Politika Kasabasındaydım. Saloon açılmıştı, Siyaset Bulvarı hareketlenmişti, Millet Bahçesi isyankeşlerle doluydu…
İçeride, dışarıda;
‘Gavur İzmir’ söylemi Politika Kasabasında yeniden gündem olurken Müselmanların hadiseye el koyması…
Fonzilerin 1’e 1000 alması…
Fransız tarihçinin, “Napolyon Müslüman olup Ali ismini aldı” ısrarı…
Milli Takıma son iki maçta 7 gol atıp 6 puan alan İtalya’nın Teknik Direktörü Roberto Mancini’nin, “Türk Milli Takımı iyi oynadı” demesi…
Adı ‘sıfırcı’ya çıkmak üzere olan A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın mutlu ve umutlu olduğunu söylemesi…
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin, yapay zeka ile oluşturulan klonlanmış içeriklerin önüne geçmek amacıyla sesinin telif hakkını almak için Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’ne başvurması…
Trump’ın bildik haller içinde höykürmesi…
Birbirinden önemli gelişmelerdi ama hayat da devam ediyordu!
***
Politika Kasabasındaydım…
Saloon açılmıştı, Siyaset Bulvarı hareketlenmişti, Millet Bahçesi isyankeşlerle doluydu…
Saloonda kürsü alan siyasiler birbirinden çarpıcı fotoğraf karelerinin kahramanı oluyor; Özgür ve Özel bir tavır sergilemek isteyen Yeni Partililer, Reis içeri girince Saloonu terk ediyor, o da arkalarından ‘anca gidersiniz’ der gibi bakıyordu!
Bilge Lider, aklının bir köşesinde gezinen Kurucu Önder’i süreç sandalyesine oturtmuş, ‘İyi’ bir gelişme için yanlarında dursun diye, ‘Müsavat’ peşindeki Dervişoğlu’nun elini sıkıyor, ‘iyi şeyler olacak’ diyordu…
CeHaPe cenahında ise istifalar ve operasyonlarla bunalan Gandi Kemal, ‘yumuşak güç’ olmaktan sert hatibe dönüyor, Reis’in üzerine yürüyordu!
Reis de küresel keferelere ayar vermenin ardından Saloondakilere ve Millet Bahçesindekilere seslenerek, fonzileri anasından doğduğuna pişman edeceğini söylüyordu …
Ben ise bağrı yanık halde,
Yüce dağ başında üzüm kol atmış / Sevdiğim saçını yana taratmış
İkimizi bir meyvanın dalında / Seni tatlı beni acı yaratmış
Diye dolaşıyordum!
***
Türkü çığırdığımı duyan Melania, ‘yapay zeka komutanlığı’ kurma ve Hürmüz’e çökme çılgınlığı yüzünden kendisini ihmal eden kocası Sarı Oğlan’a kur yapıyordu:
Düz dara yar düz dara / Yar zülüfün düz dara
Doksan dokuz yaram var / Sen açtırdın yüz yara
Bu arada, ‘Çizme’den başını çıkaran Meloni ise bakışlarıyla mest, sözleriyle tost olduğu Sarı Oğlan’a taş atıyordu!
Entarim yandan yandan / Seni severim candan
Oğlan senin yüzünden / Oldum dinden imandan
***
Tüm bunlar önemliydi elbette ama hayat da devam ediyordu.
Siyaset neydi? Kısa süre öncesine kadar şuydu:
Amerika’nın kuzeyinde
İki kişilik şov
Güneyinde darbe…
Kuralları değişmez
Avrupa’da kilise…
Rusya ve Çin’de
Cehennemin dibi…
Türkiye’de
0-0 biten basket maçı gibi
***
Ben bu dizeleri dizerken İzmir el değiştiriyor, fonziler el ovuşturuyordu. Politika Kasabasında maçların oynandığı mekanların ve takımların paydaşları ise bahse tutuştukları müsabakalar için günah çıkarıyor; hakemler ‘kol’ geziyordu! Dayanamadım;
Gittim baktım şıkır şıkır Balıkpazarı
Üç tek attım sarhoş oldum ayak üzeri