Orhan Pamuk, başarılı bir romancı, her romanında aynı başarıyı yakalayamamış olsa da genel olarak başarılı bir romancı. Elbette bu konu tartışmaya kapalı değil, Pamuk’un kalemini başarılı bulmayanlar da olabilir.
Orhan Pamuk’un başarılı bir romancı olmasının Nobel onayı almasıyla bir alakası da yok, zira edebiyat dünyası da gayet iyi bilir ki Nobel ödülleri başarıyı ödüllendirme değil siyasi yönü olan ödüllerdir.
Orhan Pamuk’un bu ara konu edilmesinin tek nedeni, Masumiyet Müzesi romanının dizi olarak çekilmesi değil. Daha çok yaptığı vahim bir açıklama nedeniyle dikkatimi çekti.
“Bütün Ortadoğulu erkeklerin kafalarındaki pisliklerden bende de var.”
Pamuk, kadınlar hakkında iyi bir şey söylemeye çalışırken maalesef kendi zihni kötülüğünü ortaya saçtı. Orhan Bey, kadınlar hakkında iyi bir şey söylemenin erkekler hakkında, hatta sadece belli erkekler/Ortadoğulu erkekler hakkında kötü şeyler söylemeden mümkün olabileceğinden bihaber.
Orhan Pamuk, romanının dizi versiyonundan bahsederken kadın bir yönetmenle çalışmış olmanın daha doğru olduğunu belirtti. Çünkü kendisine göre bütün Ortadoğulu erkeklerin kafasında türlü pislikler varmış, bunu şu sözlerinden anlıyoruz: “Bütün Ortadoğulu erkeklerin kafalarındaki pisliklerden bende de var.”
Suç, kötülük, pislik… tüm bu olumsuz hasletler bireyseldir, insan sırf erkek olduğu için kafası pislik dolu değildir, herhangi bir Batılı da herhangi bir Doğulu da pislik olabilir ancak tüm Ortadoğulu erkekler pislik değildir. Maalesef Orhan Pamuk, toptancılığın, toptancı kötülemenin yanlış bir şey olduğunun bile farkında değil.
Orhan Pamuk’la ilgili edebiyat çevreleri, dil bilimciler birçok eleştiri yapmıştı. Hatta Türkçe’yi bilmediği bile söylenmişti. Ne edebiyatçı ne de dil bilimci olmadığım için bu konuda herhangi bir eleştiri sunamam ancak Orhan Pamuk’un vasat bir oryantalistten bile daha kötü zihin yapısını içinde tutamayıp sürekli dışa vurmasını eleştirebilirim zira bu, Pamuk’un ilk vukuatı değil.
Orhan Pamuk, 2004’te verdiği bir röportajda da Türk ve Müslüman erkeklere hakaret etmiş.
“Türkiye ve dünya meseleleri ilgili bir yazar olarak çıkıyorsun karşımıza. Kadın meselesini dünyanın ve Türkiye'nin bir meselesi olarak gördün mü hiç, ya da ne zaman gördün ilk?
-17-18 yaşından sonra ben tırnak içinde çok kitap okumaya ve bir entelektüel olmaya başladım. Tabii ki kadın meselesi denen şeyi de önce kitaplardan gördüm. Ama bu konuda söz almaktan iki nedenden dolayı isteksiz oldum.
Bir defa ben bir Türk erkeğiyim ve Türk erkeklerinin bütün berbatlıklarını da içimde şekil değiştirmiş bir biçimde taşıyorum. Her zaman erkek teşvikiyle yapılmış feminizm bana kötü gelir. Bir İslam ülkesi olarak Türkiye'de kadınların, Batıya göre, epey hırpalandıklarını biliyorum, görüyorum. Bunu görmek başka, hayatını, düşüncelerini buna göre şekillendirip buna göre tepki vermek başka.” ( https://bianet.org/haber/turk-erkeklerinin-berbatliklarini-tasiyorum-28083 )
Hayır, Orhan Pamuk’u birkaç cümle üzerinden linç etmeye kalkan kesimler gibi söylediği her sözü irdeleyerek “vurun abalıya” şeklinde eleştirmek gibi bir niyetim yok sadece şu kısma takıldım; içinde bulunduğu toplumun gerçeğini kendi perspektifinden gözlemleyemeyen, oryantalist bakışın “tüm Doğu kötüdür” ezberi dışında okuma yapamayan biri, bir yönü gözleme dayanan romancılık konusunda acaba başarılı mıdır?
Bitmedi.
Acaba Pamuk’un sorunlu perspektifi nedeniyle mi romanın kahramanı Kemal, pislik bir karakter olarak ele alınmıştır? Orhan Pamuk sadece roman yazmak için değil, sanat için değil de acaba Müslüman, Ortadoğulu, Türk erkeklerin tümünün nasıl pislik olduklarını anlatmak için mi romanı kullanmaktadır? Başta söylediğimin aksine, toptancı lanetleme misyonunu kalem üzerinden kusan biri, şu dakikadan itibaren acaba hala iyi bir romancı mıdır?
Erkeklerin de kadınların da kafasında bir sürü pislik var. Örneğin, kurumsal sapık, pisliğin en derin noktası Jeffrey Epstein’in sağ kolu bir kadındı, Ghislaine Maxwell.
Ortadoğu’da ya da Müslümanlar arasında sapıklar, pedofililer, kadınlara kötü davrananlar, çocuk yaşta evliliği savunanlar yok mu? Maalesef var ancak Ortadoğulular ve Müslümanlar bu sapkınlardan ibaret değil. Aynı şekilde Batılı erkeklerin tümünün ya da Yahudi erkeklerin tümünün Epstein olmadığı gibi…
Orhan Pamuk’a gelen birçok eleştiride de olduğu gibi, Epstein dosyalarının, çoğunluğu Batılı erkeklerden oluşan elitlerin sadece kafasında kurduğu değil eyleme döktükleri pisliklerin ortaya saçıldığı şu günlerde bile Orhan Bey’in aklına “erkek pisliği” denince sadece Ortadoğulu erkeklerin gelmesi, Orhan Pamuk’un kendisini de dahil ettiği pislik Ortadoğulu erkeklerden biri olmasından değil de tüm Ortadoğuluları pislik gören berbat bir zihne sahip olmasından kaynaklı gibi görünüyor.
Burada Orhan Bey’le ilgili bir şey daha ortaya çıkıyor; kadın istismarı. Nasıl mı?
Orhan Pamuk’un yirmi yıl arayla verdiği iki röportajda da görüldüğü gibi, Pamuk, Ortadoğulu, Türkiyeli kadınları sürekli konu ediyor ancak burada maksat kadın hakları değil Ortadoğulu erkeklerin tümünü karalama amacıyla kadınları konu ediyor, kadınları araçsallaştırıyor. Kadın istismarının birçok çeşitli var biri “Ortadoğulu ‘bazı’ erkeklerin kafasındaki pislik” olabilir ama bir diğeri kadınların Ortadoğu’yu yermek için kullanılması. Ve ne hikmetse her iki istismar da Orhan Pamuk’un zihninde var lakin bunun sebebi Pamuk’un Ortadoğulu olması değil, tam aksi ne Doğulu ne de Batılı olamaması, bunun yerine yersiz, yurtsuz bir “şey” olması. Ve “şey” olmasının kendisine verdiği rahatsızlığı da yine bir istismara daha imza atarak gidermeye çalışması: Ortadoğululara hakaret ederek. Bu da ancak Pamuk’un şahsiyetindeki değil kafasının içindeki pislikle açıklanabilir.