Günlerdir tartışılan Fransa’daki lise eylemlerini izliyoruz alternatif mecralarda. Herkes olayı analiz ediyor, sosyolojik olarak yorumluyor. Ya da siyasi çıkarımlarda bulunuyor. Gelin biz de meselenin bu kadar genişlemesinin arkasındaki sosyal medya rolüne bakalım.

Günlerdir tartışılan Fransa’daki lise eylemlerini izliyoruz alternatif mecralarda. Herkes olayı analiz ediyor, sosyolojik olarak yorumluyor. Ya da siyasi çıkarımlarda bulunuyor. Gelin biz de meselenin bu kadar genişlemesinin arkasındaki sosyal medya rolüne bakalım.

Lyon’daki liselilerle konuşan franceinfo, gençlerin tarihi, saati ve orada neyle karşılaşacaklarını Snapchat, TikTok, Instagram ve X üzerinden öğrendiğini aktarmıştı. Bu haberde Orléans’taki Voltaire lisesinde organizatörlerin Instagram sayfasını 500'den fazla kişi takip ediyor ve bir öğrenci, başlangıçta yanında kimse yokken çağrıyı duyanların geldiğini anlatıyordı. Bir medya analizine göre ise hareket başta iktidar ve medya tarafından görmezden gelindiği yönündeydi. Ama sonra gençler kendi görüntülerini çekmeye başladı. Orléans’ta bir öğrenci delil olsun diye sürekli kayıt aldığını, videoları Snap’e ve TikTok’a koymuştu. AFP’ye göre bazı videolara medyanın hiçbir zaman göstermeyeceği şeyleri vaat eden bir başlık eklenmiş. Böylece merak, izlenme ve etkileşim katlanmış. Başka bir okuldaki mobilizasyonu gören öğrenciler de kendi okullarında aynı etkiyi yakalamak için viral olan videoların etkileşim gücünden faydalandı. Dolayısıyla eylemler tüm ülkeye yayıldı. Aslına baktığımızda sosyal ağlar bu hareketin yayılmasında katalizör işlevi gördü yine.

Gençler kendi dijital jargonlarını sokaklarda açtığı pankartlara yansıtarak otoriteyle dalga geçti. “Bismillah c’est les ténèbres” gibi ifadeler, polisin blokaj gruplarından birine liseli kılığında sızmaya çalıştığını gösteren bir Snapchat ekran görüntüsüyle ortaya çıktı ve kısa sürede pankartlara taşındı. Hatta sınıf dışından gençler uzaktan derslere bağlanıp müzik çalarak ya da slogan atarak dersleri böldüler. Buna da “siber blokaj” dediler.

Hareketin nasıl başladığı konusunda farklı yorumlar olsa da ilk TikTok videosu 24 Eylül’de Île-de-France bölge meclisindeki bir LFI grubunun hesabından paylaşıldığı biliniyor. Sonrasında yayılan görüntüleri kurumlara ulaşıyor. Bir lise öğrencisinin polis tarafından gözaltına alınışı sosyal ağlarda büyük ilgi görünce Metz savcısının soruşturma açtığı haberleri basına yansıdı.

Dijital platformlar, gençlerin ortak bir dil kurmasını, birbirini bulmasını ve tepkilerini eş zamanlı biçimde görünür kılmaktadır. Mizah, kısa videolar ve tekrar üretilen kalıplar, kişisel hoşnutsuzlukları ortak bir itirazın parçasına dönüştürebiliyor. Bir gencin kendi hayatında yaşadığı sorunun başkaları tarafından da dile getirildiğini görmesi, yalnızlık hissini azaltırken harekete geçme cesaretini de güçlendirdiğini görmekteyiz. Buradan baktığımızda örgütlenme böylece gündelik paylaşımların, arkadaşlık ağlarının ve kültürel yakınlıkların içinde gelişiyor.

Ancak hızla büyüyen dijital kalabalıkların kalıcı bir siyasi güç oluşturması, ortak taleplerini koruyabilmelerine ve aralarındaki bağları sürdürebilmelerine bağlı. Gençlerin siyasetteki ağırlığını belirleyecek olan, ürettikleri görünürlüğü karar süreçlerine taşıyabilmeleri. Viral bir itirazın siyasi karşılık kazanması, ekran başında kurulan yakınlığın birlikte hareket etme iradesine dönüşmesiyle mümkün.