Papa geldi ve dönüyor. Ankara’dakilerin eli ayağı boş değildi, tuttukları da iş değildi. “Telaal bedrü” ile karşıladık, “İzmir marşı” ile de uğurlayalım. Papa’yı Cumhurbaşkanının değil de Kültür bakanının karşılaması tek tesellimiz.
Bana “Trump mu daha masum, Papa mı” derseniz, sanki Papa daha masum. Ah “dostum” ah!
Beştepe Papa’ya ev sahipliği yaparken, AK Parti tabanı bu ziyaretten rahatsızdı. “FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler”in ise, Papa’nın İznik’i Hristiyan dünyası için Haç yeri yapmak üzere 2 Milyar Euro’luk bir yatırım planı herhalde ağzını sulandırmıştır.
Vance’nin işi çoktu herhalde gelemedi!. Öyle ya Trump delisi şimdi de, Gazze’yi, Çin’i, Rusya’yı, Tayvan’ı, İran’ı, Ukrayna’yı, Yemeni, Sudan’ı, Suriye’yi bıraktı Latin Amerika ülkelerine taktı Bugün Honduras’ta seçim var, bakalım ne olacak? Trump dün “Umarım Honduras halkı Özgürlük ve Demokrasi'ye oy verir ve Tito Asfura'yı Başkan seçer!” dedi. Bu sıradan bir temenni değil, başka bir ülkenin içişlerine, doğrudan ve dolaylı olarak kaba bir müdahele söz konusu. Adam açıkça, “benim dostlarımı seçmezseniz, sizi terör devleti olarak suçlar ve saldırırım” diyor. Bu arada bir yan hamle ile de bu arada G20’den Güney Afrika’yı çıkarttı.
Trump “nazikçe” Maduro’yu da uyarıyor. Petrol aşkı ve altın rezervlerinden hiç söz etmiyor ama “narko-terörist” suçlaması yapıyor. Ona göre, Latin Amerika’da sosyalistler Küba, Nikaragua ve Venezuela'yı ele geçirdiler. Ve Amerika bundan sonra başka bir ülkeyi de ele geçirmelerine izin vermeyecek. O hükümetlere karşı da gerekeni yapacak!
Epstein’le dostluğu ortaya çıkınca İsa Mesih için hazırlık misyonu inandırıcılığını kaybetti ama “Tanrıyı kıyamete zorlama” inadını sürdürüyor.
Trump içeride kontrolü kaybedince dışarıda kriz çıkartarak içeride kontrolü sağlamaya çalışıyor. Aslında bir yandan da içeride kontrollü bir bunalıma ihtiyacı var ki, FED’in Trilyonlarca dolarlık borç yükünden kurtulabilsin.
Trump bir yandan da Çin’e karşı mevzi kazanmak için Türki dünyasını yakın takibe aldı. Öte yandan ABD’nin Afganistan’daki eski Bağram üssüne geri dönmek istiyor. İmran han’ın Trump’la yıldızı hiç barışmadı. Bugün ise İmran Han’ın hayatta olup olmadığı bile bilinmiyor. Mevcud Pakistan Cumhurbaşkanı ve Başbakanının ülkeden ayrıldığı haberleri de geliyor. İşte tam böyle bir zamanda İran, Afganistan ve Pakistan üçgeninde bir Belücistan; Suriye, İran Irak sınırlarında bir Kürdistan kurma projesi ABD’nin gündeminde. Hadi yine iyiyiz (!?) “İki yeni İslam devleti” daha geliyor: Kürdistan ve Belücistan.. Görüldüğü gibi Trump her yere barış getiriyor. Biz de hem uluslararası sistem hem BOP, hem NATO da ABD ile dost, müttefik ve Stratejik ortak olarak yola devam ediyoruz!?
Bu ziyaret vesilesi ile Türkiye-Vatikan İkili İlişkileri ele alınmış bağların güçlendirilmesi, “kültürel ve dini diyalog mekanizmaları”nın geliştirilmesi konularında mutabık kalınmış. Ne konuşuldu bilmiyoruz da, 30 dakika süren görüşmede, tercümanların tercüme süreleri de eklenince , resmi açıklamaya göre, Filistin ve Gazze Meselesi, bağlantılı olarak İsrail-Filistin, Lübnan, Rusya-Ukrayna savaşı ve 3. Dünya Savaşı riski ele alınmış. Papa, “insanlığın geleceği tehlikede” demiş Dinlerarası Diyalog ve Türkiye’nin Medeniyetler arasında köprü olmasına vurgu yapılmış, İslamofobi, nefret söylemi ve ailenin önemi üzerinde durulmuş vurgu yapılmış. Küresel barış ve vicdan Konuları, Göç, yoksulluk ve dini hoşgörü konuları üzerinde de konuşulmuş. Yani az zamanda bir çok konu konuşulmuş. Bütün bunlar, toplam 30 dakikada nasıl konuşulmuş bilmiyorum. Hadi diyelim iki kişi 15’er dakika, bir de tercüme süresi var, kişi başına 7,5 dakika düşüyor.
Siyaset, Cemaat, Ziyaret derken Papa Lübnan üzerinden evine gitmeye hazırlanırken, Noel Baba vakfı, ve Türk Ortodoks Kilisesi İznik’te bu ziyareti protestoya hazırlanıyor.
The Economist’in kapağını bir hafta konuştuk, sonra papa geldi, bir hafta da onu konuştuk, şimdi de 2026 kehanetlerini, konuşuruz artık. 7,5 dakikada bir düzineden fazla konu nasıl konuşuldu bilmiyorum.
