Dün gece öğrendik ki Fatma Betül Sayan Kaya (FBSK) tutuklanmış.

Bir yönüyle bu çok büyük bir olay. FBSK sıradan bir isim değil, bakanlık yapmış ve fon skandalından önce AKP genel başkan yardımcısı olan bir isim. Erdoğan’a ve ailesine de yakın. Tutuklanmış olmasını sıradan bir olay olarak geçiştiremeyiz.

Nitekim AKP tarihinde böyle bir olay ilk kez yaşanıyor ki bu durum başlı başına fon skandalının ne kadar büyük bir vaka olduğunu bize bir kez daha gösteriyor.

Ne var ki, olayın önemine ve sıradışılığına rağmen, FBSK’nın tutuklanmasını fon skandalında meselenin üzerine “sonuna kadar” gidildiği ve adaletin tam olarak yerini bulduğu şeklinde değerlendirebilmek gene de mümkün değil.

FBSK, Türkiye’de hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı olduğu ve mesele sonuna kadar soruşturulduğu için tutuklanmadı; iktidar tabanında ve kadrolarında huzursuzluk ve tartışma bir türlü dinmediği için tutuklanmak zorunda kalındı. Yani bir nevi feda edildi.

Eğer FBSK adaletin gereği olarak tutuklansaydı bu, fon skandalının patlamasından 50 gün değil en geç 5 gün sonra olurdu. Hatta bu kişi bir muhalif siyasetçi olsaydı bu süre 5 saate kadar da kısalabilirdi.

İktidara “ters” gelen tivit attı diye muhaliflerin aynı gün gözaltına alınıp tutuklandığı, fon skandalını haber yapan gazetecilerin 10 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasıyla yargılandığı bir ortamda FBSK’nın olayın 50. gününde tutuklanmış olması adalet midir?

Ayrıca, bu fon skandalında siyasetçi olarak soyguna bulaşmış tek isim FBSK mıdır? Ya da sadece Ertan Aydın mıdır?

Kamuoyunda bir dolu önemli isim geçmesine rağmen bunların hiçbirisine şimdiye dek dokunulmadı. Kaldı ki bunlar sadece kamuoyuna sızanlar, bir de kim bilir sızmamış hangi isimler var.

Bu olayın başından beri söylüyorum: Fon skandalı üç ayaklı bir soygun: Birinci ayak özel sektör, ikinci ayak finans bürokrasisi, üçüncü ve en kritik ayak ise siyaset.

Bugünkü siyasal rejimde, birinci ve ikinci ayakların siyasi iktidar içinden birilerinin koruması olmadan bu kadar büyük çaplı bir soygun çarkı kurabilmeleri mümkün değil. O siyaset ayağı içerisinde de sadece FBSK ve Ertan Aydın yok. Belli ki çok daha fazlası var.

Bu kişiler ortaya çıkmadan, soruşturulmadan ve yargılanmadan, finans bürokrasisinden birkaç ismin ve siyasetten bir iki sembol ismin tutuklanıp yargılanmasıyla bu işin “sonuna kadar” gidildiği söylenemez, adaletin yerini bulduğundan bahsedilemez.

Öte yandan, iktidarın bu birkaç sembol isim üzerinden “sonuna kadar gidiyoruz” propagandası yapacağını tahmin etmek zor değil. Ne var ki, ben FBSK’nın tutuklanmasına rağmen iktidar tabanının ve kadrolarının yatışacağını gene de düşünmüyorum. Çünkü bu soygunun içerisinde başka birçok ismin de olduğu açık. Ok yaydan çıktı bir kere.

Tam da bu durumla ilişkili olarak, dikkat edilirse fon soygunu aylardır gündemden hiç düşmüyor.

Örneğin, geçtiğimiz salı günü ABD’de çok önemli Kongre seçimleri yapıldı ve herkesin malumu olduğu üzere Demokratlar önemli bir zafer elde etti. Trump “topal ördek” oldu.

Ancak, bu bile fon soygunu gündeminin önüne tam olarak geçemedi.

ABD siyaseti bir ya da iki gün konuşuldu ve gündem tekrardan fon skandalına döndü.

Hangi gündem olursa olsun, biraz konuşuluyor ve ana gündem tekrardan fon skandalına dönüyor.

Yazının başlığında tam da bu yüzden “bataklık” ifadesini kullandım. Fon skandalı iktidar için adeta bir bataklık oldu. Çıkmak için çok uğraşıyor, elindeki listeleri gizliyor, gazetecileri tutuklatıyor ancak gündem gene de değişmiyor.

“Wishful thinking” yapmak istemem ama bunlar gerçekten de iktidarın gitmekte olduğunun alametleri olabilir.

Uzun iktidarlar bir anda kaybolup gitmezler, önce bu tür skandallar ve iç karışıklıklarla yıpranırlar. Devirler çoğu zaman aniden değil yavaş yavaş kapanır.

ABD’deki seçimleri Demokratların kazanması da bu yönde bir işaret olarak düşünülebilir. İktidarın en yakın dış müttefiklerinden Trump artık eskisi kadar güçlü değil.

Tüm bunları Erdoğan’ın artık belli bir yaşa gelmiş olmasıyla da beraber düşündüğümüzde, bana çok uzak olmayan bir tarihte demokratik bir iktidar değişikliği kapıda gibi gözüküyor.