Değişim kaçınılmaz. O konuda herkes hem fikir. Değişim kaçınılmaz da, değişimin yönü ve sınırları. Nelerin değişmesi ve nelerin değişmemesi gerek.

Şunu da görelim, bugün gelinen noktadaki asıl sorumluluk 1500’lerden başlayarak batılılara aid.

Kristof Kolomb (Christopher Columbus), Amerika kıtasını Avrupa'ya "keşfeden" kişi olarak bilinir ve bu olay 12 Ekim 1492 tarihinde gerçekleşmiştir. Yolculuk başlangıcı: 3 Ağustos 1492'de İspanya'dan (Palos de la Frontera limanı) üç gemiyle (Santa Maria, Pinta ve Nina) yola çıktı. İspanya Kralları Ferdinand ve Isabella tarafından finanse edildi. Yaklaşık 5 hafta süren okyanus geçişinden sonra, 12 Ekim 1492 sabahı (yerel saatle gece yarısından sonra) Pinta gemisinden Rodrigo de Triana adlı denizci ilk kara parçasını gördü. Bu gün Kolomb günü” olarak kullanıyor.

Beyaz adam bugünkü Bahamalar'daki yerlilerin Guanahani adını verdikleri bir adaya ilk ayaklarını bastıklarında, Kolomb adaya San Salvador adını verdi. Kolomb burayı Asya zannediyordu ve karşılaştıkları halkı Hindistanlılar zannettiği için onlara "Hintliler" anlamına gelen “Indians” dedi. Bu isim hâlâ Amerikan yerlileri için kullanılmaya devam ediyor.

Aslında Kolomb, Amerika'yı ilk bulan Avrupalı değildi. Vikingler Leif Erikson önderliğinde yaklaşık 1000 yılında Kuzey Amerika'ya, yani bugünkü Kanada, Newfoundland’a ulaşmıştı. Kıta zaten binlerce yıldır yerli halklar; Kızılderililer, Mayalar, İnka vs. tarafından farklı uygarlıklara ev sahibliği yapan bir coğrafya idi.

Kolomb Amerika’ya giderken 1492 yılında Osmanlı Padişahı 2. Bayezid idi. 2. Beyazıt 22 Mayıs 1481 ile 24 Nisan 1512 arasında yaklaşık 31 yıl iktidarda kaldı. O dönemde İspanya'da “Elhamra Kararnamesi” ile Yahudiler ve bazı Müslümanlar ülkeden göçe zorlandı.. 2. Bayezid, Osmanlı donanmasını Kemal Reis komutasında göndererek, göçe zorlanan binlerce Yahudi'yi Osmanlı topraklarına kabul etti . Endülüs Müslümanları, Cebel-i Tarık’tan geçerek, Fas, Cezayir, Mali ve Moritanya’ya yöneldiler.

1648 Westefelya’ya gelene kadar 150 yıl geçti ve bu arada sömürgeciler kendi aralarında 30 yıl, 40 yıl, 100 yıl savaşları yaşadılar. Servetleri ve kurdukları medeniyet (!?) zenginlikleri, bilimler, sanatları, her şeyleri gasb, yağma ve hırsızlıktan ibarettir.

Sonrasını biliyorsunuz. 1. Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı, soğuk savaş.. Darbeler, terör..

Bugün Gazze’de, dün Irak’da, son olarak Venezuella da yaşananları biliyorsunuz.

Bugünkü ülkelerin neredeyse tamamının sınır, rejim ve iktidarlarını kendileri belirlediler. Ve hala. Aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları, çalınan alın terleri üzerinden kendilerine, servet, iktidar ve güç devşiriyorlar.

Dünya nüfusunun yarısı yaklaşık 2 ülkede yaşıyor. Bunlar, Çin ve Hindistan.