Bizim siyasetçilerin de, akademinin ya da Diyanetin TeoPolitik bir bakış açısı yok. Tabi basının da, sonuçta toplum bu konuda bilgisiz. Laiklik fobisi zaten toplum üzerinden psikolojik bir baskı sebebi. Doğu Roma Bizansı da bilmiyoruz, Osmanlıyı, Osmanlı Milletler topluluğunu, Hilafet’in İslam’da ne anlama geldiğini de.
Papa bu kadar itibar görüyor, Türkiye Ortodosks’luğun merkezi, Rum Ortodosks, Ermeni Ortodoks, Süryani Ortodoks, Türk Ortodoks patrikliğini temsilen birileri Beştepe’yi ya da bir bakanlığa davet edilemez mi idi, bu ziyaretle ilgili olarak, ya da bir bakan yardımcısı bu patrikhaneleri ziyaret edemez mi idi?
Yine olan Ortodokslara oldu. Biz sahip çıkamadık bunlara, Katolikler, Protestanlar onların hamiliğine soyundu. Biz de bunları onların kucağına ittik. Neticede gideceği limanı bilmeyen bir kaptana hiçbir rüzgar fayda sağlamaz. Diyanet, akademi, Media hiç biri dönemle ilgili teolojik konularda halkı bilgilendirici bir açıklama yapmadı.
Bu arada Tom Barak da konula ilgili bir açıklama yaptı: Kasım 2025 Şükran Günü'nde Patrikhane ziyareti sonrası Yunan basınına konuşan Barak, net bir takvim verdi: "Hedefimiz, Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak. Bu hem Trump hem de Erdoğan için son derece önemli" dedi ve ardından Bartholomeos'un Oval Ofis ziyaretini hatırlattı. Erdoğan Eylül 2025’de Trump Beyaz Saray’da Trump’la görüşmesi öncesi "Heybeliada ile ilgili üzerimize ne düşerse yapmaya hazırız" şeklinde birşeyler söylemişti. Bakalım bundan sonra bu konularda neler olacak?
Halimiz ortada. Sonuçta herkes bir şey söylüyor, bizimse bu konularda söyleyecek fazla bir sözümüz yok. İktidarın yok da ana muhalefetin, diğer partilerin söyleyecekleri bir şey var mı?
Aslında yeni papa da konuyu efradına cami, ağyarına mani bir şekilde ele almadı. Görünürde Papa Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos ve diğer Hıristiyan Katolik, Protestan, Ortodoks ruhani liderlerle birlikte MS 325'te toplanan 1. İznik Konsili'nin 1700. yıl dönümünü kutlamış oldu. ABD’den çok sayıda gazeteci bu törenleri kayda aldı. Ama kamuoyunda beklenen ilgi yoktu. Ne düne dair, ne bugüne, ne de geleceğe dair bir değerlendirme de yapılmadı. Rum Ortodoks kilisesinin ekümenizminden önce Sezar kim olacak ona karar vermek gerek. “Bizantinizm”in olmazsa olmazı olan “Sezar’ın kimliği” üzerinde sanırım kimsenin bilgisi yok.
Ekümeniklik ne demek, önce ona bir bakmak gerek. Ekümeniklik etimolojik anlamda "tüm yeryüzü, meskûn dünya" demektir. Ve esasen bütün dinler, din olarak tüm dünyadaki o dine inananların evrensel kardeşliğini ifade eder ve bu anlamda bir sorun olmasa gerekir. Politik anlamda farklı Hristiyan kiliseleri arasındaki iş birliğini ve diyaloğu sağlama çabasını ifade eder ki bu da Kiliselerin sorunudur. Ortodoksluk açısından kilisenin bağlı olduğu imparatorun iradesi burada belirleyicidir. Katolikler Vatikan devletine, Angilikan’lar İngiliz kıralına, Evengelikler ABD yönetimine bağlıdır.
Hristiyanlık bağlamında tüm Hristiyan kiliselerinin (Katolik, Ortodoks, Protestan, Anglikan vb) bir birlik oluşturması hedefini ifade eder ki, bunun fiili sonucu “Dünya Kiliseler Konseyi” dir. Bu birlik ekümenik hareketin ana merkezidir. “Ekümenik” sıfatı bu bağlamda “tüm kiliseleri kapsayan, birliğe yönelik” anlamında kullanılır.. Mesela 8. Ekümenik Konstantinopolis Konsili (879–880), Ekümenik Patrik, ekümenik diyalog, ekümenik ayin vb. şekilde asırlardır kullanılan bir durumu ifade eder. Dinler arası diyalog (Hristiyanlık-İslam, Hristiyanlık-Yahudilik vb.) için Siyasi veya kültürel bağlamda “evrensel, tüm dünyayı kapsayan” anlamında kullanılabiliyor. “ekümenik değerler” = “insanlığın ortak değerleri” şeklinde bir tanım da var mesela. Bu konu, bu seviyede bir bilgi ve zeka ile bundan daha öte bir zenginlikte konuşulamaz. Sanırım Laikçiler, bu tartışmalardan Müslümanların da etkilenerek kendilerinin de benzer şeyler talep etmesinden korkmaktadırlar.
Her zaman olduğu gibi, bizim siyasiler, bizim akademisyenler, bizim media başkalarının yaptıkları, söyledikleri üzerinden çok yüzeysel yorumlar yaptılar, destek verecek fazla bir şey yoktu zaten. Ziyaretin şekli ve zamanlaması konusunda semboller, kehanet ve gizlenen niyetlerle varılmak istenen hedefler üzerine ilginç yorumlar yapıldı. Bu tavır, bu uslub, bu cahillikle yapılacak bir şey, varılacak bir yer yoktur. Selam ve dua ile.