“Derviş Ali der ki koyman hayını / Herkes beğenmiştir kendi huyunu” diyor amma velakin, o huy insanlık düşmanıysa vay haline dünyanın! Kendi huyunu beğenmişlerden olan Trump, yanına Bibi’yi almış yerleşik tüm diplomasi ve ahlak kurallarının üzerinde tepinerek, “Var mı bize yan bakan” naraları atıyordu. Bulaşmak istemedim! Bir türkü tutturup Politika Kasabasının Siyaset Bulvarında volta atmaya başladım!
Bahçede erik m'olur / Dibinde goruk m'olur
Ben yarimi kaybettim / Arasam ayıp m'olur
Diye gezinirken, adamın biri,
Minareden at beni / İn aşağı tut beni
Ak gerdanın üstünde / Nennicek uyut beni
Türküsünü çığırınca, tepki gösterdim:
- Hemşerim ayıp olmuyor mu? Onu senin yapman gerekmiyor mu?
- Neyi?
- Minareden atıp, aşağı inip tutmayı!
- Yok abi öylesine söyledim!
Rahatladım!
***
Bu arada, Politika Kasabasında siyasiler yarışık, çarşı karışıktı! Millet ise bahçesine tünemiş, buruşuktu!
İran, kimsenin itiraz edemediği bir büyük saldırı altındayken (kendisinin ateşlediği şüpheli) füzeler yüzünden tepki görüyor; Hatay’dan Malatya’ya, Diyarbakır’dan Gaziantep’e kadar çeşitli yerlere düşen, daha doğrusu vurularak düşürülen füzeler yüzünden tepesi atan Reis, ‘akıllı olun’ diyordu! Bahçeli destek, kurucu önder hak veriyordu.
İmamoğlu, farklı bir muhakeme ve mahkeme süreci yaşarken CHP de ‘Özel’ bir muamele görüyordu!
200’e yakın kız çocuğunu tek bombayla hayattan koparan Trump, bununla ilgili soruyu duymazdan geliyor, “İran’ın başına geçecek kişiyi ben seçerim” diyordu! Her fırsatta Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye kalkışan Batı, Trump’ın bu antidemokratik tavrı karşısında kulağını tıkıyor, gözünü kapatıyor, dilini yutuyordu…
***
Bu arada, Cengiz Özkan;
Üç güzel geliyor bağlardan beri / Taramış zülfünü vermiş tımarı
Ak göğsün üstünde zemzem pınarı / Almadın beni sarmadım seni
Diyerek, çermiğin altındaki derin derede şaşırıp kalıyordu!
Biri daha “Minareden at beni…” deyince, ‘ne oluyor arkadaş’ tepkisine büründüm!
- Şu mübarek günde, atıp tutacak başka bir yer bulamadınız mı? Küffar cami bombalayıp minare yıkarken bu minare fantezisi de neyin nesi?
Sanki diyen değilmişim gibi, kulağımın dibinde ünleyip derdini döktü:
Asbab serdim sicime / Uyma elin sözüne
Yar üstüme yar sevmiş / O gidiyo gücüme
“Bırak gitsin o zaman” dedim. Türküyle üzerime yürüdü:
Tiren gelir Hicaz'dan / Dudakların kirazdan
Sana bir çift sözüm var / Şimdi değil birazdan
Kaçmazsam başıma bir iş geleceğinden korkup topukladım! Peşim sıra ünledi:
Minareden at beni / İn aşağı tut beni
Dizlerinin üstünde / Nenni çek uyut beni
***
Esrarlı bir minare metaforuyla yamulan yüreğimi, meltem serinliği, güneş sıcaklığı ile düzeltmek için bir türkü tutturdum:
A buğdeyim buğdeyim / Sereyim gurudeyim
Senin dudu dilini / Ben nerde unudeyim