Karşı tarafta ise durum daha karmaşık ve belirsiz. En güçlü rakip olarak uzun zamandır konuşulan Ekrem İmamoğlu’nun durumu ise ayrı bir mesele.

Son dönemde Türkiye’de siyasi gündem, olası bir erken seçim veya normal takvimdeki seçim tartışmalarıyla oldukça hareketli.

Bu bağlamda iki ismin varlığı artık netleşmiş durumda gibi duruyor.

Biri mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diğeri ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Bu iki isim etrafında şekillenen senaryo, hem muhalefet hem de iktidar cephesinde ciddi tartışmalara yol açıyor.

Benim kanaatime göre, tablo bu şekilde ilerlerse Erdoğan’ın erken seçim kararı alma ihtimali de artıyor.

Olası bir seçimde Cumhur İttifakı tarafında Erdoğan’ın adaylığı neredeyse kesin görünüyor.

Karşı tarafta ise durum daha karmaşık ve belirsiz. En güçlü rakip olarak uzun zamandır konuşulan Ekrem İmamoğlu’nun durumu ise ayrı bir mesele.

İmamoğlu serbest bırakılsa bile, diploması nedeniyle aday olamayacağı yönündeki değerlendirmeler oldukça güçlü.

Bu nedenle Mansur Yavaş’ın adaylığı şimdilik en somut ve gerçekçi seçenek haline gelmiş durumda.

Mansur Yavaş’ın konumu burada kritik.

Ankara’daki performansı, geniş kitlelere hitap edebilen duruşu ve belediye başkanlığı tecrübesiyle öne çıkıyor.

Hatta kendisine yönelik herhangi bir operasyon yapılsa dahi adaylığının gündeme gelebileceği konuşuluyor.

Bu da Yavaş’ın siyasi olarak daha dayanıklı bir profil çizdiğini gösteriyor.

İmamoğlu’nun diploması engeliyle devre dışı kalması durumunda, muhalefetin doğal adayı olarak Yavaş’ın ismi daha fazla telaffuz ediliyor.

Burada dikkat çeken bir diğer nokta ise milliyetçi ve muhafazakâr kesimlerin tutumu.

Bence bu kesimlerde Mansur Yavaş’ın birincil tercih olması sürpriz olmayacak.

Yavaş, hem daha ılımlı ve uzlaşmacı bir imaj çiziyor hem de bazı milliyetçi grupların desteğini alabilecek bir isim olarak görülüyor.

Erdoğan karşısında daha “kabul edilebilir” bir alternatif olarak algılanması, özellikle MHP tabanında ve bazı muhafazakâr çevrelerde Yavaş’ı öne çıkarıyor.

Bu tercih, muhalefetin daha geniş bir koalisyon kurma çabasının da bir parçası olabilir.

Çünkü İmamoğlu’nun daha kutuplaştırıcı algılanan profili yerine Yavaş’ın daha “merkez”e yakın duruşu, bazı kesimleri muhalefete çekmek açısından avantaj sağlayabilir.

Tüm bu tabloda en belirsiz unsur ise DEM Parti’nin ne yapacağı.

Parti üçüncü yol stratejisi izlediğini sıkça vurguluyor.

Yani ne tam anlamıyla CHP’nin öncülüğündeki muhalefet bloğuna dahil oluyor ne de iktidara yakın duruyor.

Ancak barış sürecinin nasıl ilerleyeceği burada belirleyici olacak gibi duruyor.

Erdoğan açısından bakıldığında, DEM Parti’nin muhalefete tam destek vermemesi bile önemli bir kazanım olarak görülebilir.

Bu destek eksikliği, özellikle Kürtler’de oy dağılımını etkileyebilir.

Barış sürecinde atılacak adımlar veya atılmayacak adımlar, DEM’in seçimdeki konumlanmasını doğrudan şekillendirebilir.

Bu belirsizlik, hem muhalefet hem de iktidar için stratejik bir alan yaratıyor.

CHP içindeki mevcut kargaşa ve belirsizlik devam ederse, bu durum muhalefetin genel gücünü zayıflatıyor.

Parti içindeki tartışmalar, aday belirleme süreci ve genel istikrarsızlık, muhalefetin organize bir şekilde hareket etmesini zorlaştırıyor.

Böyle bir ortamda Mansur Yavaş’ın tek başına taşıyabileceği yük de artıyor.

Benim değerlendirmeme göre, eğer tablo bu yönde şekillenirse —yani Mansur Yavaş muhalefetin adayı olarak netleşir, DEM Parti’nin desteği belirsiz kalır, İmamoğlu’nun diploması nedeniyle devre dışı kalması kesinleşir ve CHP’deki iç tartışmalar sürerse— Erdoğan’ın erken seçim kararı alma ihtimali oldukça yüksek.

Erken seçim, iktidar açısından mevcut avantajları pekiştirmek ve muhalefetin toparlanmasına fırsat vermemek adına mantıklı bir hamle olabilir.

Bu senaryo gerçekleşirse Türkiye siyaseti yeni bir döneme girebilir. Erdoğan-Mansur Yavaş rekabeti, hem iç politika hem de dış politika açısından farklı dinamikler üretecektir.

Milliyetçi-muhafazakâr oyların dağılımı, DEM’in üçüncü yol stratejisinin ne kadar tutarlı olacağı ve CHP’nin kendi içindeki krizi aşma kapasitesi, seçimin sonucunu doğrudan etkileyecek unsurlar olacak.

Şu anki tabloya göre Mansur Yavaş’ın muhalefet adayı olarak öne çıkması ve Erdoğan’ın erken seçim kartını oynaması en olası gelişmelerden biri gibi duruyor.

Tabii ki siyaset öngörülemez,barış süreci, ekonomik gelişmeler veya beklenmedik olaylar her şeyi değiştirebilir.

Ancak mevcut veriler ve dinamikler ışığında yaptığım bu değerlendirme, önümüzdeki dönemde siyasi tartışmaların bu eksende şekilleneceğini gösteriyor.

Bunu tamamen mevcut siyasi işaretler ve mantıksal çıkarımlara dayanarak yazıyorum.

Farklı gelişmeler olursa tabii ki tablo değişebilir.