Tekman'ın insanları çalışkandır, misafirperverdir ve bir arada yaşamayı bilir. Ancak zaman zaman yaşanan bu tür olaylar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.
Bir toplumun gelişmesi, gerçekleri saklamasıyla değil, onları cesaretle kabul edip çözüm üretmesiyle mümkündür. Son bir kaç günde Tekman'da yaşanan bazı olaylar, tam da bu noktada hepimize önemli sorumluluklar yüklüyor.
Gazetecinin görevi, bu sorumlukları yerine getirmek, kamuoyunun ulaşamadığı bilgilere ulaşarak onları paylaşmaktır ve çözüm üretilmesini sağlamaktır.
Tekman’da ilk defa bir festival düzenlendi. Yoğun katılıma ve yapılan yorumlara bakılırsa Tekmanlıların bu festivale gerçekten ihtiyacı olduğunu ortaya koydu. Dolayısıyla katkısı olan şahısları ve kurumları bu konuda kutlamak gerekir. Tekmanlı bir gazeteci olarak bu önemli festivale yaptığım küçük katkı ise, bu anlamlı etkinliği haberleştirip hemşehrilerime ulaştırmak oldu. Bundan da oldukça mutluluk duydum. Yapılan haberin çokça okunup paylaşılması beni daha da mutlu etti.
Üç gün önce düzenlenen Tuz Festivali sürecinde yaşananlar, biz Tekmanlılara sorumluluklarımızı yeniden hatırlattı. Tekmanlı bir gazeteci olarak, edindiğim bilgilere göre bir sanatçı üzerinden festival yönetimi üstü kapalı tehditlere maruz kaldı. Görüştüğüm sorumlular festivalin provake edilmemesi için sanatçıyla konuşularak programdan çıkarıldığını söyledi. Sanatçının kendisiyle de görüştüm. Onu da ayrıca dinledim. Ancak daha sonra yapılan açıklamalarda olayla ilgili farklı gerekçeler öne sürüldü. Eğer gerçekten tehditler yaşandıysa, bunun açıkça ifade edilmesi ve sorunun üzerine gidilmesi gerekirdi. Çünkü toplumlar gerçeklerle güçlenir, söylentilerle değil.
Bir sanatçının sahneye çıkıp çıkmaması elbette organizasyonun kararı olabilir. Ancak kamuoyuna sunulan gerekçeler ile yaşanan gerçekler arasında bir fark oluştuğu düşünülüyorsa, burada zarar gören yalnızca ilgili sanatçı değil, aynı zamanda kurumlara duyulan güven olur.
Böyle durumlarda insanlar her şeyden önce doğruluk ve şeffaflık bekler.
Benzer bir tabloyu Tekman Kaymakamlık Futbol Turnuvası'nda da gördük. Yarı final karşılaşmalarında yaşanan gerginlikler ve kavgalar, sporun ruhuna yakışmayan görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu. Buna rağmen olayların kamuoyuna yalnızca ‘fair play ruhu içinde geçen maçlar’ şeklinde aktarılması, yaşananları görmezden gelmek anlamına gelir.
Oysa şiddeti yok saymak, onu ortadan kaldırmaz.
Tam tersine, üzeri örtülen her sorun büyüyerek geri döner. Sporun amacı insanları karşı karşıya getirmek değil, bir araya getirmektir. Eğer sahalarda kavga yaşanıyorsa, bunun nedenleri araştırılmalı, güvenlik tedbirleri daha da artırılmalı ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için somut adımlar atılmalıdır.
Burada eleştirilmesi gereken yalnızca kavgaya karışan kişiler ya da kavgaya sebep olanlar değildir. Organizasyonları düzenleyen kurumların da kendilerine şu soruyu sorması gerekir; ‘Bu olayların yaşanmaması için gereken tüm önlemleri aldık mı?’ Eğer cevap tam anlamıyla evet değilse, eksikleri konuşmak ve gidermek herkesin görevidir.
Tekman'ın insanları çalışkandır, misafirperverdir ve bir arada yaşamayı bilir. Ancak zaman zaman yaşanan bu tür olaylar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Şiddetle mücadele etmek için önce onun varlığını kabul etmek gerekir. Sorunları gizlemek ya da farklı göstermek, kısa vadede eleştirileri azaltabilir; fakat uzun vadede toplumsal güvene zarar verir.
Bugün ihtiyacımız olan şey suçlu aramak değil; doğruları konuşabilmektir. Kurumlar eleştiriden korkmamalıdır. Çünkü yapıcı eleştiri, düşmanlık değil, gelişmenin en önemli araçlarından biridir. Halkın beklentisi de budur.
Tekman daha güzel organizasyonlara, daha huzurlu spor etkinliklerine ve daha güçlü bir toplumsal birlikteliğe sahiptir. Bunun yolu da gerçekleri örtmekten değil, onlarla yüzleşmekten geçer. Çünkü güven, ancak doğrulukla inşa edilir. Ve bir toplumun en büyük sermayesi de sahip olduğu güvenden başka bir şey değildir.
Ez cümle, ortaya çıkan görüntüler, tehdit ve şiddet olayları biz Tekmanlılara yakışmıyor. Lütfen, üzüntüyle yazılan bu satırları bir eleştiri yazısı olarak okuyunuz. Yazıda başka bir niyet yoktur.