CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da Bilkent Otel'de televizyonların Ankara temsilcileriyle kahvaltıda bir araya gelerek gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Mansur Yavaş'ın istifasından Ekrem İmamoğlu'nun durumuna, Halk TV'ye atanan kayyumdan erken seçim tartışmalarına ve Cumhur İttifakı iddialarına kadar birçok konuda soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, çarpıcı mesajlar verdi.
Mansur Yavaş'ın istifası ve ihraç süreçleri
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmesinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, sürece dair üzüntüsünü dile getirdi. Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş'ın görevini sürdürdüğünü belirterek, "Mansur Bey Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevini yapıyor. Belediye başkanı bir yerde sorun varsa o sorunu götürür, çözer. Kendisi ekibi, kadrosuyla sorunları çözmekle yükümlü zaten. Mansur Bey'in istifası üzdü mü? Elbette üzülürüz" dedi.
Yeniden Refah ya da YENİ Parti ile hareket eden isimlerin durumu ve Ekrem İmamoğlu'nun ihraç edilip edilmeyeceği sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, yolsuzluk iddialarında parti ayrımı yapılmaması gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ile ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:
"Sadece CHP'li belediyelere yönelik operasyon yapılması doğru değil. Yolsuzluk yapma iddiasıyla eğer yargı ya da güvenlik güçleri hareket ediyorsa burada parti ayrımı yapmaması lazım. Parti ayrımı yaparsa yolsuzluk olsa dahi en azından belli bir kitlenin kafasında soru işaretleri oluşturuyor. Neden buraya dokunulmuyor diye. Yolsuzluk yapanlar, yolsuzluk yapmayı sürdürenler Cumhuriyet Halk Partisi'nden derhal istifa etsinler, AK Parti'ye katılsınlar. Yolsuzluğu kim yaparsa üzerine gidilmeli. Yolsuzluk yapanın partisi olmaz. Ekrem Bey ile ilgili sordunuz, kişinin mahkumiyeti kesinleşmedikçe onu, ben seni partiden atıyorum demek doğru değil. O nedenle biz mahkumiyetin kesinleşmesini bekledik."
Halk TV'ye kayyum atanması ve medya özgürlüğü
Daha önce Halk TV'yi hedef alan açıklamaları ve kanala kayyum atanması süreci hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, bir siyasetçinin medya organlarını eleştirmeye hakkı olduğunu ancak kanalın kapatılmasını ve gazetecilerin tutuklanmasını kesinlikle onaylamadığını belirtti. Geçmişteki sözlerinin çarpıtıldığını savunan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şimdi bir siyasetçinin elbette ki televizyonları eleştirme hakkı var, eleştirebiliriz yani. Bir soru üzerine oldu, çok iyi niyetle düşüncelerimi ifade ettim. Diğer televizyon kanalları içinde yeri zamanı gelince bize soru sorulduğunda onu da eleştiriyoruz, bizim istediğimiz doğru haber. Ama benim o eleştirimi esas alıp 'Vay efendim siz Halk TV'nin kapanmasına yol açtınız' demek, ne diyeyim yani şimdi? Aklı olan bunu söylemez, çünkü kaç sayfalık iddianame çıkmış, Allah aşkına üç günde bunlar hazırlanır mı? Halk TV'ye sahip olan kişinin ne mal varlığı ile ne de diğer konularla ilgili hiçbir açıklama da yapmadım, iddianamede bunlar da var. Bir siyasi partinin Halk TV'nin yapmış olduğu bir yayını eleştirmesi kadar doğal bir şey yok, yani bu sadece Halk Televizyonu ile ilgili değil, birçok televizyon kanalı ile ilgili düşüncelerimiz yeri zamanı geldi açıkladık. Ben televizyon kanallarının medya özgürlüğünün korunması gerektiğine inanan birisiyim. Aynı şekilde gazetecilerin, beni en sert eleştiren gazeteciler de dahil olmak üzere gazetecilerin tutuklanmalarını doğru bulmuyorum. Yargılanabilirler, dava açılabilir ama tutuklanmaları, televizyon kanallarının kapatılmasını doğru bulmam."
Erken seçim tartışmaları ve cumhur ittifakı iddiaları
Erken seçim tartışmalarına değinen Kılıçdaroğlu, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik tabloya dikkat çekerek şu an için erken seçim beklentisi içinde olmadığını ifade etti. Sürecin doğal akışına bırakılması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Ülke bu haldeyken, yangın yerindeyken hangi erken seçimi yapacaksınız? Ekonomiyi görüyorsunuz, fon vurgununu görüyorsunuz, yolsuzlukları görüyorsunuz, gelir dağılımındaki olağanüstü bozulmayı görüyorsunuz. Yoksulluğun artık yaygınlaştığını ve bir anlamda da kitleler tarafından kabul edildiğini görüyorsunuz. Hangi erken seçimi yapacaksınız ve hangi gerekçeyle yapacaksınız? Erken seçim eğer gelirse Türkiye'nin gündemine, elbette ki biz erken seçim olmasın diye bir özel çabamız olmayacak yani. Ama biz her şeyden önce Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu tablonun mutlaka düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu tablo mutlaka düzelmek zorunda. Yapamazlarsa, beceremezlerse zaten doğal olarak seçim kendiliğinden gelecektir, doğal olarak."
Son olarak CHP'nin Cumhur İttifakı ile yakınlaştığı yönündeki iddialara yanıt veren Kılıçdaroğlu, bu tür algıların medya ve belirli çevreler tarafından yaratıldığını savunarak, "Efendim bu algıyı yaratan medya ve belli çevreler, yani özel olarak Cumhur İttifakı ile bir görüşmemiz olmadı. Eleştiri gelince en sert eleştiriyi yapıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.




