Yerkürede esrarengiz işler oluyordu…

‘Kış mevsiminde meltem eser, güneş açar, fidan tutar’ dense inanmazdım! Mümkünmüş…

İklim felaketi bu olsa gerek!

Beklenmedik bir anda başlayan meltem esintisi, güneş ile coşarken bundan payına düşeni alan fidan, felaketi bünyevi ve dünyevi bir mutluluğa dönüştürebiliyormuş…

Bir memleket havası terennüm eyleyeyim de damlası bana kütlesi ona mutluluk yağdırsın dedim:

Ekin ekilen yere / Sapı bükülen yere
Can kurban canım kurban / Kekil dökülen yere

***

Sesimi duyan Trump, bir dünyalının böylesi hallere bürünmesini kıskanmış olacak ki, “Dur bakalım Hırkalı” dedi, tehditkar bir dille!

Biliyordum, bu aralar bulaşılacak biri değildi ama benim de sessiz kalacak halim yoktu! Kral benim diyorsun / Çokça haltlar yiyorsun, hörelenmesi ile ünledim;

Meltem eser geçer sanmayasın ha
Güneş söner diye kanmayasın ha
Fidanı kırmaya kıymayasın ha
Yoksa külahları değişiriz bak

Trump tırstı! Başkan seçildiğinde, ‘şerif benim’ havasını atan; ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan çıkaran, Venezuela’ya çöken, Grönland’a / Küba’ya / Meksika’ya / Panam’ya / Kolombiya’ya ‘geliyorum ha’ diyen, Maduro’yu yatak odasından kaldırdıktan sonra dünya krallığını ilan eden Trump, iklim felaketi ile ayağa kalkmış beni görünce, lafı değiştirdi.

- Epstein’i tanımam!

***

Türkiye’de de esrarengiz haller cirit atıyordu…

‘Çektiğim acı yeter’ diyerek vardığım Politika Kasabasının Siyaset Bulvarına inince ne göreyim? Birileri, “Kış demedim yaz demedim eğlendim” diye efkâr dağıtırken, Kasabanın yeni bakanları ile bakmayanları, sanki eski hamamda eski tas ile eğleniyordu:

- Zira dünya eski hamam eski tas!

Reis, kral senin / prens benim görüşmelerinin ardından yurdum insanına ‘Özel’ söylemleriyle hitap ediyor; mahdum ise tabiri caizse, siyaseten bir ‘postnişin’ rolüne soyunuyordu…

Kasabanın üzerinde İmralı bulutu gezinirken, Bulvarın kaldırımlarında ‘umut hakkı’ türküsü çığıran Bahçeli dolaşıyordu!

Gece/gündüz meydanlarda, öğlenleri Meclis’te tribün dolusu taraftar tezahüratıyla kürsü maratonunu sürdüren Özel, partisinden istifa eden belediye başkanına demediğini bırakmıyor, muhatabıyla duble davalık oluyordu…

DEM Parti heyeti, parti parti yürüttüğü ziyaret trafiğinde, kendini ‘tek yön’ tabelasının yönlendirmesiyle Beştepe’de buluyordu…

***

Millet bahçesinde ise derde derman peşindeki derbederler derdine derman arıyor, derdiyle yanıyordu. İçlerinden biri “Hayırdır Hırkalı” diye temas kurunca derdimi dedim:

Çiçekten harman olmaz / Yar derde derman olmaz

‘Biz ne çekiyoruz bu ne diyor’ tavrı taslayınca gönlünü alayım dedim.

Emekli ülkeyi dünden seviyor
Çalışanlarsa bu/günden seviyor
Hırkalı sizleri candan seviyor
Amma derdinize derman olamaz