Türkler, Kürtler ve burada yaşayan herkes bu toprağı vatan kılmak için üzerine düşeni yapmıştır…

Türkiye Cumhuriyeti, Anadolu coğrafyası üzerinde yaşayan herkes için büyük bir nimettir. Kimsenin kimseyi ötekileştirme hakkı yoktur. ‘Bu vatan kimin’ diye sorup, “Bu vatan toprağın kara bağrında / Sıradağlar gibi duranlarındır” diyen Orhan Şaik Gökyay, bu toprakların sahiplerinin ne büyük fedakarlıklar gösterdiğini şöyle zabıt altına almıştı:

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

Öyle olmasa böyle olmazdı! Birileri, dünya askeri ve siyasi tarihinin dehalarından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmeyebilir ama onun “En büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde gösterilen fedakarlıkları, kahramanlıkları küçümseyemez, görmezden gelemez. Bunun kanıtları başta Çanakkale olmak üzere tüm şehitliklerdeki mezar taşlarında yazılıdır. Türkler, Kürtler ve burada yaşayan herkes bu toprağı vatan kılmak için üzerine düşeni yapmıştır…

Cepheden cepheye koşan, Samsun’dan yola çıkarak Anadolu’yu örgütleyen, Amasya Tamimi’nden Erzurum ve Sivas kongrelerine, Heyeti Temsiliye’den Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Milli Mücadele’den Kurtuluş Savaşına kadar tüm toplumsal, siyasi ve askeri süreçleri başarıyla yöneten, yürüten Mustafa Kemal Pasa, ‘Gazi’ ve ‘Atatürk’ ünvanlarını alırken Anadolu’nun civanları da üzerine düşeni yapmıştı…

***

O civanlar, bu topraklara önem, anlam ve değer katan aşkların, sevdaların insanıydı!

Bir bağdan bağa uçtum / Bir daldan dala geçtim
Çirkinden bal yemedim / Güzelden ağı içtim

Diyen Âşık Sümmanî’nin türkülerini dinleyenleri, türkü diyarlarından kim ayırabilirdi?

Ankara Ankara içinde / Ankara dağlar içinde
Ankara'ya dokunman / Çünkü yârim içinde

Diyen sevdalıyı, Sakarya Savaşı’nda destan yazmaktan kim alıkoyabilirdi?

Erzurum’a nar geldi / Yüce dağa kar geldi
İşittim yaz gelecek / Bugün bana yar geldi

Diyen Erzurumlu aşığın Erzurum Kongresi’nden ilham alarak cepheden cepheye koşmasına kim mani olabilirdi?

Irmaktan geçemiyom / Düş gördüm seçemiyom
Sen benden geçtin amma / Ben senden geçemiyom

Diyen Sivaslı delikanlının kara sevda ile çelikleşmiş inadını kim kırabilirdi?

Bahçelerde pirpirim / Yıkadık birim birim
Hökkeşi de everdik / Mamed’e Allah Kerim

Diyen bir Antepliyi, ‘Gazi’lik yolundan kim döndürebilirdi?

Kale kaleye bakar / Urfa Mardin’e bakar
Öyle sevdim o yâri / Her bakışı can yakar

Diyen bir Urfalıyı ‘Şanlı’ olmaktan kim vazgeçirebilirdi?

***

Ankara’da kurulan Meclis’in idaresinde yürütülen, yok oluşun eşiğinden 29 Ekim ışığına uzanan süreç öylesine zorluydu ki, her şey göze alındı ve emperyalistler bu topraklarından kovuldu. Bu yüzden; Cumhuriyet aşktır, sevdadır, insandır! 103. Yıl kutlu olsun…