Ortadoğu Cumartesi sabahına siren sesleriyle uyandı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısında rejimin lideri Ali Hamaney, ailesi ve üst düzey komutanları öldürüldü. Burada doğrudan hedef rejime yönelik bir tasfiye operasyonu gibi görünüyor. Tabii bu rejim değişikliğinin sadece hava saldırılarıyla olmayacağı kesin, ama İran’daki düzeni sarsacak bir eşik gibi...

Bölgenin Enerji hatları, Hürmüz Boğazı, vekâlet savaşları, milis ağları ve bölgesel ittifaklar zincirleme reaksiyon üretirse orada işler daha da karışır. Ortadoğu’da hiçbir güç boşluk uzun süre boş kalmaz, tam da bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem İran’a hem de Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelere geçmiş olsun mesajı iletmesi çok taraflı diplomasi çizgisinin devamı. Ankara bu tip olaylarda herkesle temas yollarını açık tutmaktadır, tutmalıdır da.

Biz bu refleksi daha önce Rusya–Ukrayna savaşında da gördük. Türkiye ne bütünüyle bir bloğun uzantısı oldu ne de kenara çekildi. Arabuluculuk, tahıl koridoru, esir değişimi gibi hamlelerimiz çok taraflı diplomaside pratik üretme kapasitemizi tüm dünyaya göstermişti. Şu anki savaşta Türkiye’nin pozisyonu daha da kritik. Meseleye Türkiye jeopolitik gerçeklik kapsamında yaklaşmaya devam etmelidir. Sınır güvenliği, olası göç dalgası, enerji arz güvenliği ve ticaret koridorları doğrudan etkilenebilir.

Çok taraflı diplomasi, herkesi memnu etme çabası olarak görülüyor. Aksine, herkesle konuşabilme kapasitesini koruma stratejisidir. Ankara’nın hem Tahran’la hem Körfez’le hem de Batı ile temas kanallarını açık tutması; yarın bir ateşkes masası kurulacaksa o masada yer alma ihtimalini güçlendirir. Masada olmayanın menüde olduğu bir dönemde; bu basit gerçeği görmezden gelmek romantiklik olur. Özellikle Ortadoğu’da saflaşmaların maliyeti yüksek olmakla birlikte kazananı pek olmuyor.

Bir hatırlatmam da savaşın yeni enstrümanları üzerine! Dezenformasyon kampanyaları, deepfake videolar, sahte lider açıklamaları, korsan yayınlar ve kritik altyapılara yönelik siber saldırılar savaşa güçlü bir şekilde eşlik ediyor.

Sonuç olarak Ortadoğu yeni bir döneme giriyor. Güç boşluğu ve yeni ittifakları konuşacağız elbette ama rejim değişikliği olacağı kanaatinde değilim. Türkiye’nin değeri, böyle zamanlarda denge kurabilen bir aktör olmasında yatıyor.

Böylesi kırılgan bir jeopolitik tabloda, Türkiye’nin çok taraflı diplomasiyi esas alan, temas kanallarını açık tutan ve gerilimi değil dengeyi önceleyen tutumu takdire değerdir. Çünkü kriz veya savaş anlarında ölçülü olmanın çoğu zaman en güçlü pozisyon olduğunu hatırlayalım.