Bilen bilir ki Türkiye’deki sivil anayasa tartışmaları hep günceldir. Bu tartışma yürürken de hep birlikte ‘yeni anayasa’ diyoruz ama bununla birlikte yeni bir kurum daha var : ‘yeni bir anayasa değişikliği’…
Peki yeni bir anayasa yapılabilir mi?
Yukarıda da ifade ettiğim üzere yeni bir anayasa değil de yeni bir anayasa değişikliği yapılabilir. Burada önem arz eden iktidarın örgütlenme biçimi ve zamanıdır. İktidar, sil baştan kuruluyorsa şayet; yeni bir anayasadan bahsedilebilir. İktidar zaten varsa, kurucu bir iktidar önceden üzerine düşen anayasa yapma fonksiyonunu yerine getirmiştir. Sonradan iktidara gelenler bu anayasa üzerinden revizeye gidebilir.
Anayasa değişiklikleri ancak sınırlı düzeyde kalabilir. Ki zaten Anayasa; değişiklik teklifi bakımından en az 200 imza, bunun yanında en az 360 oy ile kabul edilmesi gerekir. Ki bunun yanında (teknik detayları atlıyorum) belli derecelerde halk oyuna da sunulabilen düzeyde değiştirilmesi zor. Bu değişiklikler de şekil yönüyle AYM denetimine tabiidir.
Şekil yönünden denetimi biraz açacak olursak Anayasa değişikliğinin kabulü için gerekli şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılır. Yani bu
demek oluyor ki anayasa değişikliğinin de Anayasaya uygun olması gerekir.
Anayasa tartışmaları her güncellendiğinde ‘AYM DENETİMİ DIŞINDA YENİ BİR ANAYASA’ söz konusu olamaz. AYM şekil yönünden anayasa değişikliğini denetleyebilir. AYM fonksiyonu gereği, yargı erkidir. Anayasa değişikliği ise kanun koyucu yani yasama erkine bağlıdır. Bu konumu itibariyle kuvvetlerin ayrılığı üzerine inşa edilmiştir.
Türkiye’de anayasa tartışmaları her dönem güncelliğini koruyan bir konu. Her siyasi dönemde yine yeniden açılıyor, yeni taslaklar hazırlanıyor, yeni komisyonlar kuruluyor. Anayasa hukukçusu Kemal Gözler’in deyişiyle:
“Şu an, ülkemizde 40 yaşın üzerinde olup, bir anayasa taslağı çalışmasına katılmamış bir anayasa hukukçusu bulmak oldukça zordur.”