Politika Kasabasında ‘sarı gül’ler solarken para ‘sayan’lar, halkı soyanlar iyice gözden düşüyordu…

İçeride;

Politika Kasabası da Siyaset Bulvarı da Millet Bahçesi de vurgun, taciz, tecavüz haberleriyle sarsılıyor; ‘sarı gül’ler solarken para ‘sayan’lar, halkı soyanlar iyice gözden düşüyordu…
Reis, seçim sonuçlarını bile etkileyeceği söylenen gelişmede fukaranın kanını, iliğini emen fonzilerin peşinden ayrılmıyor; bir imam bile ‘isyan’ vaazları veriyordu…
Bilge Lider, Türkiye’nin il/ilçe sayısının arttırılmasını istiyor; Kurucu Önder, herkesin merak ettiği yeni mekanından, süreci ‘seçim malzemesi’ yapmak isteyenleri uyarıyordu!
CeHaPe ile Yeni Parti ‘para’ yüzünden mahkemelik oluyor; çilingir sofralarında poz veren sosyalistleri savunan ve eleştirenler birbirine giriyordu…
İstanbul Barosu seçimlerini 10 yıl sonra yeniden kazanan Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Başkanlığını 10. Yıl Marşı ile kutluyor, değme siyasi parti genel başkanlarından daha net ve sert mesajlar veriyordu…
Sahillerde üstsüz/altsız turistler güneşlenirken, ‘türban’ konusu Azerbaycan ile aramızda bir niza meselesi haline getirilmek isteniyordu!
Dışarıda;

Yapay zekânın isminin değiştirilmesini isteyen Trump, “Liderliğimizi korumak için ABD Uzay Kuvvetleri gibi Süper Zekâ Kuvvetleri kuruyorum” diyor ama buna kulak asmayan seçmenden okkalı bir tokat yiyordu!
Danimarka Başbakanlığı ile Grönland hükümeti tarafından yapılan ortak açıklamada, Danimarka, Grönland ve ABD'nin Arktik ve Kuzey Atlantik Bölgesi'nde güvenliğin artırılmasına yönelik anlaşmayı deklare ediyor; bu ‘çökme’den dolayı Trump muradına eriyordu…
Seçim darbesi yiyen Bibi ise Tokat/Zile türküsünden tornistan, “Filistinli feryadından ahından / Tutuştu her yanım yandı ha yandı” diye inliyordu…
***

İçeride/dışarıda umumi ahval böyle iken, Politika Kasabasının Siyaset Bulvarında;

Faydası olmayan bahardan yazdan
Yüce dağ başının kışı makbuldür
Cahilin yaptığı sohbetten sözden
Alimin hayali düşü makbuldür

Diye türkü çığırıp volta atıyordum! Türkü derin anlamlar içerdiği için devam ettim:

Lokma yeme muhannetin elinden
Kurtulaman sonra acı dilinden
Namertlerin kaymağından balından
Merdin kuru yavan aşı makbuldür

Bu dörtlük, davet ettiği sofrasında, önümdeki kızarmış ekmeği kendi önündeki ekmek dilimi ile gözüm göre göre değiştiren dostumu hatırlattı; üzüldüm!

Aşık Hüdai’nin türküsü öylesine gerçekçi ve herkesi çimdikleyen türdendi ki, bitirmeden duramadım. Ortaya ünledim:

Hüdai konuşur bir ince dilden
Hal ehli olmayan ne bilir halden
Bilgisiz görgüsüz duygusuz kuldan
Ölülerin mezar taşı makbuldür

Vesselam!