Bu da Erdoğan sonrası dönemin artık yaklaşmış ve iktidar içi kliklerin alan kapmak için birbirleriyle rekabetinin kızışmış olmasıyla doğrudan ilişkili bir durum.

Başlığı “fon skandalı neden gündemden düşmüyor” şeklinde değil de, “iktidar neden düşüremiyor” şeklinde bilinçli olarak seçtim.

Çünkü fon skandalının başlamasından beri tutuklanan gazetecilerin sayısındaki büyük artıştan, kanalların ve internet sitelerinin kapatılmasından, Twitter/X hesaplarına getirilen engelleme kararlarından çok net bir şekilde anlıyoruz ki iktidar aslında bu fon skandalının üzerini kapatmak ve kamuoyunda gündemden düşürmek istiyor ama bunu gene de başaramıyor.

Diğer bir deyişle, ortada AKP’nin parti içi demokrasiye veya özeleştiriye büyük önem vermesinden kaynaklı olarak tartışmanın uzaması ve konunun gündemden düşmemesi gibi bir durum yok. Eğer öyle olsaydı, o zaman bizim eski yolsuzluk skandallarının da üstünün örtülmediğini görmemiz gerekirdi. Malum, bu AKP iktidarı dönemindeki ilk yolsuzluk skandalı değil. Ancak, o skandalların üstü bir şekilde hep kapatıldı.

Peki bu defa neden öncekiler gibi kapatılamıyor? Bunun üç temel nedeni var.

Birincisi, bu defa ortada bir kamu yolsuzluğu yok; “VIP” AKP’lilerin diğer AKP’lileri dolandırması gibi bir durum var.

Fon skandalının başından itibaren kamuoyuna yansıyan bilgiler bize şunu gösterdi: Bu fonlara önce bazı iktidar mensupları para koymuş, daha sonra fonların getirisi arttıkça iktidar içinden bir dolu başka kişi de fonlara para yatırmaya başlamış, ancak fonun patlayacağı anlaşılınca fondan çıkış bilgisi herkese gitmemiş ve fonun içinde yüz binlerce vatandaş haricinde onlarca üst kademe AKP’linin de parası kalmış.

Tabii böyle olunca meseleye artık kamu yolsuzluğu gibi yaklaşılmıyor.

AKP döneminde maalesef ki kamu yolsuzluğu normalleştirildi. Yargının ve medyanın yürütmenin kontrolünde olduğu bir siyasal rejimde iktidar mensuplarının yaptığı kamu yolsuzlukları artık haber değeri taşımaz oldu.

Ancak bu defa AKP’lilerin şahsi parasının hortumlanması gibi bir durum olduğu için fonda parası kalan AKP’lilerin içeride ortalığı birbirine kattığı anlaşılıyor. Zira, dışarıya bile bu kadar tepki yansıyorsa içeride kim bilir neler oluyordur.

Fon skandalının gündemden düşmemesinin ikinci bir nedeni, iktidar içerisindeki mücadelenin hiç olmadığı kadar sertleşmiş olması.

Bu da Erdoğan sonrası dönemin artık yaklaşmış ve iktidar içi kliklerin alan kapmak için birbirleriyle rekabetinin kızışmış olmasıyla doğrudan ilişkili bir durum.

Fon skandalı, halihazırda var olan Erdoğan sonrasına dönük klikler arası mücadelenin yeni zemini haline geldi. Özellikle iktidar içerisinde fon skandalına bulaşmamış kesim, hem genel olarak yanlış gördüğü işlerin düzeltilmesi hem de iktidar içerisinde kendi nüfuz alanlarını genişletmek için Erdoğan’ı tenzih ederek parti içi muhalefete başlamış durumda. Abdülkadir Selvi’nin fon skandalıyla ilgili yazdıkları bugünlerde herhangi bir muhalif gazetecinin yazdıklarını aratmayacak cinsten.

Dolayısıyla, her ne kadar iktidar muhalif medyayı baskılayarak konuyu gündemden düşürmeye çalışsa da, aslında fon skandalının gündemde kalmasını sağlayan en önemli etkenlerden birisi iktidar yanlısı birçok gazeteci ve siyasetçinin konuyu sürekli gündemde tutmaya devam etmesi.

Tabii konuyu gündemde tutarken skandalın patlamasını önleyemedikleri için en azından “anlatıyı” kontrol etme çabasını da burada gözden kaçırmamak gerekiyor.

Üçüncü ve hiç hafif alınmaması gereken bir neden de toplumsal düzeyde ekonomik zorlukların artık çok birikmiş olması ve tabanın artık bazı şeylere tahammülünün kalmaması.

Ekonominin iyi gittiği dönemlerde iktidar tabanı yolsuzlukları onaylamasa bile bu ciddi bir tepkiye yol açmazdı, çünkü kendi maddi koşulları da iyi olurdu.

Ancak, başta hayat pahalılığı olmak üzere ekonomi kaynaklı huzursuzluğun iyice arttığı bir ortamda tabanın olaya tepkisi de farklı oluyor. Tam da bu yüzden Erdoğan son grup toplantısının önemli bir bölümünde tabana seslendi.

Nitekim, perşembe günü açıklanan Tüketici Güven Endeksi 7 puandan fazla düşerek adeta çakıldı. Bu aslında fon skandalının Cumhur İttifakı’na oy kaybettirdiğinin en net göstergesidir.

Bu üç temel nedenden ötürü fon skandalı gündemden düşmüyor ve her yeni gelişmeyle beraber mesele tekrardan alevleniyor.

Fon mağdurlarının parasını alıp alamayacağının belirsizliğini koruduğu, borsanın sürekli düştüğü bir ortamda, fon meselesinin yakın zamanda gündemden düşmesi pek olası gözükmüyor.

Ayrıca, dünyada yatırımcıların yakından takip ettiği Bloomberg’in Türkiye’de fon skandalı ve borsayla ilgili sürekli haber yapıyor olması da meselenin sadece içeride değil dışarıda da gündem olduğunu gösteriyor.

19 Mart Süreci’yle beraber iktidar elindeki devlet gücünü suistimal ederek muhalefete büyük baskılar yapmaya başladı ve bu baskı ortamı toplumda iktidarın seçimle gitmeyeceği yönünde bir algı oluşturdu. Ama aslında kazın ayağı öyle değil.

Bu iktidarın Türkiye’de kurmaya çalıştığı türden rejimler sadece muhalefetin çabasıyla gitmez, bu rejimler içeriden kendini tüketerek de gidebilir. Bana öyle geliyor ki şu anda Türkiye’de de böyle bir aşamaya gelinmiş durumda.

İktidarın Türkiye’de kurmaya çalıştığı türden bir siyasal rejim bu topraklarda tutmaz. O gömlek Türkiye’ye dar gelir ve bir noktada mutlaka yırtılır ve atılır.

Bu fon skandalını daha geniş çerçevede aslında bu durumun bir alameti olarak okumak gerekir.