Hindistan’ın nufusu 1 milyar 464 milyon 3.287.000 km², Çin’in nüfusu 1 Milyar 416 milyon, yüzölçümü 9.597.000 km². Dünya nüfusu 8 Milyar tahmin ediliyor. Bunun yaklaşık 3 milyarı bu iki ülkede yaşıyor ama, sahib oldukları toplam toprak yaklaşık 13 milyon km². Bu arada Çinin sahib olduğu toprak Hindistan’ın sahib olduğu toprağın 3 katı. Halbuki nüfusları neredeyse eşit. Ama öte yandan Rusya 145 milyon’luk Rusya tek başına Çin ve Hindistan’ın sahip olduğu toplam topraktan 4 milyon km² daha fazla bir toprağa sahib. Rusya’nın yüzölçümü 17.098.000 Bu da Rusya’yı toprak büyüklüğü olarak dünyanın en büyük ülkesi yapmaya yetiyor.

Öte yandan Dünyanın karasal büyüklük açısından 2. Büyük ülkesi Kanada da Rusya’nın yaklaşık dörtte biri kadar 40 milyon insan yaşıyor ama karasal yarısından biraz büyük. Yani 9.985.000 km². Kanada toprak olarak 2. en büyük ülke. Avustralya’nın nüfusu Kanada’nın sahib olduğu nüfusunun yarısından biraz fazla, 27 milyon ama sahip olduğu topraktan. %30 kadar daha az, 7.692.000 km².

Bakın, Hindistan’ın nüfusu 1,5 milyara yakın, sahib olduğu toprak 3.2 Milyon km², Avusturalya’nın nüfusu 27 Milyon Hindistan’ın sahib olduğu toprağın iki katından daha fazla. nufusu yüzde biri kadar.

Durun daha bitmedi. Grönland’da 55.000 kişi yaşıyor. Ama yüzölçümü Kanada’nın sahip olduğu toprağın dörtte biri kadar. Yani 2.166.086 km². Dünya’nın en büyük adası ve dünyanın en düşük yoğunluğa sahip bölgesi. Grenland mevcut haritalarda Avusturalya’nın iki katı büyüklükte gösterilir. Ve bu topraklar Danimarka’ya bağlı. Danimarka’nın Nüfus’u 6 milyon, Yüzölçümü 43.094 km².

Belçika, NATO’nun, AB’nin. Merkezindeki ülke. Belçika’nın Nüfusu 11.8 milyon, yüzölçümü 30.689 km² (nüfus yoğunluğu açısından Avrupa'nın en yoğun nüfusa sahip ülkesi. Bir zamanlar Kongo Belçika’nın sömürgesi idi Kongo’nun nüfusu 114 milyon ve yüzölçümü 2.345.000 km² (Afrika'nın en büyük 2. ülkesi, dünyanın 11. en büyük ülkesi)

Zenginlik sıralamasında ilk 10. Şöyle: ABD 26%, Çin 16.6%, Almanya 4.3%, Japonya 3.7%, Hindistan 3.5% (Çok hızlı büyüyor (6.6%) Yakında Japonya'yı geçecek), İngiltere 3.4%, Fransa 2.9%, İtalya 2.2%, Rusya 2.2%, Kanada 1.9%. Türkiye ilk 20 arasında 1.3% ile 16. Sırada, Öncesinde 1.6% ile Avustralya, sonrasında 1.2% ile Endonezya var.

Bu arada 893,887,400 kişi, yani 1 milyara yakın insan yetersiz besleniyor. Öte yandan dünyada 1,789,097,962 kişi, yaki 2 milyara yakın kişi aşırı kilolu. Durun daha bitmedi, 904,326,133 kişi ise yani bir milyara yakın kişi, aşırı kilolu, obez! Bugün Açlıktan ölen insan sayısı 25.000’e yakın. Dünyada insanların % 25'i yetersiz besleniyor. Ama öte yandan bugün ABD'de obeziteyle ilişkili hastalıklar için harcanan para 529,237,483 Dolar. Oysa bu para ile bütün açları doyurmak mümkündü. Dahası var, 141,249,562 dolar da ABD'de kilo verme programları için harcanıyormuş.

Aşırı yemek ve buna bağlı hastalıklardan ölen insan sayısı acından ölenlerden kat kat fazla.

