Türkiye’de yeni bir atama yapılır yapılmaz yaşanan şey artık şaşırtmıyor.

Dün akşam Cumhurbaşkanı kararnamesiyle İçişleri Bakanlığı’na atanan Mustafa Çiftçi, görevinin ilk saatlerinde icraatlarıyla değil, hafızlığı üzerinden tartışılmaya başlandı.

Daha ortada ne bir karar var,
ne bir uygulama,
ne bir sonuç…

Ama tartışma hazır.

Şunu en başta açıkça söyleyeyim:
Mustafa Çiftçi’yi yakından tanımıyorum. Dostum değil, çevremden biri değil.
Tam da bu yüzden meseleye tarafgirlikten uzak bakabiliyorum.

Ve gördüğüm şey şu:
Bu refleks bir eleştiri değil, alışıldık bir algı üretimi.

Erzurum’da, ondan önce Çorum’da ve başka görev yerlerinde uzun süre valilik yapmış bir isimden söz ediyoruz. Bu ülkede bir vali görevini kötü yapıyorsa, halk bunu sessizce sineye çekmez. Tepki doğar, kriz çıkar, çatlak büyür.
Ama Mustafa Çiftçi için yaygın ve güçlü bir “başarısız yönetici” anlatısı yok.

O hâlde soru şu:
İcraatla ilgili ciddi bir itiraz yoksa, bu gürültü neden?

Çünkü icraat konuşmak zahmetlidir.
Dosya ister, bilgi ister, emek ister.
Ama etiketlemek kolaydır.
Kimlik üzerinden vurmak daha da kolaydır.

“Hafız” kelimesi burada bir bilgi değil, bir işarettir.
Verilmek istenen mesaj açıktır:
“Dindar olabilir ama devlet yönetemez.”

Bu cümle açıkça söylenmez.
Söylense itici olur.
O yüzden algıyla dolaşıma sokulur.

Oysa hafızlık bir kusur değildir.
Disiplin ister, süreklilik ister, irade ister.
Devlet yönetimiyle çelişmez; karakter zemini oluşturur.
Ama bazı çevreler için tam da bu rahatsız edicidir.

Bu ülke artık şuna karar vermek zorunda:
İnsanları kimlikleriyle mi,
yoksa yaptıklarıyla mı tartacağız?

Çünkü cevap verilmezse her yeni isim aynı çarkta öğütülecek.

Unutmayalım:
Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Bırakalım, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı olarak ne yapacak görelim.
Kararlarını, uygulamalarını, sonuçlarını konuşalım.
Beğenmezsek eleştirelim;
ama peşin hükümle değil.

Algıyla insanları yok etmeye çalışmak bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadı.
Belki de bu atama bir şanstır.
Belki de yeni İçişleri Bakanı, doğru bir tercihtir.

Bunu sloganla değil,
icraatla anlayacağız.