıl ki bir reel politik düzlemin dayatmasıysa bu düzlemin gelecekte getireceklerini öngörerek İran ile Pakistan ile derinliğinizi artırın.
ABD ve Rusya’yı birbirleriyle dengelemeye devam edin ama ikisinden birisini seçecek olsanız her zaman Ruslara yakın durun.
Hatta Rusya’yı Türk Devletleri Teşkilatına kısmi üye yapmayı bile düşünün.
Bu politikaların yaratacağı depremin Siyonistleri getireceği korku sığınakla elde edilmek istenen faydadan daha fazla alan açar.
Tabii sığınak ile esas amaç toplumu korkuya yönlendirerek kazanma basitliği değilse….
Unutulmamalı, ekonomi oy tercihlerinde oldukça rasyonel sonuçlar doğuran bir düzen var ediyor.
Bunu Dünya savaşlarını kazanan Churchill’in sandıkta kaybederken ne kadar gerçek bir denklem olduğunu gördük.
Benden söylemesi…