Afrika kıtası gelecekte çok daha fazla dikkat çekecek gibi gözüküyor. Afrika kıtasının nüfusu 1.566 milyon, yüzölçümü 30.370.000 km.. Dünya kara alanının yaklaşık %20'sini kaplar ve Afrika kıtası, Çin + Hindistan + ABD + Avrupa'nın büyük kısmını içine alacak kadar büyüktür. Nüfus yoğunluğu oldukça düşük. Ortalama 51-52 kişi/km². Nufus ve yüzölçümü Asya’dan sonra 2. Sırada. Doğurganlık ve ölüm oranları çok yüksek. Doğurganlık artarken ölüm oranı düşüyor.

Bakın, bugün şehirlerde ölüm kol geziyor. Dünyada insanların %26'sı 15 yaşına ulaşamadan ölüyormuş..Kanser’den ölüyor, kalb’den ölüyor, intihar ediyor, trafik kazasında ölüyor, cinayete kurban gidiyor, alkol, sigara sebebi ile ölüyor. Uyuşturucu’dan ölüyor. Bugün geldiğimiz noktada sağlığa harcanan para nerede ise eğitime harcanan paranın iki katı. Askeri harcamalar da eğitimin üçte biri kadar.

Hava, su, toprak kirlendi. Geni ile oynanmış, hormonlu, uzun ömürlü, paketlenmiş gıdalar, ilaç ve aşı diye verilenler her zaman şifa sebebi olmuyor, CoVID ve mRNA örneğinde olduğu gibi.

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı köylerde, yarından az fazlası şehirlerde yaşıyor. İklim, Chemtrails, StarLink, 5G, zirai zehirler, geni ile oynanmış tohumlar sebebi ile artık köyde sağlık açısından güvenli değil. Dünya nüfusunun yarıdan fazlası Asya’da yaşıyor. Afrika’da yaşayanlar Avrupa’da yaşayanlardan daha fazla.

Dünyada insanların %33'ü Hıristiyan, %22'si Müslüman, %14'ü Hintliler, %7''si Budist, %12'si diğer dinler, %12'sinin dini inancı yokmuş. Adı geçen dini toplulukların oranları aslında gerçeği ifade etmiyor. Bu oranlar sosyolojik anlamda bir etnik, kültürel aidiyet ve geleneği ifade ediyor. Diğer dinler zaten din değil. Dinsizlik ya da Deizm dedikleri şey, Agnostiklerin sayısı o orandan kat at fazla. Dünyada erişkin insanların %75’i cep telefonuna sahipmiş. Onlar artık, internet üzerinden inanç, ideoloji ve hayat tarzları dönüştürülüyor. Din, ahlak, gelenek, ideoloji, tarih bilgisi, gelecek tasavvuru olmayan, biyolojik cinsiyetlerinden bağımsız, TransHuman BİREY’lere dönüştürülüyorlar.

Böyle bir dünya sürdürülemez. Bu gerçekler adil bir şekilde dönüştürülemeyecek olursa dünyayı büyük bir felaket bekliyor. Dağılan aileler, gençliğin durumu, fuhuş ve uyuşturucu, kumar başımızın belası. Def’i mazarrat celbi menafiden evladır. Ahlaktan başlamamız gerek. Akıllı, dürüst ve cesur insanlar birlik olmalı ve ülkelerine, halklarına sahip çıkmalı..

Bugünkü siyaset, ideoloji, piyasa, media, akademi, uluslararası sistem, kültür-sanat dedikleri şey çözüm üretmiyor, sorun üretiyor. Şimdi herşeyi yeniden düşünme zamanı. 19.YY sonunda savaş yıllarında, Kapitalizmin, Komünizmin, Faşizmin gölgesinde oluşan kavramlarla 17.YY Westefelyasındaki Vatikan ve Derebeylerin aklının eseri olan ulus devletler ve uluslararası sistemle geleceği inşa etmek mümkün değildir. La ilahe-illallah! Gelin biz de yeniden iman edelim.

Selam ve dua ile.